MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ: Tazminat (Elatmaya Dayalı)
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacılar vekili, birleşen davada, davalıların dava konusu taşınmazdan haksız olarak 30-35 metre derinliğine kadar kum ve çakılı aldıklarını belirterek, davalıların elatmasının önlenmesini ve fazlaya dair haklarını saklı tutarak 37.830,00 TL tazminatın tahsilini; asıl davada ise davacı vekili, fazlaya dair saklı tuttuğu hakkına istinaden Mahkemece tespit edilen 32.734,36 TL tazminatın tahsilini talep etmiştir.
Davalı ... vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davacının davasının reddine, davalı tarafın elatmaya son vermesi nedeniyle müdahale yönünden konusuz kalan elatmanın önlenmesine yönelik hüküm kurulmasına yer olmadığına, dava konusu 741 parsel sayılı taşınmazın bilirkişiler tarafından hesaplanan eski hale getirme bedeli taşınmazın değerinden fazla olduğundan davacı adına tapusunun iptali ile davalı ... Ltd. Şti adına tapuya tesciline, davaya konu taşınmazın önceki değeri olarak tespit edilen 5517,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle davalılardan müştereken alınarak davacıya verilmesine, birleşen dosyadaki ve asıl dosyadaki eski hale getirme bedeline yönelik istemlerin reddine karar verilmiş olup; hüküm, davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Asıl dava, birleşen davada fazlaya dair saklı tutulan haklar uyarınca, tespit edilen bakiye kısmın tazmini istemine; birleşen dava ise elatmanın önlenmesi ve tazminat istemine ilişkindir.
Dosya içeriği ve toplanan delilerden; dava konusu 741 parselin 49.331,00 m2 zeytin ve incir bahçesi niteliğinde olduğu, davacılar ... ve dava dışı kooperatifin değişen oranlarda paylı malik olduğu anlaşılmıştır.
Öncelikle belirtmek gerekir ki; 6100 sayılı HMK'nin 297/2. maddesine göre, mahkeme kararında taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi, infaza elverişli biçimde hüküm kurulması zorunludur. Ne var ki Mahkemece kurulan hükmün, HMK'nin 297. maddesine uygun olduğunu söyleyebilme imkanı yoktur. Zira; Mahkemece asıl davadaki ve birleşen davadaki talepler hakkında ayrı ayrı hüküm kurulmadığı, ayrıca hem davanın reddine hem de konusuz kalan elatmanın önlenmesi talebine yönelik hüküm kurulmasına yer olmadığına karar verilerek, infazda tereddüt oluşturacak şekilde hüküm kurulduğu açıktır.
Sonuç itibarıyla; Mahkemece asıl ve birleşen dava hakkında ayrı ayrı açık bir şekilde hüküm kurulmadığı ve hükmün infazda tereddüt oluşturacak mahiyette olduğu yani ortada HMK’nin 297. maddesine uygun bir hüküm bulunmadığı anlaşılmış olup; kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Davacılar vekilinin temyiz itirazlarının yukarıda yazılı nedenlerle kabulüyle hükmün 6100 sayılı HMK'nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozma sebebine göre sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, taraflarca HUMK'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 29.06.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.