MAHKEMESİ: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
DAVA TÜRÜ: Elatmanın Önlenmesi Ve Ecrimisil
İLK DERECE
MAHKEMESİ: Bakırköy 5. Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Bakırköy 5. Asliye Hukuk Mahkemesinin 17.07.2018 tarihli ve 2016/554 Esas, 2018/409 Karar sayılı kararıyla davanın elatmanın önlenmesi yönünden kabulüne, ecrimisil yönünden kısmen kabulüne kısmen reddine karar verilmiş, Mahkeme hükmüne karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına elatmanın önlenmesi yönünden davanın kabulüne ecrimisil yönünden davanın reddine şeklinde hüküm kurulmuş olup, bu kez davacı vekilinin Bölge Adliye Mahkemesi kararını temyizi üzerine Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava Elatmanın Önlenmesi ve Ecrimisil isteğine ilişkin olup mahkemece davanın elatmanın önlenmesi yönünden kabulüne, ecrimisil yönünden kısmen kabul kısmen reddine karar verilmiş olup hükme karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesince davalının istinaf başvurusunun kabulüne ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasına davanın elatmanın önlenmesi yönünden kabulüne ecrimisil yönünden reddine karar verilmiştir. Bu kez davacı vekilince ecrimisilin reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararı temyiz edilmiştir.
Bilindiği üzere; 6100 sayılı HMK'nin 362. maddesinde Bölge Adliye Mahkemelerinin temyiz olunamayan kararları düzenlenmiş, aynı maddenin 02.12.2016 tarihinde yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun’un 42. maddesiyle değişik 1/a bendinde de "Miktar veya değeri kırkbin Türk lirasını (bu tutar dahil) geçmeyen davalara ilişkin kararlar" hükmüne yer verilmiş; anılan 40.000,00 TL'lik kesinlik sınırı 2019 yılı itibarıyla 58800,00 TL olarak uygulanmaya başlamıştır.
Öte yandan, temyiz kesinlik sınırı içinde kalması nedeniyle temyiz kabiliyeti olmayan kararlara karşı temyiz isteği yönünden mahkemece bir karar verilebileceği gibi 01.06.1990 tarihli ve 3/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca Yargıtay tarafından da bir karar verilebilir.
Somut olaya gelince, temyize sadece ecrimisil alacağı konu edilmiş olup ecrimisil alacağı belirsiz alacak niteliğindedir. Davacı vekili, dava dilekçesinde 10000 TL ecrimisil talebinde bulunmuş olup alınan bilirkişi raporu doğrultusunda 19.09.2017 tarihli dilekçesi ile talebini 53941,00 TL daha artırmış ve harcını yatırmış olup toplamda 63941,00 TL ecrimisil talebinde bulunmuştur. Mahkemece dosya kapsamında alınan 2. ek rapora itibar edilerek 22.02.2013-22.11.2016 tarihleri arasındaki ecrimisil bedelinin 22.02.2013 -22.02.2014 tarihleri arasında 10.200,00TL, 22.02.2014 – 22.02.2015 tarihleri arasında 10.681,44TL, 22.02.2015 – 22.02.2016 tarihleri arasında 12.024,35TL ve 22.02.2016 – 22.11.2016 tarihleri arasında 9.164,41TL olduğu belirtilerek davacı lehine toplamda 42070,20 TL ecrimisile hükmedilmiştir. Davacı tarafından ilk derece mahkemesince lehine hükmedilen 42070,20TL lik bu miktar istinaf edilmediğinden Bölge Adliye Mahkemesince davacı aleyhine redde konu olmuş olup 2019 yılı itibarıyla temyiz kesinlik sınırı olan 58800,00 TL’nin altında kaldığı anlaşılmaktadır.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin ecrimisile yönelik temyiz itirazlarının 6100 sayılı HMK'nin 362. maddesi uyarınca 2019 yılı itibariyle miktar ve değeri 58800,00 TL yi geçmeyen Bölge Adliye Mahkemesi kararları kesin olduğundan değerden REDDİNE, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 20.05.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy