MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Ecrimisil
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne kısmen reddine karar verilmiş olup hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Davacı vekili, davacıya ait 1099 parselin bir kısmına davalının kamulaştırma yapmaksızın asfalt yol geçirdiğini, davacının taşınmazı 25.07.2007 tarihinde iktisap ettiğini, taşınmazın 16.07.2013 tarihinde Kznc. Şirketine satıldığını , taşınmazdan hiç bir suretle fayda sağlanamadığını, taşınmazın kiraya verilmesi halinde çok yüksek gelir elde edileceğini, yolun taşınmazın tam ortasından geçtiğini, bu nedenlerle 25.07.2007 tarihinden dava tarihine kadar fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla 10000 TL ecrimisilin en yüksek hadden işleyecek faizi ile tahsilini talep etmiştir. Davacı vekili 03.11.2014 tarihinde verdiği dilekçesi ile talebin taşınmazın iktisap edildiği tarih ile taşınmazın dava dışı 3. kişiye satıldığı tarih aralığı için ecrimisil istemine ilişkin olduğunu açıklamıştır.
Davalı Vekili; Taşınmazın bir kısmının imar planında yolda kaldığının doğru olduğunu, ancak imar yolunun hali hazırda açılmış olmadığını, mevcut yolun kadastro yolu olup asfalt yapılmadığını ve parsele tecavzünün bulunmadığını, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece; davanın kısmen kabulü ile; 30/12/2008 ila 28/08/2013 tarihleri arası için 22,55 m2 karşılığı 5.627,80-TL ecrimisil bedelinin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin isteğin reddine karar verilmiştir. Hüküm süresinde davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava; Ecrimisil istemine ilişkindir.
Dosya kapsamında yapılan incelemede; mahkemece 08.04.2015 tarihinde gidilen keşif sonrasında 11.05.2015 tarihinde düzenlenen Fen , Mülk , İnşaat ve Ziraat bilirkişilerinin ortak raporunda, parselin kuzey ve batı hududunda kadastral yol bulunuğu, taşınmazın A harfiyle gösterilen 22,55 m2 lik kısmına yol reglaj (yol düzeltme) çalışmalarından kaynaklanan tecavüz olduğunun tespit edildiği, imar durumuna göre ise 373m2 imar yolu kamulaştırma alanında kaldığının görüldüğü, imar durumunda belirtildiği gibi imar uygulaması ve imara göre yola terk işlemi yapılması halinde tecavüzlü olduğu tespit edilen A harfli yerin de imar yolunda kalacağı tespit edilmiştir. Bilirkişi raporunda her ne kadar dava konusu taşınmazın 373 m2 lik kısmının imar yolu olarak belirlendiği, A harfiyle gösterilen ve mahkemece kullanıldığı kabul edilen kısmın da bu imar yolu içerisinde kaldığı belirtilmişse de Mahkemece dava konusu taşınmazda yeniden keşif yapılarak fiili durumla kadastral paftanın çakıştırılması, kadastral paftada bu kısmın yol olup olmadığının belirlenmesi, bu bölümün davalı kurum tarafından fiilen yol olarak kullanılıp kullanılmadığının, mülkiyet sahibinin belirtilen dönemlerde kullanmasına engel olup olunmadığının, kullanılıyorsa bunun süresinin duraksamaya yer vermeyecek şekilde belirlenmesi, taşınmazda davacının iddia ettiği şekilde bir asfalt olup olmadığının da belirlenmesi ve bilirkişilere krokide işaretlettirilmesi gerekirken yazılı gerekçelerle sadece imar planında yol olarak görülmesi de yeterli gibi sayılarak davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK’nun Geçici 3. maddesi yollaması ile HUMK’nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, HUMK’nun 440/III-1,2,3 ve 4. bentleri gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna, peşin harcın istek halinde temyiz edenden alınmasına 17.03.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.