MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ: Ecrimisil
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Davacı vekili, 242 ada 3 parsel sayılı taşınmazın toplam 62369/72000 tapu payının maliklerinin gaip olması nedeniyle Beykoz Sulh Hukuk Mahkemesinin 1991/346-703 sayılı kararı ile İstanbul Defterdarının ... tayin edildiğini bu taşınmazın 312 m2'lik kısmına bina yapmak suretiyle davalının tecavüz ve müdahalede bulunduğunu, bu nedenle 01.01.1996 ile 30.06.2005 tarihleri arasında birikmiş 15.536,00 TL işgal tazminatının yıllık tahakkuk tarihleri itibariyle hesaplanacak yasal fazi talebi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesini dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesi ile, zaman aşımı itirazında bulunarak, usul ve esas yönünden açılan davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulü ile, Haksız işgal tazminatı olarak, 60,70 TL'sinin 31.12.2000 tarihinden itibaren, 532,30 TL'sinin 31.12.2001 tarihinden itibaren, 787,92 T'L'sinin 31.12.2002 tarihinden itibaren, 1.266,48 TL'sinin 31.12.2003 tarihinden itibaren, 1.918,30 TL'sinin 31.12.2004 tarihinden itibaren, 2.068,20 TL'sinin 14.11.2005 tarihinden itibaren, işleyecek olan yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine ilişkin verilen karar davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, yerinde keşif yapılarak araştırma yapılması, paydaşlar arasında fiili kullanma biçiminin oluşup oluşmadığının, oluşmuş ise davalının kullanımında olan bölümün kimin kullanımına bırakıldığının, oluşmamış ise davacının kullanacağı bir bölümün olup olmadığının, ya da taşınmazda paydaş olmayan kişilerin kullandığı bir bölüm olup olmadığının açıklığa kavuşturulması ve varılacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerektiği gerekçesi ile Yargıtay 1. Hukuk Dairesi'nin 06.11.2013 tarihli ve 2013/12552 Esas, 2013/15260 Karar sayılı sayılı ilamı ile bozulması üzerine bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda, davanın reddine karar verilmiştir. Hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, paydaşlar arasında ecrimisil isteğine ilişkindir.
Tüm dosya içeriği ve toplanan delilerden, dava konusu 242 ada 3 parsel sayılı 4500/72000 hisse maliki ..., 2674/72000 hisse maliki Zeynep (... karısı), 7490/72000 hisse maliki ... (... oğlu), 3745/72000 hisse maliki ..., (... kızı), 9630/72000 hisse maliki ... (... oğlu), 1070/72000 hisse maliki ... (... oğlu), 8560/72000 hisse maliki ... (... kızı), 10700/72000 hisse maliki ... (... kızı), 7000/72000 hisse maliki ... (... oğlu), 3500/72000 hisse maliki ... (... kızı), 3500/72000 isse maliki ... (... oğlu), 3500/72000 hisse maliki ... (... kızı), 3500/72000 hisse maliki ... (... kızı), 2750/288000 hisse maliki davalı ..., diğer 3 kişiler adına paylı mülkiyet şeklinde kayıtlı olduğu ve ...nin sahibi olduğu 62369/72000 hisseye İstanbul Defterdarının ... olarak atandığı anlaşılmaktadır.
Somut olaya gelince, Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 06.11.2013 tarihli ve 2013/12552 Esas, 2013/15260 Karar sayılı sayılı bozma ilamında belirtilen davacının kullanacağı bir bölümün olup olmadığının tespiti için 27.05.2015 tarihinde harita, uzman ve inşaat bilirkişinin katılımıyla taşınmaz başında keşif icra edildiği, keşif sonrasında 12.12.2016 tarihli uzman ve inşaat bilirkişisinin hazırlamış olduğu ek bilirkişi raporunda, davalı tapuda 34.40 m2 malik olmasına rağmen 312 m2 alan kullandığı ve ... atanan kişilerin fiilen kullanabileceği alanın olmadığının tespit edildiği, yine bozma üzerine yapılan keşif sonrasında 13.11.2018 tarihli harita bilirkişisinin hazırlamış olduğu ek bilirkişi raporunda, 6 Nolu ... Bebek mirasçıları, 7 nolu... Emanet’in tapu kaydındaki maliklerle akrabalık veya kiracılık şeklinde bir ilişkisinin bulunmadığı, diğer işgalcilerin İse tapu kaydındaki maliklerle akrabalık ilişkisinin bulunduğu yada tapuda kendi adlarına kayıtlı olduğu,... isimli tapu malikleri ile Maliye Hazinesi’nin ise zeminde herhangi bir kullanmadığı tespit edilmiştir.
Mahkemece dava konusu taşınmazda maliklerle akrabalık ya da kiracılık ilişkisi bulunmadığı halde kayyımın bu kişilere karşı dava açmak yerine tapuda malik olan davalılara karşı bu davayı açamayacağı, bu anlamda davacının malik ya da kiracı sıfatı bulunmaksızın taşınmazı kullanan kişilere karşı dava açtığı takdirde taşınmazda kullanım yeri de bulunabileceği gerekçesiyle davanın reddine karar vermesi dosya kapsamına uygun düşmemektedir. Bozma sonrasında yapılan keşif sonrasında alınan bilirkişi raporunda ... atanan kişilerin fiilen kullanabileceği alanın olmadığı, davalıların 242 ada 3 parselde 2750/288000 hissesinin bulunduğu, davalıların hissesine düşen miktarın 34,40 m2 olduğu, davalıların fiilen 312,00 m2 alanı kullandığı, davalıların tapu kaydına göre kendilerine düşen paydan fazla yer kullandıkları anlaşılmaktadır. Sonuç olarak, davacının payı, davalıların payından fazla olmakla, davalıların payından fazla miktarda alanı kullanıldıkları anlaşıldığından ecrimisile hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru değildir.
SONUÇ: Davacı vekilinin temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde olduğundan kabulüyle hükmün HMK'nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla ve HUMK'un 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, HUMK'un 440/III-1, 2, 3 ve 4. bentleri gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna, 06.07.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.