MAHKEMESİ: Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
DAVA TÜRÜ: Elatmanın Önlenmesi Ecrimisil Ve Eski Hale Getirme
İLK DERECE
MAHKEMESİ: Yunak Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Yunak Asliye Hukuk Mahkemesinin 21.03.2018 tarihli ve 2017/100 Esas, 2018/137 Karar sayılı kararıyla davanın reddine karar verilmiş, Mahkeme hükmüne karşı davacılar vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun kabulüne şeklinde hüküm kurulmuş olup, bu kez davalı vekilinin Bölge Adliye Mahkemesi kararını temyizi üzerine Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı vekili; ...’ın, 13.12.2013 tarihinde Akşehir Sulh Hukuk Mahkemesinin 2013/589 Esas ve 2013/834 Karar sayılı ilamı ile kısıtlandığını ve kendisine vasi olarak ...’ın atandığını, kısıtlı ... adına Konya İli Yunak İlçesi Ortakışla Mahallesinde kayıtlı gayrimenkullerin bulunduğunu, davalı tarafından 2012 yılı Ağustos ayından bu yana söz konusu taşınmazların fiilen kullanıldığını, taşınmazlara yapılan müdahalenin önlenmesi ve eski hale getirilmesi ve bahse konu taşınmazların davalılar tarafından haksız kullanımı sebebiyle fazlaya ilişkin hak ve taleplerini saklı tutmak kaydıyla toplam 1.000,00 TL’nin yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, 02/10/2015 tarihli keşif esnasında davacı vekilinin 132 ada, 11 parsel sayılı taşınmaz ile 138 ada, 3 parsel sayılı taşınmazlarla ilgili olarak dava ve taleplerinden feragat ettikleri yönünde beyanda bulunmuştur.
Dava devam ederken davacı ...'ın vefat ettiği, mirasçılarına tebligat çıkarıldığı ve mirasçıların davaya devam ettikleri görülmüştür.
Davalı; 2012 yılında ... ...’a ortak verdiklerini, tarla ile kendisinin hiçbir alakasının olmadığını beyanla davanın reddini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesince davanın sübuta ermediği gerekçesiyle reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekilince istinaf yoluna başvurulmuştur.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesinin 16. Hukuk Dairesinin 29.07.2019 tarihli ve 2018/2642 Esas, 2019/1840 Karar sayılı kararı ile davacının kayden maliki bulunduğu çekişmeye konu edilen tarla vasıflı 137 ada 6 parsel sayılı taşınmaza davalı tarafından kuyu yapıldığı, bu hususunun tanık anlatımı ve dosya kapsamı ile sabit olduğu, her ne kadar kuyu faal olmayıp fiilen hala davalı tarafından kullanılmıyor ise de kuyunun davalı tarafından yapıldığı hususunun davalının da kabulünde olduğu, davalının taşınmazda kayıttan ve mülkiyetten kaynaklı bir hakkının bulunmadığı gibi aralarında kira ilişkisi de kurulmadığı dolayısıyla davacının mülkiyetten kaynaklı tasarruf hakkının kısıtlandığı, davalının eyleminin haksız fiil niteliğinde olduğu, haksız fiil nedeniyle talep edilen dönem için ecrimisilden sorumlu tutulması gerektiği, mahkemece taşınmaz başında uzman bilirkişiler aracılığıyla yapılan keşif ve keşif sonucu alınan ecrimisil hesabına ilişkin bilirkişi raporunun denetime açık ve hükme esas almaya elverişli nitelikte olduğu gerekçesiyle yargılama sırasında feragat edilen 137 ada 11 parsel, 138 ada 3 parseller bakımından feragat beyanı nedeniyle anılan parseller bakımından davanın reddine, davacının mülkiyet hakkına üstünlük tanınmak suretiyle davalının davacıya ait 137 ada 6 parsel sayılı taşınmaza kuyu yapmak suretiyle yaptığı haksız el atmanın önlenmesine, talep edilen dönem için belirlenen ve ıslah edilen ecrimisilin kabulü yönünde hüküm kurulması gerektiğinden bahisle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne karar verilmiş, hüküm bu kez davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, elatmanın önlenmesi, eski hale getirme ve ecrimisil istemlerine ilişkindir.
1.Davalı vekilinin elatmanın önlenmesi ve eski hale getirme yönünden temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Bilindiği üzere 6100 sayılı HMK'nin 125/2. maddesinde “Davanın açılmasından sonra, dava konusu davacı tarafından devredilecek olursa, devralmış olan kişi, görülmekte olan davada davacı yerine geçer ve dava kaldığı yerden itibaren devam eder.” hükmü düzenlenmiştir.
Somut olayda; dava 31.10.2014 tarihinde açılmış olup, davacı davanın açıldığı tarihte dava konusu taşınmazın maliki iken 04.12.2018 tarihinde taşınmazın dava dışı ... Çekiç’e satış suretiyle devredildiği dosya içerisine alınan güncel tapu kaydından anlaşılmaktadır. Taşınmaz, dava açıldıktan sonra devredildiğinden, devralanın HMK'nin 125/2. maddesi gereğince davayı açan (önceki malik) davacı yerine geçtiğinin ve aktif dava ehliyeti bulunduğunun kabulü ile re’sen bu durumun yeni devralan malike ihbar edilmesi ve davayı takip edip etmemesine göre bir karar verilmesi gerekirken aksi yönde hüküm verilmesi isabetli olmamıştır.
2. Davalı vekilinin ecrimisile ilişkin temyiz itirazlarına gelince; 02.10.2015 tarihli keşif sırasında dinlenen mahalli bilirkişi ... ..., mahalli bilirkişi ... ... ve davacı tanığı ... Tolu, davacı tanığı ... ...; 137 ada 6 numaralı parsel içerisinde kaldığı tespit edilen söz konusu kuyunun davalı tarafından yaklaşık 10-15 sene önce yaptırıldığını, yaklaşık 5-6 senedir kuyunun faal olmadığını, davalının kuyuyu kullanmadığını, taşınmazın uzun süredir kullanılmadığını, taşınmazın yaklaşık 40 senedir sürülmediğini, dava konusu taşınmazı davalının kullandığına veya müdahalesinin olduğuna şahit olmadıkları yönünde beyanda bulundukları görülmüştür.
Diğer yandan; Ziraat Mühendisi ... ... tarafından düzenlenen 11.05.2016 havale tarihli bilirkişi ek raporunda ÇKS (çiftçi kayıt sistemi) kayıtlarında ekim yapıldığı belirtilmişse de ÇKS (çiftçi kayıt sistemi) kayıtları dosya içine alınmadan rapor tanzim edildiği görülmüştür. ÇKS (çiftçi kayıt sistemi) kayıtları da Yunak Ziraat Odasından getirtilerek davalının kullanımına ilişkin durumu değerlendirilip, davalının kayıt sisteminde müracaatı bulunup bulunmadığı hususunun değerlendirilmesi ve sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile karar verilmesi doğru olmamıştır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, HMK’nin 371. maddesi gereğince Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine, karardan bir suretin de İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 20.05.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.