MAHKEMESİ: Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
DAVA TÜRÜ: Alacak
İLK DERECE
MAHKEMESİ: Kastamonu 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Kastamonu 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 28.11.2017 tarihli ve 2013/130 Esas, 2017/328 Karar sayılı kararıyla davanın reddine karar verilmiş, Mahkeme hükmüne karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun esastan reddine şeklinde hüküm kurulmuş olup, bu kez davacı vekilinin Bölge Adliye Mahkemesi kararını temyizi üzerine Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı mülhak vakıf vekili dava dilekçesinde, başlangıçta vakfedilen bir çok taşınmaz bulunmasına rağmen, mütevelli tayin edilen ... Huzuroğlu'na ... tarafından yalnızca iki adet taşınmaz teslim edildiğini, taşınmazların ne suretle vakfın elinden çıkmış olduğu konusunda davalı ...'ne ve Kastamonu Vakıflar Bölge Müdürlüğü'ne yaptıkları başvuruların yanıtsız kaldığını belirterek, dava dilekçesinde tapu bilgileri verilen 23 adet taşınmaz tespit edilmek suretiyle, bunlara ait satış ve taviz bedellerine ilişkin şimdilik 3000 TL’nin dava tarihinden itibaren yasal faiziyle davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde, davacı tarafın mülhak bir vakıf olup mütevelli eliyle yönetildiğini, taşınmazların sorumluluğunun kendilerine ait olduğunu, husumete itiraz ettiklerini belirterek, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece davanın reddine dair verilen karar hakkında, davacı vekili istinaf yoluna başvurmuş, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine dair verilen karar, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Dava, vakfa ait taşınmazların satışından elde edilen gelire ilişkin alacak davasıdır.
1. Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller Mahkemece takdir edilerek karar verildiğine ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Somut olayda, dava konusu mülhak Huzurzade El Hac ... Efendi Bin ... Vakfı vakfiyesinde bir çok taşınmaz bulunmasına rağmen davalı idare tarafından son mütevelliye 2 adet taşınmazın teslim edildiği, taşınmazların vakfın iradesi dışında davalı idare tarafından elden çıkarıldığı, söz konusu taşınmazların satış ve taviz terkin bedellerinin davalı idare tarafından gelir kaydedildiği iddia edilmiş, davalı kurum ise davacı vakfın mülhak bir vakıf olup, idare ve sorumluluğun kendilerine ait olduğunu iddia etmiştir.
Dosya arasında bulunan vakıf şahsiyet kaydına göre; Hicri 1259/Miladi 1843 tarihinden beri mütevelli eliyle yönetilen vakıf, 1949-1951, 1958-1967, 1994-1995, 2009-2010 tarihleri arasında 2762 sayılı Vakıflar Kanunu’nun 19. ve 21. maddeleri uyarınca Vakıflar Genel Müdürlüğünce emaneten yönetilmiştir.
Dava konusu taşınmazların satışının yapıldığı dönemde yürürlükte bulunan 2762 sayılı Vakıflar Kanunu 12. maddesine göre; "Mevkilerine ve temin ettikleri menfaate göre kalmaları gerekli görülmeyen mazbut ve mülhak vakıflara ait akar ve toprakları idare meclisinin kararı ile satmağa veya başka gayri menkulle değiştirmeğe Umum Müdürlük selahiyetlidir. Bu satışlarla elde edilecek paralar tercihan mahallerinde akar satın almağa veya yaptırmağa veya o vakfın mevcut akarının tamirine sarf olunur. Mülhak vakıflarda, idare meclisi, karar vermeden evvel o vakıf mütevellisinin mütalaasını alır.". Aynı Kanun'un 13. maddesine göre; "10' uncu ve 12' nci maddelere göre satılacak mallardan ele geçecek paranın bu maddelerde gösterilen yerlere sarf edilinceye kadar nemalandırılması mecburidir.".
Dosya içerisindeki tapu kayıtlarına göre, vakfın görüşü alınmadan davalı idare tarafından satıldığı iddia edilen 23 parça taşınmazdan, yalnız dava dilekçesinde 2. sırada bulunan, cilt:181, sayfa:89, no:4 sayılı taşınmazın(gittisi cilt:387, sayfa:23, no:23) Vakıflar Umum Müdürlüğünü temsilen Kastamonu Vakıflar Memuru Ahmet Büyüközün tarafından, Kastamonu Belediyesine 14.07.1960 tarihinde 24.505 liraya, vakfın emaneten davalı kurum tarafından yönetildiği dönemde satıldığı, diğer taşınmazların ise mütevelli yönetimindeyken satıldığı anlaşılmaktadır. Söz konusu taşınmaz gelirinin nereye sarf edildiğine ilişkin yazılan müzekkereye davalı kurum tarafından verilen 04.03.2016 tarihli cevapta, satış bedelinin ... bütçesine mi, yoksa vakfın hesabına mı yatırıldığı konusunda yapılan incelemede kurum kayıtlarında bilgi ve belgeye rastlanılmadığı bildirilmiştir.
Mahkemece davanın reddine karar verilip davacı tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince, davalı tarafından vakfa ait mallar üzerinde bir tasarrufun bulunmadığı, davacı tarafça ileri sürülen Vakıf mallarının satışına yönelik elde edilen gelirin ödenmediğine ilişkin iddianın varlığının ispat edilemediği görüldüğünden, açılan davanın reddine karar verilmesinde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle, istinaf başvurusu esastan reddedilmiş ise de, somut olayda davalı kurum yönetimindeyken satılan taşınmaz gelirinin nereye sarf edildiğine ilişkin ispat yükü davalı tarafta olup iddiasını ispat edememiştir.
Mahkemece, dava konusu cilt:181, sayfa:89, no:4 sayılı taşınmazın(gittisi cilt:387, sayfa:23, no:23) satış bedelinin dava dilekçesinde talep edildiği üzere, bedelinin tahsil edildiği tarihteki altın, döviz kuru ve enflasyon değerlerinin ortalamasına göre güncel karşılığı tespit edilerek, davanın bu taşınmaz yönünden kabul edilmesi gerekirken, eksik araştırmayla yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda 2. bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK'nin 373/1. maddeleri uyarınca KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının yukarıda belirtilen nedenle BOZULMASINA, 1. bentte açıklanan nedenlerle sair temyiz itirazlarının REDDİNE, dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin de Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 24.05.2021 gününde oy birliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy