MAHKEMESİ: Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
DAVA TÜRÜ: Elatmanın Önlenmesi, Ecrimisil
İLK DERECE
MAHKEMESİ: Vezirköprü 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Vezirköprü 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin davanın kabulüne ilişkin kararına karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuş, Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesince davalı vekilinin istinaf taleplerinin reddine karar verilmiş olup, bu kez davalı vekilinin Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi kararını temyizi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı vekili, müvekkilinin 20.11.2015 tarihi itibariyle kayden malik olduğu dava konusu 18 nolu bağımsız bölüme davalının tecavüzde bulunduğunu ileri sürerek elatmasının önlenmesine ve fazlaya dair hakları saklı kalarak 23.718,33 TL ecrimisilin davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı davanın reddini istemiştir.
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama neticesinde, dava konusu taşınmazın 20/11/2015 tarihinde davacı banka adına tescil edildiği, davalının davacıya ait taşınmazı herhangi bir hukuki sebebe dayanmaksızın manifatura dükkanı olarak işlettiği gerekçesiyle elatmanın önlenmesi ve 34.053,41 TL ecrimisil bedelinin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine dair karar verilmiş hüküm davalı vekili tarafından istinaf edilmiş Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 1.Hukuk Dairesince istinaf talebi esastan reddedilmiş; hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava el atmanın önlenmesi ve ecrimisil istemine ilişkindir.
1.Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, yapılan yargılama ve uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirmesine göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2.Davalı vekilinin ecrimisil hesabına ilişkin temyiz itirazlarına gelince;
Bilindiği üzere, ecrimisil, diğer bir deyişle haksız işgal tazminatı, zilyet olmayan malikin, malik olmayan kötüniyetli zilyetten isteyebileceği bir tazminat olup, 08.03.1950 tarih 22/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında; fuzuli işgalin tarafların karşılıklı birbirine uygun iradeleri ile kurduğu kira sözleşmesine benzetilemeyeceği, niteliği itibarı ile haksız bir eylem sayılması gerektiği, haksız işgal nedeniyle oluşan zararın tazmin edilmesi gerekeceği vurgulanmıştır. Ecrimisil, haksız işgal nedeniyle tazminat olarak nitelendirilen özel bir zarar giderim biçimi olması nedeniyle, en azı kira geliri karşılığı zarardır. Bu nedenle, haksız işgalden doğan normal kullanma sonucu eskime şeklinde oluşan ve kullanmadan kaynaklanan olumlu zarar ile malik ya da zilyedin yoksun kaldığı fayda (olumsuz zarar) ecrimisilin kapsamını belirler. Haksız işgal, haksız eylem niteliğindedir. (YHGK'nin 25.02.2004 tarihli ve 2004/1-120-96 sayılı kararı) 25.05.1938 tarih ve 29/10 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı ve Yargıtayın aynı yoldaki yerleşmiş içtihatları uyarınca ecrimisil davaları beş yıllık zamanaşımına tabi olup bu beş yıllık süre dava tarihinden geriye doğru işlemeye başlar.
Hemen belirtilmelidir ki, ecrimisil hesabı uzmanlık gerektiren bir husus olup, taşınmazın niteliğine uygun bilirkişi marifetiyle keşif ve inceleme yapılarak ve taleple bağlı kalınarak haksız işgal tazminatı miktarı belirlenmelidir. Alınan bilirkişi raporu, somut bilgi ve belgeye dayanmalı, tarafların ve hakimin denetimine açık olmalı ve değerlendirmenin gerekçelerinin bilimsel verilere ve HMK'nin 266 vd. maddelerine uygun olarak açıklanması gereklidir.
Eğer, özellikle arsa ve binalarda kira esasına göre talep varsa, taraflardan emsal kira sözleşmeleri istenmeli, dava konusu taşınmaz ile emsalin somut karşılaştırması yapılmalı, üstün veya eksik tarafları belirlenmelidir. İlke olarak, kira geliri üzerinden ecrimisil belirlenmesinde, taşınmazın dava konusu ilk dönemde mevcut haliyle serbest şartlarda getirebileceği kira parası, emsal kira sözleşmeleri ile karşılaştırılarak, taşınmazın büyüklüğü, niteliği ve çevre özellikleri de nazara alınarak yöredeki rayiçe göre belirlenir. Sonraki dönemler için ecrimisil değeri ise ilk dönem için belirlenen miktara ÜFE artış oranının tamamının yansıtılması suretiyle bulunacak miktardan az olmamak üzere takdir edilir.
Somut olayda, Mahkemece 28.11.2014 tarihli bilirkişi raporu esas alınarak davalı aleyhine 5.200,00 TL ecrimisile hükmedilmiş ise de bu görüşe katılma olanağı bulunmamaktadır. Şöyle ki, Mahkemece 31.11.2018 tarihli bilirkişi raporunda, bölgede yapılan araştırmalar neticesinde dava konusu taşınmazın 28.80 m2 olduğu dikkate alınarak aylık kira bedelinin 1.000,00 TL/ay olacağı kabul edilerek, talep tarihi ile dava tarihi arasındaki ecrimisil bedeli ( 20.11.2015-02.05.2018 dava tarihi ile tespit tarihi arasındaki dönem ) 34.053,41 TL olarak tespit edilmiş, 15.03.2019 tarihli İnşaat Bilirkişisi raporunda ise, taşınmazın aylık 300,00 TL olarak kiralanabildiğinin tespit edildiği toplam ecrimisil tutarı 10.198,70 TL olarak hesaplanmıştır. Açıklamalardan da anlaşılacağı üzere, her iki bilirkişi raporu arasında çelişkiler mevcut olup, her iki raporda belirlenen aylık kira bedeli farklılık arzetmektedir. Her ne kadar 31.11.2018 tarihli raporda emsal karşılaştırması yapılmışsa da rapora esas alınan emsallerin m2 ‘si dava konusu taşınmazın m2’sine de uymamaktadır. Mahkemece, her iki rapor arasındaki çelişkiler giderilmeden 31.11.2018 tarihli bilirkişi raporu hakkaniyete uygun kabul edilerek bu raporun hükme esas alınması doğru görülmemiştir.
Hal böyle olunca; Mahkemece yapılması gereken, az yukarıda değinilen ilkeler çerçevesinde bir araştırma, inceleme uygulama yapılarak, üç uzman bilirkişi aracılığı ile yukardaki ilkeler uyarınca gerekir ise yerinde yeniden keşif yapılması, uzman bilirkişilerden gerekçeli rapor alınması önceki raporlar arasındaki çelişkinin giderilmesi kazanılmış haklar ve talep de gözönüne alınarak varılacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi olmalıdır. Tüm bu hususlar düşünülmeden, raporlar arasındaki çelişki giderilmeden karar verilmesi doğru olmayıp hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin yazılı temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile Samsun Bölge Adliye Mahkemesi (1.) Hukuk Dairesi'nin istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararının KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi hükmünün 6100 sayılı HMK'nin 371. maddesi uyarınca BOZULMASINA, (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin de Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 18.05.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.