MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ: Vakfa Ait Taşınmazın Yönetilmesinden Kaynaklanan Alacak
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Dava dilekçesinde, davacı Vakıf adına tesciline karar verilen taşınmazın davalı kayyım tarafından yönetildiği dönemlerde elde edilen ecrimisil ve kira gelirlerinin kanuni faizi ile tahsili istenmiş; Mahkemece Haziran 1994 ila 10.12.2010 tarihleri arasında elde edilen 69.729,89 TL'nin dava tarihinden sonraki nemaları ile birlikte davalı kayyımdan tahsiline dair verilen ilk karar Dairemizce, davalı tarafın zamanaşımı def'inde bulunduğu nazara alınarak bu husus hakkında olumlu olumsuz bir karar verilmeden, işin esasına girilerek davanın kabulü doğru görülmeyerek bozulmuş, mahkemece bozma ilamına uyularak 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 82/1.maddesi gereği sebepsiz zenginleşmelerden doğan borçlar, istirdat hakkının var olduğunun öğrenilmesinden itibaren 2 yıl ve her halde zenginleşmenin üzerinden 10 yıl geçmekle zamanaşımına uğradığı, somut olayda öğrenmeden itibaren 2 yıllık zamanaşımı süresinin geçtiği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Davanın zamanaşımdan dolayı reddine dair verilen karar, davacı Vakıf vekili tarafından temyiz edilmiştir.
04.06.1958 tarihli ve 15/6 Sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme kararı gereğince, maddi olayları açıklamak taraflara; ileri sürülen olayları hukuken nitelemek, uygulanacak Kanun hükümlerini tesbit etmek ve uygulamak görevi hakime aittir. Nitekim 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 33. maddesinde hâkimin, Türk Hukuku'nu resen uygulayacağı belirtilmiştir. Bu ilke gereği açılan davayı nitelemek ve açılmış bir dava hakkında doğru hukuk kurallarını bulup uygulamak hâkime düşen bir görevdir.
Dava, 3561 sayılı Kanun'un 2.maddesi gereği taşınmaz malikleri ile Hazine'nin menfaatinin korunması için atanan yönetim kayyımı defterdardan taşınmazı yönettiği dönemlerde elde ettiği gelirlerin tahsili istemine ilişkindir.
Sebepsiz zenginleşme, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 77. maddesi gereği haklı bir sebep olmaksızın, bir başkasının malvarlığından veya emeğinden zenginleşen, bu zenginleşmeyi geri vermekle yükümlü olduğu, bu yükümlülüğün, özellikle zenginleşmenin geçerli olmayan veya gerçekleşmemiş ya da sona ermiş bir sebebe dayanması durumunda doğmuş olacağı düzenlenmiştir.
Vesayet, kayyımlık ile gaipliğin ise 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nda düzenlendiği, buna göre 403/son maddesi gereği bu Kanunun vasi hakkındaki hükümleri, aksi belirtilmiş olmadıkça kayyım hakkında da uygulanır.” şeklindeki düzenleme ile vasi hakkındaki hükümlerin kanunda aksine hüküm bulunmadığı durumlarda kayyımlar için de geçerli olacağı, 427.madde gereği vesayet makamının, yönetimi kimseye ait olmayan mallar için gereken önlemleri alacağı ve özellikle bir kimsenin uzun süreden beri bulunamaması ve oturduğu yerin de bilinemezse, mallarının yönetimi için kayyım atayacağı, yönetim kayyımının görevinin 477.maddesi gereği kayyımın atanmasını gerektiren sebebin ortadan kalkması veya kayyımın görevden alınmasıyla sona erdiği, kayyımın sorumluluğu yönünden 403.maddenin göndermesi ile vesayetin sona ermesi halinde vasinin sorumluluğunun 489.madde ila 494.maddeler arasında düzenlediği, 492.madde gereği sorumlu vasi ve kayyıma karşı açılacak tazminat davasının kesin hesabın tebliğ edildiği tarihten başlayarak bir yıl geçmekle zamanaşımına uğrayacağı düzenlenmiştir.
Aynı Kanun'un 585.maddesi gereği gaip ortaya çıkarsa veya üstün hak sahibi olduklarını ileri sürenler bu sıfatlarını ispat ederlerse, tereke mallarını teslim almış olanlar, aldıkları malları zilyetlik kuralları uyarınca geri vermekle yükümlü oldukları, iyiniyetli olanların üstün hak sahiplerine geri verme yükümlülüklerinin, miras sebebiyle istihkak davasına ilişkin zamanaşımı süresine tâbi olduğu düzenlenmiş, atıf maddesi olan 639.madde ise miras sebebiyle istihkak davasının, davacının kendisinin mirasçı olduğunu ve iyiniyetli davalının terekeyi veya tereke malını elinde bulundurduğunu öğrendiği tarihten başlayarak bir yıl ve her hâlde mirasbırakanın ölümünün veya vasiyetnamenin açılmasının üzerinden on yıl geçmekle zamanaşımına uğrayacağı düzenlenmiştir.
Dosya içerisindeki bilgi ve belgelerden, davacı vakfın, mülga 2762 sayılı Vakıflar Yasası kapsamında cemaat vakfı olduğu, davaya konu ... İli, ... İlçesi, ... Mahallesi Pafta-479, Ada-2636, Parsel-6 sayılı ve 11 kapı nolu taşınmazın 19.06.1961 tarihli kadastro tespiti sırasında ... oğlu ... adına tapuya tescil edildiği, ... 1.Sulh Hukuk Mahkemesinin 1992/1149-1993/37 sayılı ve 27.01.1993 tarihli kararıyla taşınmazın maliki ... oğlu ...'in gaip olması nedeni ile 3561 sayılı Yasanın 2. maddesi gereği ... Defterdarının kayyım olarak atandığı, kayyım hesap cetveline göre 28.07.1994 tarihinden 07.12.2010 tarihine kadar 56.529,20 TL kira ve ecrimisil geliri elde edildiği, 26.06.2014 tarihi itibari ile nemalandırılmış ve yönetim gideri düşülmüş miktarın 69.729,89 TL olduğu, davacı Vakfın taşınmazın gerçek maliki olduğundan bahisle ... 2.Asliye Hukuk Mahkemesince Vakıflar ve Kayyım aleyhinde açılan 2000/307 E. Sayılı dava sonucu Mahkemenin 01.07.2011 tarihinde kesinleşen 2009/105-2010/150 sayılı ve 05.05.2010 tarihli kararıyla taşınmazın ... oğlu ... adına olan tapu kaydı iptal edilerek davacı Vakıf adına tesciline karar verdiği, 28.02.2008tarih ve 5737 sayılı Vakıflar Yasanın Geçici 7.maddesinin (a) bendi uyarınca taşınmazın Vakıflar Meclisi Kararıyla 14.09.2010 tarih ve 11270 yevmiye no ile tapuda davacı Vakıf adına tescil edilmiş olduğu anlaşılmıştır.
Yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda, davalı kayyımın Kanun'dan dolayı mahkeme kararı ile taşınmazı yönettiği, dolayısı ile 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 77 ve devamı maddeleri kapsamında sebepsiz zenginleşme hükümlerinin uygulanamayacağı, yine vasi ve kayyımın sorumluluğuna dair açılacak tazminat davasına dair TMK'nin 492.maddesindeki zamanaşımı maddesinin de somut uyuşmazlıkta uygulama yeri olmadığı, uyuşmazlıkta uygulanması gereken maddenin TMK'nin 585.maddesi göndermesi ile aynı Kanun'un 639.madde hükmü olduğu, buna göre iyiniyetli davalıya karşı açılacak davada öğrenmeden itibaren bir yıl ve herhalde on yıl geçmekle zamanaşımına uğrayacağı, dava konusu taşınmazın 5737 sayılı Vakıflar Yasanın Geçici 7.maddesinin (a) bendi uyarınca Vakıflar Meclisi Kararıyla 14.09.2010 tarih ve 11270 yevmiye no ile tapuda davacı Vakıf adına tescil edildiği, son öğrenme tarihinin tapuya tescil tarihi olduğu, buna göre davanın açıldığı 21.05.2014 tarihi itibari ile zamanaşımı süresinin dolduğu anlaşıldığından davanın bu gerekçe ile reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle red kararı verilmesi doğru değil ise de, bu husus yeniden yargılama yapmayı gerektirmediğinden ve hükmün redde ilişkin bölümü sonucu itibari ile doğru görüldüğünden, HUMK'nun 438/7 maddesi uyarınca, hükmün gerekçesinin açıklanan şekilde değiştirilerek kararın düzeltilerek onanması uygun görülmüştür.
SONUÇ: Davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile, yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün gerekçesi düzeltilmiş bu şekliyle ONANMASINA, taraflarca HUMK'un 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme talebinde bulunulabileceğine, istek halinde peşin harcın temyiz edene iadesine, 19.02.2020 gününde oy birliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy