MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ: İtirazın İptali
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın taraf sıfatı yokluğundan reddine karar verilmiş olup, hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı vekili, 31 parsel sayılı taşınmazın paydaşlarından ... oğlu ...'in hak ve menfaatlerini korumak amacıyla ... Defterdarının kayyım olarak atandığını, ... İcra Müdürlüğünün 2011/1854 Esas sayılı dosyası ile davalı aleyhine 6.019 TL alacak ve 479,38 TL yasal faiz olmak üzere toplam 6.498,38 TL tutarında ilamsız icra takibi yapıldığını; ancak davalı tarafından süresi içerisinde borca ve ferilerine itiraz edildiğini, takibin durduğunu, davalının takibe yaptığı itirazın tamamen haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu iddia edilerek davalının itirazının iptaline ve takibin devamına, %20’den aşağı olmamak üzere tazminata hükmedilmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın taraf sıfatı yokluğundan reddine verilmiştir. Karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, ecrimisil alacağının tahsili için başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden, Mahkemece verilen ilk kararda; davanın, hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verildiği, kararın davacı vekili tarafından temyiz edildiği, Dairemizce, dava tarihinin 21.11.2014 olduğu; ancak dava tarihinde İİK'nin 67. maddesinde öngörülen hak düşürücü sürenin dolduğu gerekçesiyle davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verildiği, davanın, dava dilekçesinin tevzi edilerek kaydedildiği tarihte açılmış sayılacağı, Mahkemece işin esası hakkında yargılama yapılarak karar verilmesi gerekirken, davanın hak düşürücü süre içerisinde açılmadığı gerekçesiyle davanın reddi yönünde yazılı şekilde hüküm kurulduğu gerekçesiyle kararın bozulduğu; Mahkemece bozmaya uyularak eldeki kararda davanın kayyım sıfatıyla ecrimisil alacağının tahsili için başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali isteğine ilişkin olduğu, ... Sulh Hukuk Mahkemesinin 2009/727 Esas, 2009/873 Karar sayılı dosyasında, davacı tarafından dava dilekçesinde ... Asliye Hukuk Mahkemesinin 2006/482 Esas sayılı dosyası ile açılan tapu iptali ve tescil davasında ... Defterdarının davalı ... oğlu ... mirasçıları adına kayyum olarak atanmasına karar verildiği, verilen kararın hüküm fıkrasında "... İli, ... İlçesi, ... Köyü 31 parselde 864/288 hisse sahibi ... oğlu ... vereseleri adına davanın takibinde hazinenin hak ve menfaati bulunduğundan ... Defterdarı...'nın kayyım olarak atanmasına" denildiği, davacının, ... Sulh Hukuk Mahkemesinin 2009/727 Esas sayılı dosyasında verilen kararla ... Asliye Hukuk Mahkemesinin 2006/482 Esas sayılı dosyasında görülen tapu iptali ve tescil davası için atanmış olduğu, söz konusu kayyımlık kararında davacının yönetim kayyımı tayin edildiği izlenimini taşıyacak herhangi bir ibarenin yer almadığı, bu anlamda davacının Türk Medeni Kanunu'nun 426. maddesi uyarınca "Temsil Kayyımı" olarak atandığı halde Türk Medeni Kanunu'nun 427. maddesinde tanımlanan " Yönetim Kayyımı " olarak hareket ederek işbu davayı açtığı gerekçesiyle davacı taraf sıfatı yokluğundan davanın reddine karar verildiği sabittir.
3561 sayılı Mal Memurlarının Kayyım Tayin Edilmesine Dair Kanun'un 2. maddesi: “ 22.11.2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu'nun 427 nci maddesine göre, bir kimsenin uzun süreden beri bulunamaması veya oturduğu yerin bilinememesi veya ortada bulunmayan ve miras açıldığında sağ olup olmadığı ispatlanamayan mirasçının payının resmen yönetilmesi amacıyla kayyım atanmasının gerektiği hallerde, vesayet makamı; bu kimselerin malları üzerinde Hazinenin hak ve menfaati bulunup bulunmadığını, mahallin en büyük mal memurluğundan araştırır. Hazinenin hak ve menfaatinin söz konusu olduğunun anlaşılması hâlinde, mahallin en büyük mal memurunu yönetim kayyımı tayin eder…” hükmünü; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 427. maddesi ise: “Vesayet makamı, yönetimi kimseye ait olmayan mallar için gereken önlemleri alır ve özellikle aşağıdaki hallerde bir yönetim kayyımı atar. 1. Bir kimse uzun süreden beri bulunamaz ve oturduğu yer de bilinemezse…” hükümlerini ihtiva etmektedir .
Somut olayda, ... Sulh Hukuk Mahkemesinin 2009/727 Esas ve 2009/873 Karar sayılı dosyasında davacı tarafından dava dilekçesinde ... Asliye Hukuk Mahkemesinin 2006/482 Esas sayılı dosyası ile açılan tapu iptali ve tescil davasında ... Defterdarının davalı ... oğlu ... mirasçıları adına, 3561 sayılı Yasa'nın 2. maddesi uyarınca kayyım olarak atanmasına karar verilmesi talep edilmiş; verilen kararın hüküm fıkrasında "... İli ... İlçesi ... Köyü 31 parselde 864/288 hisse sahibi ... oğlu ... vereseleri adına davanın takibinde hazinenin hak ve menfaati bulunduğundan ... Defterdarı...'nın kayyım olarak atanmasına" karar verilmiş olup davacı yan TMK’nin 427. maddesinde ifade edilen yönetim kayyımı olarak atanmış olduğundan, mahkemece ilk karar sonrası bozma ilamında belirtildiği üzere dosya esası hakkında karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirmeyle taraf sıfatı bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş olması doğru değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüne, usul ve yasaya aykırı olan hükmün 6100 sayılı HMK'nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, HUMK'un 440/III-1, 2, 3 ve 4. bentleri gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 27.05.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.