MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Ecrimisil
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup, hükmün bir kısım davalılar vekili ve davalılardan ... tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı vekili, vekil edenine ait 25 numaralı bağımsız bölüme davalılar tarafından el atıldığını, bu nedenle davalılar aleyhine Denizli 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2007/32 Esas sayılı dosyası ile elatmanın önlenmesi davası açıldığını, Mahkemece kabul kararı verilerek kararın kesinleştiğini, davalıların bu taşınmazı elinde bulundurduğu süre içinde kapıcı dairesi olarak kullandığı ve bazı eklemeler yaptığını açıklayarak, 14.5.2004-14.2.2011 tarihleri arasında işleyen 35.000 TL ecrimisilin davalılardan arsa payları oranında ve kat maliki oldukları dönemler dikkate alınarak tahsilini istemiştir.
Davalılardan ... ve Burhan Kapdağlı, davacı tarafından daha önce açılan elatmanın önlenmesi davasını kabul ettiklerini, bu davada kendilerine husumet yöneltilmemesi gerektiğini beyanla davanın reddini savunmuş, davalılardan ..., davacının istediği ecrimisili almaya hakkı olduğunu beyan etmiş, bir kısım davalılar vekili Av. ..., taşınmaza müdahale olduğuna dair davanın henüz kesinleşmediğini, beş yıldan fazla olan ecrimisil talebinin zamanaşımına uğradığını, dava konusu taşınmazın müteahhide kat karşılığı inşaat sözleşmesi gereği verilen yerlerden olduğunu, davacının müteahhidin eşi olduğunu, inşaatı yapan kişinin müteahhit olduğunu, bir nevi davacının kendi kusuruna dayanarak dava açtığını, davacının taşınmazın kullanılmasına muvafakat ettiğini, kat malikleri kurulunun aldıkları kararlara icabet ettiğini ve bu kararıların iptali için dava açmadığını beyanla davanın reddini savunmuş, davalılardan ..., apartmanda 2007 yılında merkezi doğalgaz sistemi kurulduğunu, bu sistem kurulurken davacının da rıza gösterdiğini ve doğalgaz kurulan yerin kendi deposuna ait olduğunu bildirmediğini beyanla davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulü ile, 14.02.2006 - 14.02.2007 tarihleri arasında 6.180,00 TL, 14.02.2007 - 14.02.2008 tarihleri arasında 6.840,00 TL, 14.02.2008 - 14.02.2009 tarihleri arasında 7.380,00 TL, 14.02.2009 - 14.02.2010 tarihleri arasında 7.860,00 TL, 14.02.2010 - 14.02.2011 tarihleri arasında 6.740,00 TL olmak üzere toplam 35.000,00 TL ecrimisilin dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine karar verilmesi üzerine; hüküm, bir kısım davalılar vekili ile davalılardan ... tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, ecrimisil alacağına ilişkindir.
Gerek öğretide ve gerekse yargısal uygulamalarda ifade edildiği üzere ecrimisil, diğer bir deyişle haksız işgal tazminatı, zilyet olmayan malikin, malik olmayan kötüniyetli zilyetten isteyebileceği bir tazminat olup, 08.03.1950 tarihli ve 22/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında; fuzuli işgalin tarafların karşılıklı birbirine uygun iradeleri ile kurduğu kira sözleşmesine benzetilemeyeceği, niteliği itibarı ile haksız bir eylem sayılması gerektiği, haksız işgal nedeniyle oluşan zararın tazmin edilmesi gerekeceği vurgulanmıştır. Ecrimisil, haksız işgal nedeniyle tazminat olarak nitelendirilen özel bir zarar giderim biçimi olması nedeniyle, en azı kira geliri karşılığı zarardır. Bu nedenle, haksız işgalden doğan normal kullanma sonucu eskime şeklinde oluşan ve kullanmadan kaynaklanan olumlu zarar ile malik ya da zilyedin yoksun kaldığı fayda (olumsuz zarar) ecrimisilin kapsamını belirler. Haksız işgal, haksız eylem niteliğindedir. (YHGK'nin 25.02.2004 tarihli ve 2004/1-120-96 sayılı kararı)
Hemen belirtilmelidir ki, ecrimisil hesabı uzmanlık gerektiren bir husus olup, taşınmazın niteliğine uygun bilirkişi marifetiyle keşif ve inceleme yapılarak ve taleple bağlı kalınarak haksız işgal tazminatı miktarı belirlenmelidir. Alınan bilirkişi raporu, somut bilgi ve belgeye dayanmalı, tarafların ve hakimin denetimine açık değerlendirmenin gerekçelerinin bilimsel verilere ve HMK'nin 266 vd. maddelerine uygun olarak açıklanması gereklidir.
Bu nedenle, özellikle tarım arazilerinin haksız kullanımı nedeniyle ürün esasına göre talep varsa, bu konudaki resmi veriler, taşınmazın bulunduğu bölgede ekilen tarım ürünlerinin neler olduğu tarım il veya ilçe müdürlüğünden sorulmalı, ekildiği bildirilen ürünlerin ecrimisil talep edilen yıllara göre birim fiyatları ve dekara verim değerleri, hal müdürlüğünden ilgili dönem için getirtilmeli, bölgede münavebeli ekim yapılıp yapılmadığı, taşınmazın nadasa bırakılıp bırakılmadığı tespit edilmelidir.
Eğer, özellikle arsa ve binalarda kira esasına göre talep varsa, taraflardan emsal kira sözleşmeleri istenmeli, gerekirse benzer nitelikli yerlerin işgal tarihindeki kira bedelleri araştırılıp, varsa emsal kira sözleşmeleri de getirtilmeli, dava konusu taşınmaz ile emsalin somut karşılaştırması yapılmalı, üstün veya eksik tarafları belirlenmelidir.
İlke olarak, kira geliri üzerinden ecrimisil belirlenmesinde, taşınmazın dava konusu ilk dönemde mevcut haliyle serbest şartlarda getirebileceği kira parası, emsal kira sözleşmeleri ile karşılaştırılarak, taşınmazın büyüklüğü, niteliği ve çevre özellikleri de nazara alınarak yöredeki rayiçe göre belirlenir. Sonraki dönemler için ecrimisil değeri ise ilk dönem için belirlenen miktara ÜFE artış oranının tamamının yansıtılması suretiyle bulunacak miktardan az olmamak üzere takdir edilir.
Somut olayda; mahkeme tarafından, dava tarihinden geriye doğru yıl bazında davacı talebinin açıklattırılması, ondan sonra az yukarıda açıklanan ilkeler esas alınmak suretiyle denetime elverişli rapor alınması, davacı tarafın, her bir kat maliki ile ilgili olarak pay oranı ve malik oldukları süreler gözönünde bulundurulmak suretiyle talepte bulunulduğunun dikkate alınması gerekirken, davacı tarafın talep dönemleri ile çakışmayan ve ilk talep tarihindeki kira bedeli yerine dava tarihindeki kira bedeli tespit edilerek geriye doğru hesaplama yapılan bilirkişi raporunun esas alınması, ayrıca davacı tarafın talebinin dışına çıkılarak, davalılar aleyhine olacak şekilde müştereken ve müteselsilen sorumluluk esasına göre hüküm kurulması doğru olmamıştır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle bir kısım davalılar vekili Av. ... ile davalılardan ...’ın temyiz itirazları yerinde olduğundan kabulüyle, usul ve yasaya uygun bulunmayan hükmün 6100 sayılı HMK'nin Geçici 3.maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edenlere ayrı ayrı iadesine, 07.07.2020 tarihinde oy birliği ile karar verildi.