MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ: Elatmanın Önlenmesi, Tapu İptali Ve Tescil Olmadığı Takdirde Alacak
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, asıl davanın reddine, birleşen davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup hükmün duruşmasız olarak davacı-birleşen dosyada davalı ... vekili tarafından, duruşmalı olarak ise birkısım davalılar vekili tarafından temyiz edilmiş ancak duruşma istemleri değerden red olmakla, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Davacı-birleşen davada davalı ... vekili, 2007 yılında satın alma yoluyla davacının tapuda paydaşı olduğu yedi parça taşınmazın davalılar ... ve ... tarafından herhangi bir hakka dayanılmaksızın kullanıldığını açıklayarak, payına vaki elatmanın önlenmesi ile 250,00 TL ecrimisil bedelinin davalılardan tahsilini talep etmiş, harca esas değer 6.000,00 TL olarak bildirilmiştir. Bozma sonrası davacı ... tarafından ikame edilerek temyize konu eldeki dava dosyası ile birleşen tapu iptali ve tescil olmadığı takdirde alacak istekli davanın ise reddini savunmuştur.
Davacı ... vekili, davacı ... tarafından açılan davaya konu taşınmazlardan tapuda 27 parsel numarasıyla kayıtlı arsanın (eski 1949 parsel) 1971 yılında harici satış sözleşmesi ile davacı tarafından o tarihlerde tapu maliki olan ...'ın eşi ... ...'tan satın alındığını ve üzerine 1972 yılında ev inşa edildiğini, taşınmazın üzerinde bulunan evin davacıya ait olduğu hususunun taşınmazın tapu kaydındaki muhdesat şerhiyle de sabit olduğunu, ...'ın 2007 yılında vefat ettiğini, mirasçılarının taşınmazı davacıya devretmeyip karşı davalı ...'a satış yapıp tapuda devrettiklerini açıklayarak iki ayrı dava ikame etmiştir. Konya 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2010/634 Esas nolu dava dosyasında, davacı ... davasını davalı paydaş ... ile ... mirasçılarına yöneltmiş; talebini davalı ... adına olan kaydın iptali ile davacı ... adına tescili, bu talep yerinde görülmediği takdirde muhdesatın bedelinin davalı ...'dan tahsili, bu talepte yerinde görülmez ise denkleştirme ilkeleri gözetilerek arsa bedelinin ... miraçılarından tahsili olarak açıklamış, dava değeri fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla 7.500,00 TL olarak bildirilmiştir. İlgili dosyada yapılan yargılamada ... mirasçılarına yönelik talep 14.06.2011 tarihli celsede tefrik edilmiştir. Konya 5. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2013/21 Esas nolu dava dosyasında davacı ... davasını 27 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydındaki diğer paydaşları davalılar ..., ..., ..., ... ve ...'e yöneltmiş; talep muhdesat şerhiyle kayıtlı olan evin bedeli karşılığı fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla 23.164,00 TL'nin faiziyle birlikte tahsili olarak açıklanmıştır. Vefat eden davalılar ... ve ... mirasçıları davaya dahil edilerek yargılamaya devam edilmiştir. Davacı ... tarafından bozmadan sonra açılan iş bu davaların eldeki temyize konu dava dosyası ile birleştirilmesine karar verilmiştir.
Davalılar, asıl davanın ve birleşen davaların reddini savunmuştur.
Mahkemece verilen ilk kararda, davacı ... tarafından açılan davanın ispatlanamadığından reddine karar verilmiştir. Davacı ... vekili tarafından temyiz itirazı üzerine yapılan inceleme neticesinde Yargıtay 1 HD'nin 2010/508 Esas 2010/1488 Karar sayılı ilamıyla, dava konusu 20, 22, 26, 29, 33 ve 61 parsellere davalıların elatması olup olmadığının açıklığa kavuşturulmasının zorunlu olduğu, ancak dava konusu 27 parsel haricindeki taşınmazlar yönünden herhangi bir inceleme yapılmamış olduğunun anlaşıldığı, öte yandan davacı ve dava dışı kişiler adına kayıtlı 27 parsel sayılı taşınmaz yönünden davalı ... vekili 28.11.2007 tarihli keşif sırasında;”… davacı vekilinin gösterdiği taşınmazlar müvekkilimin tasarrufu altındaki yerlerdir...” diğer davalı ... de 21.7.2009 tarihli keşif sırasında;”7 numaralı taşınmazda oturuyorum 7 ve 7/A’daki avlu içinde yapılan depo, wc ve banyoyu kendimiz yaptık, ancak ev dedemiz ...’e aittir…” şeklinde beyanda bulundukları, bu durumda, her iki davalının 27 nolu parseli kullandıkları tartışmasız olduğu, her ne kadar, kayıtlarda binaların ...’e ait olduğuna ilişkin şerh var ise de, anılan şerhin sahibine kişisel hak sağlayacağı ve şerh sahibi tarafından açılmış bir temliken tescil davası da bulunmadığı, hal böyle olunca, 27 parsel yönünden davalıların elatmasının önlenmesine ve ecrimisil isteğinin kabulüne, diğer parseller bakımından da hükme yeterli araştırma yapılarak sonucuna göre karar verilmesi gerektiğine işaret edilerek hüküm bozulmuştur.
Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde verilen kararda; tüm dosya kapsamı, mahallinde yapılan keşif ve alınan bilirkişi raporlarına göre; davaya konu 27 parsel sayılı taşınmaz kapsamında 1 katlı ahşap evde bilirkişi tarafından hazırlanan krokide A harfi ile gösterilen yerde davalı ... ve dedesi ... ile birlikte oturdukları, krokide B harfi ile gösterilen yerde ise davalı ...’in oturduğu, 27 parsel sayılı taşınmazın 309,00 m2 olduğu, ilgili dava konusu taşınmazda bir kat ahşap ev yapıldığı, bunu ...'in yaptığı, tapuya bu şekilde şerh edildiği, davalı/karşı davacı harici satışla arsayı satın aldığı, ancak tapu devri yapılmadığından şerh düşülen evde davacıların ecrimisil isteyemeceği, ilgili taşınmaza şerh düşülen evin bedelini davalı/karşı davacının talep edebileceği, satışın resmi olarak yapılmadığı, harici satış sözleşmesinin resmi tapulu taşınmazda kabul edilmediği gerekçesiyle davacı-birleşen davada davalı ...'ın açmış olduğu ecrimisil davasının reddine, davalı-birleşen davada ...'nın dava konusu taşınmaz üzerinde bulunan muhdesat konumlu binanın tapu iptali ve tescil talebi yönünden reddine, değeri yönünden ise kabulü ile 23.164,00 TL’nin 7.500,00 TL’sinin Konya 4.Asliye Hukuk Mahkemesi davasının açılış tarihi olan 14.12.2010 tarihinden tibaren, kalan miktar 15.664,00 TL’sinin ise Konya 5. Asliye Hukuk Mahkemesinin dava tarihi olan 08.01.2013 tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalılar ..., ..., ..., ..., ... mirasçıları, ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., den yasal faiziyle birlikte müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara ödenmesine karar verilmiştir. Hüküm, süresi içerisinde davacı-birleşen davada davalı ... vekili ve bir kısım davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1. Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verildiğine ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre her iki taraf vekillerinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Taraf vekillerinin diğer temyiz itirazlarına gelince;
Davacı ... tarafından açılan mülkiyet hakkına dayalı olarak üçüncü kişiye karşı paya vaki elatmanın önlenmesi ve ecrimisil istekli asıl dava hakkında verilen karar yukarıda açıklanan gerekçelerle bozulmuş, Yerel mahkeme Daire bozmasına uymuşsa da bozmanın gereğini tam yerine getirmediği anlaşılmaktadır. Davalılar ... ve ...'in dava konusu diğer parselleri kullanmadığı sabit olup, bozmada belirtildiği şekilde sadece kullandıkları tartışmasız olan 27 parsel yönünden davalıların elatmasının önlenmesine ve ecrimisil isteğinin kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle davan reddi hatalı olmuştur.
Davacı ... tarafından açılan birleşen davada ise, 27 parselin tapu kaydındaki şerhte gözüken muhdesattan kaynaklı alacak isteğinin kabulüne karar verilmesi yerinde olmuş ise de davalıların tapuda belirli oranda paydaş oldukları dikkate alınmamıştır. Paydaş davalıların her birinin pay oranları dikkate alınarak sorumlu tutulacakları miktar karar yerinde gösterilmeksizin yazılı şekilde alacağın davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsiline şeklinde karar verilmesi de doğru olmamıştır.
SONUÇ: Yukarıda (2). bentte gösterilen nedenlerle taraf vekillerinin yazılı temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK'nin Geçici 3. maddesi yollaması ile HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraf vekillerinin diğer temyiz itirazlarının (1). bentte gösterilen nedenlerle reddine, taraflarca HUMK'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edenlere ayrı ayrı iadesine, 20.10.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi