DAVA TÜRÜ : İstihkak
MAHKEMESİ : ... 6. İcra Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda ... 6. İcra Hukuk Mahkemesinin 04/05/2017 tarihli ve 2015/1100 Esas, 2017/276 Karar sayılı kararıyla davanın kabulüne karar verilmiş olup, Mahkeme hükmüne karşı davalı üçüncü kişi vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine ... Bölge Adliye Mahkemesi 19. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun esastan reddine şeklinde hüküm kurulmuş olup, bu kez davalı üçüncü kişi vekilinin Bölge Adliye Mahkemesi kararını temyizi üzerine Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı alacaklı vekili, 27.10.2015 tarihli haczin borçlu şirket adresinde yapıldığını ve borçlu şirkete ait malların haczedildiğini, haciz adresi özel hastanenin muvazaalı olarak bir çok kez el değiştirdiğini, hastane ruhsatı ve personeli aynı olmakla birlikte sürekli alacaklılardan kurtulmak için sahip ve tabela değişikliği yapıldığını öne sürerek, davanın kabulü ile üçüncü kişinin istihkak iddiasının kaldırılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı üçüncü kişi vekili, müvekkili şirketin 2015 yılının Temmuz ayından itibaren haciz adresinde özel sağlık kuruluşu olarak kamu hizmeti sunduğunu, kendisinden önce bu adreste faaliyet gösteren hiçbir şirketle hukuki ve ticari bir bağının bulunmadığını, bu adreste tamamen kendine ait demirbaşlar ve sağlık hizmetinde kullanılan makine ve teçhizatla yeni bir kuruluş olarak faaliyete başladığını, bu malların faturalarının mevcut olduğunu ve Türkiye Atom Enerji Kurumuna kayıt ettirilerek lisans işlemlerinin yaptırıldığını, müvekkili şirket ile borçlu şirket arasında bir devir ilişkisi olmadığını açıklayarak davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Davalı borçlu şirket usulüne uygun tebligata rağmen yasal süresi içerisinde cevaplarını bildirmediği gibi duruşmalara da katılmamıştır.
İlk derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda; borçlu şirketin haciz adresinde ... Hastanesi adı altında faaliyet göstermekte iken şirket merkezinin 13.07.2009 tarihinde ... adresine nakledildiği, haciz adresinde ise adresini 26.04.2014 tarihinde ...'dan ...'ya nakleden ....Ltd.Şti'nin faaliyete başladığı, kuruluş tarihi itibarı ile bu şirketin bu kadar kısa süre içerisinde böyle bir hastaneyi devralması ve kurmasının mümkün gözükmediği, aynı işletmeyi devralan şirketin T.B.K.'nin 202. maddesine göre borçtan sorumlu olacağı, haciz adresinde sürekli şirket isim ve ünvan değişikliği yapıldığı, hacizli malların aidiyetinini üçüncü kişi şirketçe ispat edilemediği, mevcut duruma göre mahcuzların borçlu şirkete ait olduğu gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiş, davalı üçüncü kişi vekilince İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yoluna başvurulmuştur.
... Bölge Adliye Mahkemesi 19. Hukuk Dairesinin 20.09.2018 tarihli ve 2018/1427 Esas, 2018/1546 Karar sayılı kararı ile; her ne kadar dava konusu haciz işlemi ile ilgili olarak İcra Müdürlüğünce İİK'nin 99. maddesine göre davacı alacaklıya dava açmak üzere süre verilmiş ve bu doğrultuda eldeki dava açılmış ise de; haciz işleminin takip konusu senetlerde yazılı ve davalı borçluya ödeme emrinin tebliğ edildiği adreste yapıldığı, bu nedenle İİK'nin 97/a maddesindeki mülkiyet karinesinin borçlu, dolayısıyla alacaklı yararına olduğu, bu yasal karinenin aksinin davalı üçüncü kişi tarafından kesin ve inandırıcı delillerle ispat edilmesi gerektiği, icra müdürünün hatalı işlemi sonucu alacaklının dava açmak zorunda bırakılmasının ispat külfetinin yer değiştirmesine neden olmayacağı, Türkiye Atom Enerjisi Kurumu tarafından düzenlenen lisans işlemi ile ilgili belgelerin mülkiyeti ispatlayacak nitelikte olmadığı, haczedilen adrese ait tapu kayıtları incelendiğinde mülkiyeti Mamak Belediyesine ait olup intifa hakkının 30 yıl müddetle borçlu ... Sağlık Hizmetleri .. Ltd. Ş ait olduğuna ilişkin şerhin yer aldığı, davalı üçüncü kişi tarafından sunulan belgelerin yasal karinenin aksini ispatlamaya yeterli olmadığı, davalı üçüncü kişinin haczedilen menkullerin mülkiyetinin kendisine ait olduğunu kanıtlayamadığı gerekçesi ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi üzerine; istinaf kararı davalı üçüncü kişi vekili tarafından bu kez temyiz edilmiştir.
Dava, alacaklının İİK’nin 99. maddesine dayalı istihkak iddiasının reddi talebine ilişkindir.
1. Dava konusu haciz 27.10.2015 tarihinde İİK'nin 99. maddesine göre yapılarak alacaklıya dava açmak üzere süre verilmiş, alacaklı vekili tarafından yedi günlük hak düşürücü süre içerisinde eldeki dava açılmış, ancak alacaklı vekilinin aynı tarihli şikayet başvurusu üzerine, ... 6. İcra Hukuk Mahkemesinin 07.04.2016 tarihli, 2015/1101 Esas, 2016/304 Karar sayılı ilamı ile İİK.'nin 99. maddesine göre istihkak davası açmak üzere alacaklı tarafa süre verilmesine ilişkin işlemin iptaline karar verildiği anlaşılmıştır. Bu şekilde, İİK'nin 99/1. maddesi gereğince icra mahkemesine istihkak davası açması için alacaklıya süre verilmesi işleminin iptali ile alacaklının dava açma yükümlülüğü ortadan kalktığından, dava konusuz kalmıştır. Bu durumda Mahkemece, dava konusuz kaldığından esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekirken, davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
2. Bozma neden ve şekline göre davalı üçüncü kişi vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ; Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının, 6100 sayılı HMK'nin 373/1. maddeleri uyarınca ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının yukarıda belirtilen nedenle BOZULMASINA, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı üçüncü kişi vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine YER OLMADIĞINA, dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin de Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 13.11.2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi
Full & Egal Universal Law Academy