MAHKEMESİ:Aile Mahkemesi
DAVA TÜRÜ: Katılma Alacağı
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada bozma sonrası yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı ... vekili, evlilik birliği içinde davalı erkek adına edinilen taşınmazlar bulunduğunu açıklayarak, mal rejiminin tasfiyesini ve fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla 10.000,00 TL alacağın faiziyle davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı ... vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece verilen ilk kararda, tarafların anlaşmalı boşanmaları ve mal rejimini tasfiye etmiş olmaları gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Davacı vekilinin temyizi üzerine yapılan inceleme neticesinde Daire'nin 2013/1752 Esas ve 2013/12778 Karar sayılı ilamı ile somut olayda boşanma dosyası içeriğindeki protokol ve beyanlarla tarafların aralarındaki mal rejimini tasfiye ettikleri kabul edilemeyeceğine işaret edilerek evlilik süresinde davacı adına tescil edilen malvarlığı bulunup bulunmadığının araştırılması, protokol içeriği dikkate alınarak mal paylaşımı yapılmış ise davacıya hangi mallar ve değerlerin düştüğü üzerinde durulması, dosya kapsamındaki tüm deliller birlikte değerlendirilerek elde edilecek sonuca göre bir karar verilmesi yönünden hüküm bozulmuştur.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda verilen ikinci kararda davanın kabulü ile 69.560,00 TL'nin karar tarihinden itibaren başlayacak faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir. Davacı vekili ile davalı vekili tarafından temyiz itirazı üzerine yapılan inceleme neticesinde Daire'nin 2017/9765 Esas ve 2017/11128 Karar sayılı ilamıyla HMK'nin 177.maddesine göre ıslah, tahkikatın sona ermesine kadar yapılabilirse de; 04.02.1948 tarih ve 1944/10 Esas-1948/3 Karar sayılı, yine 06.05.2016 tarihli ve 2015/1 Esas-2016/1 Karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararları doğrultusunda bozma kararından sonra ıslah yapılamayacağına işaret edilerek somut olayda dava dilekçesinde, tasfiyeye konu taşınmazlar nedeniyle fazlaya ilişkin haklar saklı olmak üzere 10.000,00 TL katılma alacağı isteğinde bulunulduğu, Dairemizin bozma ilamından sonra verilen 24.10.2016 havale tarihli ıslah dilekçesi ile bu isteğin 69.560,00 TL'ye yükseltildiği, aynı tarihte ıslah harcı yatırıldığı, Mahkemece İçtihadı Birleştirme Kararı göz önüne alınmadan bozma sonrası yapılan ıslahla arttırılan miktarı da kapsar şekilde karar verilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle hüküm bozulmuş, bozma nedenine göre davacı vekilinin tüm ve davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir. Davacı vekili tarafından yapılan karar düzeltme isteği de reddedilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak verilen son kararda, davanın kısmen kabulüyle 10.000,00 TL'nin 08.12.2016 tarihinden itibaren başlayacak yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. Hüküm, süresi içerisinde davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1. Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına ve uyulan bozma ilâmında açıklandığı üzere işlem yapılıp sonucu dairesinde hüküm tesis edildiğine göre davacı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2.Davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarına gelince;
Mahkemece, bozmaya uyularak karar verilmiş ise de bozmanın gereği tam olarak yerine getirilmemiştir. Bozmadan sonra yapılan ıslaha değer verilemeyeceği dikkate alınmaksızın davacı tarafın talep miktarı olan 10.000,00 TL'ye hükmedildiği halde davanın kabulü yerine davanın kısmen kabulü şeklinde hüküm tesis edilmesi hatalıdır. Bundan ayrı dosya kapsamındaki bilgi ve belgeler incelendiğinde davacının mal rejiminin tasfiyesinden kaynaklı alacağının usulüne uygun şekilde 69.560,00 TL olarak belirlenip Mahkemece kabul edildiği ve davacının dava dilekçesinde fazlaya dair haklarını saklı tuttuğu sabit olup, hüküm tesis edilirken bu hususun gözetilmemesi doğru olmamıştır. Ne var ki, zikredilen bu hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden kararın düzeltilerek onanması uygun görülmüştür.
SONUÇ: Temyiz olunan hükmün (2.) bentte açıklanan sebeple hüküm fıkrasının (1) nolu bendi "Davanın kısmen kabulü ile; 10.000,00 TL'nin mahkememiz 2014/84 Esas, 2016/1148 Karar sayılı dosyası karar tarihi 08.12.2016 tarihinden itibaren başlayacak yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,'' ibaresinin hüküm fıkrasından çıkarılmasına, yerine "Davanın kabulü ile; 10.000,00 TL'nin mahkememiz 2014/84 Esas, 2016/1148 Karar sayılı dosyası karar tarihi 08.12.2016 tarihinden itibaren başlayacak yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davacının fazlaya dair haklarının saklı tutulmasına" ibaresinin yazılmasına, HUMK'un 438/7 maddesi uyarınca hükmün düzeltilmiş bu şekliyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA; davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının (1.) bentte açıklanan nedenlerle reddine, taraflarca HUMK'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 18.02.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy