MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : İcra Kaldırılması Ve Tahliye
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Davacı alacaklılar 01.05.2008 başlangıç tarihli yazılı kira akdine dayanarak 21.05.2013 tarihinde ayrı ayrı haciz ve tahliye talepli olarak başlattığı icra takipleri ile 01.05.2013 – 30.04.2014 tarihleri arası 1 yıllık peşin ödenmesi gereken kira bedelinden eksik ödenen 9.214,12 TL kira alacağının faiziyle tahsilini talep etmiş, ödeme emri davalı borçlu şirkete tebliğ edilmiştir. Davalı borçlu şirket vekili her iki takibe ilişkin itiraz dilekçesinde de, müvekkili bankanın herhangi bir borcunun bulunmadığını, ayrıca icra takibine konu edilen 08.05.2013 tarihli faturaya bankaları tarafından süresinde itiraz edildiğinden bu faturaya dayanılarak alacak iddia edilemeyeceğini bildirerek borca, faize ve tüm ferilerine itiraz etmiştir. Ödeme emrine davalı borçlu tarafından itiraz edilmesi üzerine, davacı alacaklılar İcra Mahkemesine başvurarak ayrı ayrı itirazın kaldırılması ve tahliye istemli dava açmıştır. Kuşadası İcra Hukuk Mahkemesinin 31/10/2013 tarihli ve 2013/241 Esas, 2013/476 Karar sayılı ilamı ile, iş bu 2015/451 sayılı dava dosyasının mahkemelerinin 2013/242 sayılı dosyası ile birleştirilmesine karar verilmiş ve dosyalar birlikte karara bağlanmıştır.
Mahkemece verilen ilk kararda, birden fazla kiralayanın ayrı ayrı takip açmak suretiyle tahliye isteminde bulunduğu, kiralayanların birden fazla olması halinde ayrı ayrı tahliye talep edemeyecekleri anlaşıldığından asıl dava dosyasında ve birleşen dava dosyasında tahliye isteminin reddine, sözleşmede KDV’nin fatura karşılığı ödeneceğinin kararlaştırıldığı, icra takiplerinde de bu faturalara dayanılarak alacak isteminde bulunulduğu, davalı tarafından faturalara itiraz edildiği, tek kira bedeli için şirketlerin ayrı ayrı fatura düzenledikleri, alacağın yargılamayı gerektirdiği anlaşıldığından asıl dava ve birleşen dava yönünden alacak isteminin reddine karar verilmiştir.
Mahkemece davanın reddine dair verilen ilk kararın davacılar tarafından temyizi üzerine Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 14.05.2015 tarihli ve 2015/4019 Esas, 2015/4978 Karar sayılı ilamı ile; “Mahkemece tahliye isteminin kiraya verenlerin ayrı ayrı takip başlatması nedeniyle reddine, alacak yönünden uyuşmazlık yargılamayı gerektirdiğinden bahisle istemin reddine karar verilmiş, hüküm davacılar vekili tarafından alacağa yönelik olarak temyiz edilmiştir. ... Davacılar vekili davanın takip konusu alacağın KDV nin ödenmemesinden kaynaklandığını açıklamıştır. Sözleşmenin 23. maddesinde açıkça KDV nin kira bedeli ile birlikte kiracı tarafından ödeneceği kararlaştırıldığına göre uyuşmazlık yargılamayı gerektirmediğinden mahkemece işin esasının incelenerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle alacağın reddine karar verilmesi doğru olmadığından kararın bozulması gerekmiştir.” gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyulmak suretiyle yapılan yargılama sonunda; kira sözleşmesinin 23-a maddesinde; "Kiraya veren KDV yükümlüsü ise kira bedeli ile birlikte tahakkuk edecek KDV tutarı, mutlak surette fatura karşılığında olmak üzere banka tarafından kiraya verene ödenecektir" hükmüne yer verildiği, davaya konu icra takibinin yapıldığı tarih itibariyle ilgili faturaların borçlu bankaya teslim edilmediği, buna göre taraflar arasında yapılan sözleşme hükümleri gereğince faturalandırılmayan miktarlar yönünden davalının sorumlu tutulamayacağı kanaatine varıldığından asıl ve birleşen davalar yönünden itirazın kaldırılmasına ilişkin taleplerine reddine, asıl ve birleşen dosyalarındaki davacının tahliye istemine ilişkin taleplerinin temyize konu edilmeyerek kesinleştiği anlaşıldığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş, karar davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kira alacağının tahsili için başlatılan takibe itirazın kaldırılması ve tahliye istemine ilişkindir.
1.Dosya kapsamına, toplanan delillere ve bozma ile kesinleşen hususların yeniden temyiz sebebi yapılmasına usul hükümleri elvermemiş bulunmasına göre temyiz eden davacı tarafın aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2. Davacılar vekilinin alacağa yönelik temyiz itirazlarına gelince,
Takipte dayanılan ve karara esas alınan 01.05.2008 başlangıç tarihli 10 yıl süreli kira sözleşmesi konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmamaktadır. Sözleşme ile 11 nolu bağımsız bölüm için yıllık net kira bedelinin 52.800,00 TL + KDV olduğu ve kira bedelinin yıllık peşin olarak ödeneceği kararlaştırılmıştır. Ayrıca sözleşmenin 2. maddesi ile, “Kiralanan yerin müteakip yıllar, her bir bağımsız bölüm için aylık net kira bedeli, TÜİK tarafından yayımlanan ÜFE bir önceki yılın aynı ayına göre değişim oranında artırılarak yıllık peşin olmak üzere ödenecektir” düzenlemesine yer verilmiştir. Sözleşmenin 23/a maddesi ile, kiraya veren KDV yükümlüsü ise, kira bedeli ile birlikte tahakkuk edecek KDV tutarının, mutlak surette fatura karşılığında olmak üzere banka (kiracı) tarafından kiraya verene ödeneceği kararlaştırılmıştır. Bu şart geçerli olup tarafları bağlar. Dosya kapsamından ve tarafların da kabulünde olduğu üzere, davacılar tarafından davalı kiracıya takibe konu döneme ilişkin KDV dahil kira bedelini gösterir 08.05.2013 tarih ve 81609 – 70809 nolu fatura gönderildiği anlaşılmaktadır. Bu durumda davacıların takip talebi ile KDV dahil kira alacağının tahsilini talep etmesinde sakınca bulunmamaktadır. Öte yandan kira sözleşmesinde kira bedelinin ne şekilde artırılacağı kararlaştırılmıştır. Bu durumda, davacı alacaklı tarafından dayanılan ve davalı tarafça da kabul edilen kira sözleşmesine göre kira miktarının ve KDV alacağının tespiti ve buna göre bakiye kira borcunun bulunup bulunmadığının belirlenmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi doğru değildir.
SONUÇ: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin tahliyeye yönelik temyiz itirazlarının reddine, 2 nolu bentte yazılı nedenle davacılar vekilinin alacağa ilişkin temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen Geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK'un 428 ve İİK'nin 366.maddesi uyarınca kararın alacağa hasren BOZULMASINA,taraflarca İİK'nin 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 27/11/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy