MAHKEMESİ:İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ: İstihkak
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı üçüncü kişi vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Davacı üçüncü kişi vekili, hacze konu menkullerin borçludan satın alındığını, faturaların ve ödeme makbuzlarının bulunduğunu, borçlu şirket ile müvekkili arasında organik bağ olmadığını belirterek, istihkak davasının kabulü ile haczin kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.
Davalı alacaklı vekili, borçlunun mal kaçırmak amacıyla menkullerini devrettiğini, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece yapılan ilk yargılama sonucunda, davanın reddine ilişkin verilen karar, davacı üçüncü kişi vekili tarafından temyiz edilmiş, Dairemizin 18.09.2015 tarihli ve 2015/13580 Esas, 2015/16602 Karar sayılı kararı ile hükmün onanmasına karar verilmiş, onama kararına karşı davacı üçüncü kişi vekili tarafından karar düzeltme talebinde bulunulması üzerine, Dairemizin 21.09.2017 tarihli ve 2015/20870 Esas, 2017/11335 Karar sayılı kararı ile karar düzeltme isteminin kabulü ile yapılan inceleme ve araştırmanın hüküm kurmaya yeterli olmadığı,delil olarak ileri sürülen faturaların dip koçanları ile davacı üçüncü kişi ve borçlunun tutması zorunlu ticari defterlerinin getirtilerek bilirkişi raporu alınması, taraflar arasında devam eden ceza dava dosyalarının bulundukları yerden getirtilmek sureti ile dava dosyalarında geçen beyanların dosyada bulunan diğer delillerle birlikte değerlendirilerek karar verilmesi gerektiğinden bahisle karar bozulmuştur. Mahkemece bozmaya uyularak, borçlunun borcun doğumundan sonra haciz adresini terkettiği, davacı ile borçlunun aynı faaliyet konusunda çalıştıkları, aynı telefon numarasını kullandıkları, haciz sırasında mağaza müdürü olduğunu söyleyen Seyit Kılınç’'ın hem borçlu hem üçüncü kişi yanında çalışmış olması dolayısıyla muvaazalı olarak alacaklılardan mal kaçırmak amacıyla devir yapıldığı, Kayseri 1. Ağır Ceza Mahkemesinin bahse konu dosyası da incelendiğinde davacı ile davalı borçlu arasında belirtildiği şekilde muvazaalı işlemlerinin olduğunun görüldüğü, ticari defterlerde üçüncü kişinin borçluya yaptığı ödemelerin kayıtlı olmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, karar davacı üçüncü kişi vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, üçüncü kişinin İİK'nin 96. vd. maddelerine dayalı istihkak iddiasına ilişkindir.
Davacı üçüncü kişi, hacze konu menkulleri borçludan satın aldığını, haciz sırasında hazır bulunan çalışan ise haczin yapıldığı marketi borçludan devraldıklarını beyan etmiş, davalı alacaklı da mal kaçırmak amacıyla devir yapıldığını iddia etmiştir.
Devredilen işletmede haciz yapılabilmesi, devrin muvaazalı olduğunun iddia ve ispat edilmesine bağlıdır. Muvazaa iddiasının bulunmaması halinde alacaklının, tasarrufun iptali davası açarak alacağına kavuşma imkanı bulunduğu gibi, TBK ve TTK hükümlerine göre açılacak davalarda da devri yargılama konusu yapabilir.
Ayrıca, İİK'nin 44.maddesinde yer alan yükümlülüklerin yerine getirilmemesi işletmenin devrini sakatlamaz. Anılan hükmün yalnız cezai yaptırımı vardır. (İİK mad.337/a) Aktiflerin devredenin malvarlığından çıkmamış kabul edilmesini, yani haczedilmesini sağlayacak tek yol, muvazaanın iddia ve ispat edilmesidir.
