DAVA TÜRÜ : İstihkak
MAHKEMESİ : İstanbul 11. İcra Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda İstanbul 11. İcra Hukuk Mahkemesinin ret hükmüne karşı, davacı üçüncü kişi vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması sonunda İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun usulden reddine karar verilmiş, bu kez davacı üçüncü kişi vekilinin Bölge Adliye Mahkemesi kararını temyizi üzerine, 24.12.2018 tarihli ek karar ile temyiz talebinin kesinlikten reddine karar verilmiş olup, davacı üçüncü kişi vekilinin ek kararı temyizi üzerine Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Davacı üçüncü kişi vekili, haczedilen menkullerin müvekkiline ait olduğunu, iş yerinin borçlu ile hiçbir ilgisinin olmadığını beyan ederek istihkak iddialarının kabulü ile hacizlerin kaldırılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı alacaklı vekili, mahcuzların borçluya ait olduğunu, borçlunun borçlarından kurtulmak için davacı ile muvazaalı işlemler yaptıklarını belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, ispat yükü üzerinde olan davacı üçüncü kişinin haciz yapılan adrese ve mahcuzlara ilişkin olarak mülkiyet karinesinin aksini ispata elverişli deliller sunamadığından davanın reddine karar verilmiş, hükme karşı davacı üçüncü kişi vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesinin 18.09.2017 tarihli 2017/1565 Esas, 2017/1414 Karar sayılı kararı ile davacı vekilinin süre tutum dilekçesi ile istinaf başvurusu yaptığı ve süresinde gerekçeli istinaf dilekçesi vermediği gerekçesiyle, kamu düzenine aykırılık halleri ile sınırlı olarak istinaf incelmesi yapıldığını belirterek, Mahkemece verilen kararda kamu düzenine aykırılık bulunmadığından istinaf talebinin esastan reddine miktar itibariyle kesin olarak karar verilmiş, hüküm davacı üçüncü kişi vekili tarafından bu kez temyiz edilmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesinin 24.12.2018 tarihli 2017/1565 Esas, 2017/1414 sayılı ek kararla Daire kararının miktar itibariyle kesin olması nedeniyle davacı üçüncü kişi vekilinin temyiz talebinin reddine karar verilmiş, süresi içinde ek karara karşı temyiz talebinde bulunulmuştur.
Dava, üçüncü kişinin İİK’nin 96. vd. maddeleri uyarınca açtığı “istihkak” davası niteliğindedir.
26.09.2004 tarihli ve 5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanuna paralel olarak, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun temyiz ve karar düzeltmeye ilişkin hükümlerinde değişiklik yaparak istinaf ve temyiz ile ilgili hükümlerini yeniden düzenleyen 18.3.2005 tarih ve 5311 sayılı Kanun ile İcra İflas Kanunu'na eklenen geçici 7. maddeye göre, 5311 sayılı Kanun hükümleri bölge adliye mahkemelerinin göreve başladığı 20.07.2016 tarihinden sonra verilen kararlar hakkında uygulanır.
02.03.2005 tarihli ve 5311 sayılı Kanun'un 25.maddesi ile değişik 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 364/1.maddesine göre bölge adliye mahkemesi hukuk dairesince verilen ve miktar ve değeri on bin Türk Lirası’nı geçen nihai kararlara karşı temyiz yoluna başvurulabilir. Bu hükümde öngörülen kesinlik sınırı, 24.11.2016 tarihli ve 6763 sayılı Kanun'un 4. maddesi ile kırk bin Türk Lirası’na, 20.02.2019 tarihli ve 7165 Sayılı Kanun'un 1. maddesi ile de 28.02.2019 tarihinden itibaren elli sekiz bin sekiz yüz Türk Lirası’na çıkarılmıştır.
Somut olayda, uyuşmazlık konusu değerin (52.300,00 TL), Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihine göre, yukarıda belirtilen kesinlik sınırını geçtiği anlaşıldığından, İİK'nin 364/1. maddesi gereğince Bölge Adliye Mahkemesinin temyiz talebinin reddine ilişkin ek kararının kaldırılmasına karar verilerek; davacı üçüncü kişi vekilinin asıl karara yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine geçildi;
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararında yazılı gerekçelere göre yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 Sayılı HMK'nin 370. maddeleri uyarınca ONANMASINA, dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin de Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 44,40 peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 10,00 TL'nin temyiz edenden alınmasına, 08.10.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.