MAHKEMESİ:Ticaret Mahkemesi
DAVA TÜRÜ: İtirazın İptali
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı vekili, dava dilekçesinde, vekil eden şirket tarafından davalı şirket aleyhine İstanbul 25. İcra Müdürlüğünün 2012/20284 E. sayılı icra takip dosyası ile başlatılan takip ile 2008-2012 yılları arasında tahakkuk eden ayaklı reklam totemi kira bedeli talep olunduğunu, takibe davalı borçlu tarafından 09.07.2012 tarihinde tümüyle haksız ve kötüniyetli olarak itiraz edildiğini açıklayarak davalı borçlunun İstanbul 25. İcra Müdürlüğünün 2012/20284 E. sayılı icra takip dosyasında yapmış olduğu itirazın iptalini ve takibin devamını, takibe kötüniyetli olarak itiraz ederek durmasına yol açan davalı borçlunun takip miktarının % 40’ından az olmamak üzere icra inkar tazminatı ödemeye mahkum edilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde, davacı şirketin açılan dava ile Kocaeli Dilovası Mevkii 1. Bölgede yer alan ve Kadıköy 6. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2012/262 E. sayılı dosyasında iadesi için açılan dava neticesinde uzlaşma ile iade alınan totemin bahse konu yerde durmasının karşılığı 2008-2012 yılları arasındaki kira bedelini talep ettiği İstanbul 25. İcra Müdürlüğünün 2012/20284 E. sayılı dosyasının devamını talep ettiğini, davacının 2008-2012 yılları arasında talep ettiği kira bedeli ve dava dilekçesindeki gerekçelerinin vekil eden şirket tarafından kabulünün mümkün olamayacağını, bu nedenle davanın reddini savunarak davacı şirketin kötüniyetli icra takibi nedeniyle takip miktarının % 40’ından az olmayan kötüniyet tazminatına mahkum edilmesini talep etmiştir.
Davanın açıldığı İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesince taraflar arasındaki ilişkinin kira sözleşmesinden kaynaklı alacak davası olduğu ve bu nedenle HMK’nin 4. maddesi gereğince Sulh Hukuk Mahkemesinin görevine girdiği, Asliye Ticaret Mahkemesinin görevli olmadığı gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmesi üzerine dosyanın gönderildiği İstanbul 15. Sulh Hukuk Mahkemesince davanın kira ilişkisinden kaynaklı olmadığı, sözleşme dışı kullanım iddiasına dayalı ecrimisil talebine dayandığı gerekçesiyle görevli mahkemenin Sulh Hukuk Mahkemesi olmayıp İstanbul 15. Asliye Ticaret mahkemesi olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı vermesi üzerine, dosya yargı yeri belirlenmesi için Yargıtay 17. Hukuk Dairesine gönderilmiş, anılan daire yargı yeri belirlenmesi hususundaki 11.10.2013 tarihli, 2013/15859 Esas, 2013/13770 Karar sayılı ilamında somut olayda talebin, davalıya ait reklam panosunun, davacı şirkete ait arsada bulunması nedeni ile talep edilen alacağın tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkin olduğu, dosya kapsamına göre taraflar arasında kira sözleşmesinin varlığının kabulünü gerektiren kanıt bulunmadığı, 6102 sayılı TTK’nin 4/1. maddesi uyarınca, her iki tarafın da ticari işletmesi ile ilgili hususlardan doğan hukuk davalarının ticari dava olduğu, taraflar arasında kira ilişkisinin kanıtlanamaması nedeniyle uyuşmazlığın Ticaret Mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerektiğinin belirtilmesi üzerine dosyanın kendisine gönderildiği İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesince yargılamaya devam edilmiş bu mahkemece tamamlanan yargılama neticesinde, “davanın kısmen kabulü ile, davalının İstanbul 25. İcra Müdürlüğü'nün 2012/20284 E. Sayılı takip dosyasına yaptığı itirazının kısmen iptaline, takibin 22.781,83 TL üzerinden takip tarihinden itibaren yürütülecek avans faizi ile birlikte devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine; asıl alacak likit nitelikte olmakla, asıl alacak olan 22.781,83 TL'nin takdiren % 20 si oranında icra inkar tazminatına hükmolunmasına ve davalıdan tahsiline,” karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava; ecrimisil alacağına yönelik icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.
1. Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller Mahkemece takdir edilerek karar verildiğine ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. a) Faize yönelik temyiz itirazına gelince, ecrimisil ve tazminat temelinde niteliği itibariyle haksız eylem niteliğinde olduğundan yasal faiz uygulanması gerekirken, Mahkemece avans faizine karar verilmesi de doğru değil ise de bu yanlışlık yeniden yargılamayı gerektirmediğinden hüküm düzeltilerek onanması gerekmiştir.
b) İcra inkar tazminatına yönelik temyiz itirazına gelince, bilindiği üzere, İcra İflas Kanunu'nun 67. maddesi hükmüne göre; itirazın iptaline karar verilmesi halinde alacaklı taraf yararına icra inkâr tazminatına hükmedilebilmesi için alacaklı tarafın haklılığının tespit edilmiş olması yeterli olmayıp alacağın da likit ve muayyen, başka bir deyişle taraflarca önceden belirlenmiş veya basit bir işlemle hesaplanabilecek nitelikte olması, miktarının belirlenebilmesi için yargılamanın gerekmemesi zorunludur,
Diğer yandan bilindiği üzere, ecrimisil, hukuken haklı ve geçerli bir nedene dayanmaksızın taşınmazı kullanan kişinin taşınmaz malikine ödemesi gerekli olan, en azı kira, en çoğu mahrum kalınan gelir kaybı olan haksız işgal tazminatıdır. Haksız fiil alacağı niteliğindeki ecrimisilin varlığı ve miktarı alınan bilirkişi raporu ve yapılan yargılama neticesinde belirlenebilir.
Yasal düzenleme ve uygulama bu şekilde iken, somut olayda icra takibine ve incelenen itirazın iptali davasına konu edilen alacağın likit ya da muayyen olduğunu, bu miktarın yargılama yapılmaksızın basit bir hesaplama işlemiyle tespit edilebilir nitelikte olduğunu kabul etme olanağı bulunmamaktadır, bu sebeple icra inkar tazminatının reddi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde kabulüne dair hüküm kurulması doğru değil ise de bu yanlışlık yeniden yargılamayı gerektirmediğinden hükmün düzeltilerek onanması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (2.a) bendinde açıklanan sebeple, hükmün 1. bendinde yer alan “...avans faizi ile birlikte..” sözcüklerinin karar metninden çıkartılmasına yerine “...yasal faizi ile birlikte...” sözcüklerinin yazılmasına, yukarıda (2.b) bendinde açıklanan sebeple hükmün 2. bendinin hüküm fıkrasından tamamen çıkarılmasına ve bu suretle Yerel Mahkeme hükmünün 6100 sayılı HMK'nin Geçici 3. maddesi yollaması ile HMK'nin 370. maddesi (1086 sayılı HUMK'un 438/7. fıkrası) gereğince DÜZELTİLMİŞ BU ŞEKLİ İLE ONANMASINA, davalı vekilinin yukarıdaki (2.a) ve (2.b) bentleri kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının yukarıda 1.bentte açıklanan sebeplerle reddine, HUMK'un 440/III-1, 2, 3 ve 4. bentleri gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 05.03.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.