Bu bilgilere göre, temyize konu olayda davacı üçüncü kişi ile borçlu arasında danışıklı işlem olduğu, davalı alacaklı tarafından iddia edilmesine rağmen, muvazaa iddiasını ispat edebilmek amacıyla dayandığı deliller ispat için yeterli görülmemiştir. Şöyle ki, haciz üçüncü kişinin Ticaret Sicilde kayıtlı iş yeri adresinde yapıldığı, haciz sırasında borçlu ortak veya yetkilisi hazır olmadığı gibi borçluya ait herhangi bir belge bulunmadığı, ayrıca borçlu ile üçüncü kişi şirketler arasında organik bağ bulunmadığı, bu hali ile borçlunun devirden sonra haciz mahallinde faaliyete devam ettiğine, danışıklı işlemler yapıldığına dair dosyaya yansıyan herhangi bir delil olmadığı anlaşılmıştır.Kaldı ki,dosya kapsamına alınan Kayseri 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2016/ 11 Esas, 2016/ 274 Karar sayılı dosyasınde tanık ...’ın beyanına göre; haciz yapılan market dışında üçüncü kişi şirkete ait başka bir marketin de dava dışı başka bir şahsa devredildiği, bu hali ile borçlu şirketin mal kaçırma amaçlı bütün mallarını üçüncü kişiye devretmesi de söz konusu olmamıştır. Bunların yanında, Kayseri 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2016/11 Esas, 2016/ 274 Karar sayılı dosyası ile özellikle tanık ve sanık beyanları incelendiğinde, üçüncü kişi şirket yetkilisi ile borçlu şirket ortağı Mahmut arasında devir işlemi yapıldığı, devir bedelinin bir kısmının ödendiği, geri kalan için çek verildiği, ancak devre konu iş yerlerinde borçlunun borcundan dolayı haciz işlemi için gelindiği, devre konu marketlerin iş yapmadığı, tarafların en son bankada kredi ödemesi nedeni ile biraraya geldiği, akabinde üçüncü kişi şirket yetkilisinin arabası ile borçlu şirket yetkilisinin arabasını sıkıştırmak sureti ile kaza yapmasına neden olduğu ve kazayı gördükten sonra yoluna devam ettiği, kaza sonucunda borçlu şirket ortağının öldüğü anlaşılmış olup sanık sıfatı ile yargılanan üçüncü kişi şirket yetkilisinin müebbet hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, kararın da kesinleştiği görülmüştür. Kayseri 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2016/11 Esas, 2016/274 Karar sayılı kararının gerekçesinde, olay tarihinden öncesine dayalı alacak meselesi nedeniyle husumet bulunduğu kabul edilmiş olup, anılan yargılama sırasında beyanda bulunan borçlu şirket yetkilisinin kardeşi Harun Uzkara görgüye dayalı ifadesinde; “...2013 yılı Mayıs ayı başlarında evimize giderken Zümrüt Mahallesinde bulunan ağabeyimin devrettiği yeni ismi Köşk AVM olan iş yerinin önünde ...ile karşılaştık. Aracımızla marketin önünde durduk ...yanımıza gelerek" anamı ağlattın, marketler iş yapmıyor, üstüne üstlük icra da geldi, sen beni yaktın, ben de seni yakacağım" diyerek benim yanımda ağabeyim Mahmut'u tehdit etti, ağabeyim ... da "sen istedin ben de sattım her şeyin fişi faturası var şaibeli satış değil, sıkıntı yok avukat var mahkeme var haciz geldiyse gelsin dava açarlarsa da bir şey tutturamazlar ben borcumu ödemek için marketleri sattım “diye cevap verdi....” şeklinde beyanda bulunmuştur. Buna göre, borçlu şirket ortağı ile üçüncü kişi şirket yetkilisi arasında husumet söz konusu iken aralarında muvazaalı işlem olduğunun kabulü hatalı olmuştur.
O halde, Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözönüne alınarak, davanın kabulü yerine oluşa ve dosya içeriğine uygun düşmeyen gerekçe ile reddine yönelik hüküm kurulması doğru olmamıştır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı üçüncü kişi vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün İİK'nin 366 ve HUMK'un 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, taraflarca İİK'nin 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 30.06.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.