MAHKEMESİ:Aile Mahkemesi
DAVA TÜRÜ: Katkı Payı Ve Katılma Alacağı
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada bozma sonrası yapılan yargılama sonunda Mahkemece, asıl davanın kabulüne, birleşen davanın reddine karar verilmiş olup, hükmün birleşen davanın reddi yönünden davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı ... vekili, asıl davada evlilik birliği içinde 01.01.2002 öncesi ve sonrası davalı erkek adına edinilen bir kısım taşınmazlar yönünden, bozma sonrası birleşen davada ise davalının müteahhit olarak kat karşılığı inşaat sözleşmesi ile bina inşa ettiği dört parça taşınmaz yönünden mal rejiminin tasfiyesi ile alacak isteğinde bulunmuştur.
Davalı ... vekili, davacının katkısının bulunmadığını ileri sürerek davaların reddini savunmuştur.
Mahkemece verilen ilk kararda, davanın kısmen kabul kısmen reddine karar verilmiştir. Davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyiz itirazı üzerine yapılan inceleme neticesinde Daire'nin 2014/5553 Esas ve 2015/14152 Karar sayılı ilamıyla, dava konusu reddedilen 01.01.2002 öncesi davalı adına kayıtlı taşınmazlar yönünden talep miktarı gözetilerek davacı lehine TMK'nin 4. ve TBK'nin 50. maddeleri uyarınca uygun bir alacak miktarına hükmedilmesi, dava dilekçesinde 22 nolu ve 20 nolu bağımsız bölümler ile davalı adına Akbank hesabındaki paralara ilişkin alacak talebi de bulunduğundan bu talepler hakkında olumlu olumsuz bir karar verilmesi gerektiğine işaret edilerek hüküm davacı yararına bozulmuş, davalının tüm ve davacının diğer temyiz itirazları yerinde görülmeyerek reddedilmiştir. Davalı vekili tarafından karar düzeltme isteğinin reddine karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde, uyulan bozma ilamı kapsamı gereğince, davaya konu daha önce verilen karar kesinleşmiş olmakla bu hususlarda yeniden karar verilmesine yer olmadığına, bozma kapsamında kalan 01.01.2002 öncesi edinilen dava konusu taşınmazlar yönünden TMK'nin 4. ve TBK'nin 50. maddeleri uyarınca takdiren 20.000,00 TL'nin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, hükmedilen bu paraya dava tarihi 01.12.2006 tarihinden geçerli olmak üzere yasal faiz yürütülmesine, dava edilen Akbank hesabındaki alacak yönünden talebin reddine, bu dava ile birleşen Ankara 5. Aile Mahkemesinin 2010/1059 Esas sayılı dosyasındaki talep yönünden ise davanın reddine karar verilmiştir. Hüküm, süresi içerisinde birleşen davanın reddi yönünden davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, birleşen dava yönünden 21.05.2018 tarihli bilirkişi raporunun hükme esas alındığı, birleşen dava konusu edilen tüm taşınmazlar yönünden taşınmazların kat karşılığı inşaat sözleşmesine göre yapılmış olduğu, kar maliyet hesabına göre değerlendirme yapılması halinde o dosya üzerinden dava edilen taşınmazlar yönünden herhangi bir kar elde edilmediği, bilakis zarar doğduğu, Yargıtay'ın yerleşik içtihatları gereğince birleşen davadaki davaya konu taşınmazlar yönünden mal rejimine dayalı olarak davacının alacağı bir para bulunmadığı, çünkü taşınmazlar yönünden zarar edildiği, bunlar yönünden herhangi bir kar elde edilip, edinilmiş mal yerine geçen bir değer ortaya konulmadığı gerekçeleriyle birleşen dava yönünden davanın reddine karar verildiği anlaşılmaktadır.
Mahkemece yazılı şekilde tek bilirkişi tarafından tanzim edilen ve zarar tesbiti yapılan rapor hükme esas alınmış ise de dosya kapsamı incelendiğinde üçlü bilirkişi heyeti tarafından tanzim edilen ve kar tesbiti yapılan 27.06.2013 tarihli raporunda mevcut olduğu anlaşılmaktadır. İki rapor arasında 21.05.2018 tarihli bilirkişi raporuna neden itibar edildiği karar yerinden anlaşılamamıştır. Raporlar incelendiğinde davalının inşa ettiği binaların maliyet hesabında esas alınan değerler (belediye rayici-serbest piyasa rayici), bina maliyeti hesaplanırken esas alınan yıl (yapı ruhsat tarihi-binanın bitirildiği yıl), davalıya müteahhit olarak düşen dairelerin bedelleri ( kat irtifak tesis tarihi-binanın bitirildiği yıl) gibi farklılıklar bulunmakta olup bu doğrultuda ulaşılan sonuçlar da (zarar-kar) birbirinden farklı olmuştur. Raporların kendi içlerinde ve birbirleriyle çelişkili tespit ve değerlendirmeleri bulunduğu halde bu çelişkileri giderecek üçüncü bir rapor alınmaksızın ve ayrıca gerekçe gösterilmeksizin 21.05.2018 tarihli bilirkişi raporuna istinaden davanın reddi hatalı olmuştur.
Mahkemece yapılacak iş, daha önce bu dosyada görev almamış inşaat mühendisi, mimar ve mali müşavir olmak üzere üç teknik bilirkişiden oluşan heyetten 27.06.2013 ile 21.05.2018 tarihli raporlardaki çelişkileri giderecek şekilde, dosya kapsamına uygun, gerekçeli, denetlenebilir yeni bir rapor aldırılması ve oluşacak sonuca göre davacının birleşen davası yönünden bir karar verilmesi olmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda gösterilen nedenlerle davacı vekilinin yazılı temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün birleşen dava yönünden 6100 sayılı HMK'nin Geçici 3. maddesi yollaması ile HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 25.02.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.