MAHKEMESİ:İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ: İstihkak
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Davacı üçüncü kişi vekili, davalı alacaklı tarafından müvekkili şirkete ait malların haczedildiğini, süresi içerisinde istihkak iddiasında bulunduklarını, müvekkili şirket ile borçlu şirketin iş kolları ve faaliyet yerlerinin farklı olduğunu, müvekkili şirketin ortağı ...'ın borçlu şirketin ortağı iken hissesini sattığını, her iki şirket arasındaki ortak noktanın ... isimli kişinin ortak olması olduğunu, bunun dışında bir bağlantı olmadığını, hacizli buğdaya ait giriş faturaları müstahsil makbuzunun mevcut olduğunu, haczedilen buğdayın müvekkili şirkete ait olduğunu, dosya borçlusu şirketin haciz yapılan yerde bir malının veya faaliyetinin olmadığını belirterek, istihkak davalarının kabulü ile haczin kaldırılmasına %40 tazminatın davalı alacaklıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı alacaklı vekili, davacı üçüncü kişi ile borçlu şirketin ortağının ve çoğunluk hisse sahibinin ... olduğunu, her iki şirketin fiilen idarecisinin de bu kişi olduğunu, ... yönetimindeki borçlu şirketin içinin boşaltıldığını, fatura ve müstahsil belgelerin de tek başına mülkiyeti ispata yarar araçlar olmadığını bildirerek, davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece; dava açma yetkisi bulunmayan davacının açmış olduğu davanın reddine karar verilmiş, kararın davalı tarafça temyizi üzerine Dairemizin 13.06.2014 tarihli ve 2013/15755 Esas, 2014/12457 Karar sayılı ilamı ile; “...28.07.2011 tarihli haciz işlemine üçüncü kişi tarafından istihkak iddiasında bulunulması üzerine İcra Müdürlüğünün İİK’nin 97. maddesindeki prosedürü işletmesi ve İcra Mahkemesince davacıya dava açmak üzere süre verilmesi karşısında davacı üçüncü kişinin istihkak davası açmakta hukuki yararının bulunduğunun kabulü gerekir. Mahkemece davanın esasına girilerek, somut olayın özelliğine göre ispat külfetinin kime ait olduğu değerlendirilerek ve taraf delilleri toplandıktan sonra oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, davacı üçüncü kişinin dava açmakta yetkisi bulunmadığı gibi hatalı bir değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.” gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyulmak suretiyle yapılan yargılama sonunda; haczedilen menkul malların borçluya ait olduğunun ispat edilemediği, davacı üçüncü kişi haciz tarihinden hemen önce buğday aldığına dair müstahsil makbuzlarını dosyaya ibraz ettiği, hacze konu buğdayların davacıya ait olduğu kanaatine varıldığı, davacı şirketin ortağı, başka şirketin de ortağı olduğundan bahisle, diğer şirketin borçlarından sorumlu tutulamayacağı, borçlu şirket halen faal olduğundan, davacının istihkak talebinin kabulüne, haczin kaldırılmasına karar verilmiştir.
Mahkemece davanın kabulüne dair verilen kararın davalı alacaklı tarafça temyizi üzerine Dairemizin 15.05.2018 tarihli ve 2015/21197 Esas, 2018/12637 sayılı Kararı ile; öncelikle eksik dava harcının tamamlatılması ve sonrasında borçlu ile üçüncü kişi şirketlerin ilk kuruluşlarından itibaren tüm ortakları ile hisse devirlerini ve faaliyet adreslerini gösterir ticaret sicil kayıt örneklerinin dosya arasına alınması ve neticede bu araştırma ve inceleme sonucu elde edilen bilgiler ile dosyadaki diğer delillerin birlikte değerlendirilmesi ile oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerektiğinden bahisle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyulmak suretiyle yeniden yapılan yargılama sonunda; borçlu ve üçüncü kişi şirketler arasındaki tek bağlantının şirket ortağı olan ... olduğu, borçlu ... Gıd. Amb. Tah. Paz. San. Ve Tic. Ltd. Şti'nin amaç ve konusunun haczedilen buğdaylarla bir ilgisinin bulunmadığı, davacı şirketin istihkak iddiasının yerinde olduğu kabul edilerek haczedilen 173.000 kg buğdaya ilişkin haczin kaldırılmasına, davalı alacaklının haczedilen malın toplam değeri üzerinden %20 oranında tazminata mahkum edilmesine karar verilmiş, karar davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1.Dosya kapsamına, toplanan delillere ve bozma ile kesinleşen hususların yeniden temyiz sebebi yapılmasına usul hükümleri elvermemiş bulunmasına göre temyiz eden davalı alacaklının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2.Davalı alacaklı vekilinin tazminata yönelik temyiz itirazlarına gelince,
Davacı üçüncü kişi yararına tazminata hükmolunması için, üçüncü kişinin davasının kabulü yanında, davacı üçüncü kişinin talepte bulunması ve istihkak iddiasına karşı itiraz eden alacaklının kötüniyetinin gerçekleşmesi zorunludur. Buradaki kötü niyetten maksat haciz sırasında mahcuzun davacıya ait olduğu, alacaklı tarafından bilindiği halde, kötü niyetli olarak haczin tatbikinin talep edilmesidir. Somut olayda alacaklının kötüniyeti kanıtlanamamıştır.
Mahkemece anılan gerekçeyle tazminat isteminin reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru değil ise de, belirtilen bu yanlışlığın giderilmesi yargılamanın tekrarını gerektirir nitelikte görülmediğinden, 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı HUMK’un 438/7. maddesi uyarınca hükmün düzeltilerek onanması uygun görülmüştür.
SONUÇ: Davalı alacaklı vekilinin yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle sair temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı alacaklı vekilinin tazminata yönelik temyiz itirazlarının kabulü ile hüküm fıkrasının 2. bendindeki “Haczedilen malların toplam değeri üzerinden %20 oranında 17.300 TL tazminatın ... Tur. Pet. Kim. Pet. Amb. Mağz. San. Tic. A.Ş'den alınarak davacıya verilmesine” ibarelerinin hükümden çıkartılmak suretiyle mahkeme hükmünün düzeltilen bu şekli ile ONANMASINA, taraflarca İİK'nin 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 01.07.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.