MAHKEMESİ:İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ: İstihkak
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup, hükmün davalı alacaklı vekili ile davacı üçüncü kişiler vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı üçüncü kişiler vekili, müvekkiline ait iş yerinde haciz yapıldığını, borçlu şirket ortaklarından ...’un çok önce ortaklıktan ayrıldığını açıklayarak, davanın kabulüne karar verilmesini, haczin kaldırılmasını talep ve dava etmiştir.
Davalı alacaklı vekili, haciz mahallinde borçluya ait evrak bulunduğunu, borçlu ve üçüncü kişinin aynı iş kolunda faaliyet gösterdiğini, borçlu şirket ortağı ...’un davacı şirketin eski ortağı olduğunu, borçlu şirket ortağı Kayhan Tunç’un davacı şirketin eski çalışanı olduğunu, borçlu ile davacılar arasında organik bağ bulunduğunu, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, ...’un borçlu şirket ortağı iken 06.03.2012 tarihinde ortaklıktan ayrıldığı, Kayhan Tunç’un borçlu şirketin sigortalı çalışanı iken 29.02.2012 tarihinde işten ayrıldığı, borçlu ile üçüncü kişi arasında organik bağ kalmadığı, bilirkişi raporuna göre üçüncü kişinin defterinde kayıtlı mahcuzlar açısından davanın kabulü gerektiği gerekçesi ile davanın kısmen kabulü ile bir kısım mahcuzlar açısından davanın reddine karar verilmiş, karar davacı üçüncü kişi vekili ile davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, üçüncü kişinin İİK'nın 96. vd. maddelerine dayalı istihkak iddiasına ilişkindir.
Dava konusu haciz, üçüncü kişinin ek iş yeri adresinde yapılmış olup, haciz sırasında üçüncü kişi ortağı hazır bulunmuştur. Ticaret sicil kayıtlarına göre borçlu haciz adresinde faaliyette bulunmamış, 03.08.2018 tarihli kolluk araştırma belgesine göre borçlu şirketin haciz adresinden farklı bir adreste 2015 yılından bu yana faaliyette bulunduğu tespit edilmiştir. Öte yandan, dosya kapsamında yer alan ticaret sicil kayıtlarına göre, üçüncü kişi şirketler borcun doğumundan önce kurulduğu gibi borçlu şirket ortaklarından ..., üçüncü kişi şirkette de ortak iken borcun doğumundan önce 06.03.2012 tarihinde ortaklıktan ayrılmış olup, borçlu şirketin diğer ortağı Kayhan Tunç, üçüncü kişi şirkette sigortalı çalışan iken, 29.02.2012 tarihinde işten ayrılmıştır. Haciz mahallinde borçlu şirketin ünvanının geçtiği belgeler bulunmuş ise de anılan belgeler güncel değildir. Buna göre, mülkiyet karinesi davacı üçüncü kişi lehine olup, davanın İİK m. 96 gereğince üçüncü kişi tarafından açılması ispat yükünün yer değiştirmesine neden olmaz. Mülkiyet karinesinin aksinin davalı alacaklı tarafından inandırıcı ve güçlü delillerle ispat edilmesi gerekir. Davalı alacaklı tarafından üçüncü kişi yararına olan karinenin aksi güçlü ve inandırıcı delillerle ispat edilemediğinden; davanın kabulü yerine, oluşa ve dosya içeriğine uygun düşmeyen gerekçe ile kısmen kabulüne karar verilmesi doğru olmamıştır.
Kabule göre de, davanın kısmen kabulüne karar verilmesine karşın davacı üçüncü kişi lehine vekalet ücreti takdir edilmemesi de hatalı olmuştur.
2. Bozma sebebine göre davalı alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı üçüncü kişi vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün İİK'nin 366. ve HUMK'un 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, (2) nolu bentte yazılı nedenle davalı alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının reddine, taraflarca İİK'nin 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 54,40 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 3.899,10 TL'nin temyiz eden davalı alacaklıdan alınmasına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz eden davacı üçüncü kişilere iadesine, 06.10.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.