MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ: Paydaşlar Arası Ecrimisil
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı, mirasbırakanlarından intikal edip davalı ile birlikte paydaşı oldukları 462 ada 1 parsel sayılı taşınmazın, davalı tarafından tek başına kullanıldığını ileri sürerek ecrimisile karar verilmesini istemiştir.
Davalı, mirasbırakanın taşınmazı kendisine vasiyet ettiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, vasiyet iptal edilene kadar geçerliliğini koruyacağı ve davalının da buna dayanarak çekişmeli taşınmazı kullandığı gerekçesiyle davanın reddine dair verilen karar, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Dava, paydaşlar arasında ecrimisil isteğine ilişkindir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; çekişmeli, bahçeli kargir ev nitelikli 462 ada 1 parsel sayılı taşınmazın dava dışı ... ile tarafların mirasbırakanı ... adına elbirliği mülkiyetine tabi olarak kayıtlı olduğu, mirasbırakan ...'in 01.03.2013 tarihinde ölümü ile geriye mirasçı olarak davacı kızı ... ve davalı oğlu ...'ın kaldığı, murisin vasiyetnamesinin Mahkeme'nin 24.03.2016 günlü 2013/160E – 2016/70K sayılı kararı ile iptaline karar verildiği, kararın Yargıtay 3.Hukuk Dairesi'nin 22.05.2018 günlü 2016/15013E – 2018/5573K sayılı kararı ile onanmasına karar verilerek, karar düzeltme isteminin de reddine karar verildiği sabittir.
Bilindiği üzere, vasiyetnamenin iptaline ilişkin davalar sonucu verilen kararlar kurucu değil açıklayıcı niteliktedir.
Somut olayda, kesinleşen mahkeme kararı ile mirasbırakanın vasiyetname düzenleme zamanında fiil ehliyetine haiz olmadığı gerekçesiyle iptaline karar verilmesine vasiyetname gereği taşınmazı kullanan davalının iyiniyetli olduğu söylenemez.
Hal böyle olunca, taraf delilleri değerlendirilerek tespit edilecek ecrimisile karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden, Kabulüyle, hükmün 6100 sayılı HMK'nin geçici 3.maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, HUMK'un 440/III-1, 2, 3 ve 4. bentleri gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna ve peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 27.02.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy