MAHKEMESİ: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
MAHKEMESİ: Bakırköy 1. Aile Mahkemesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Bakırköy 1. Aile Hukuk Mahkemesinin 18.09.2018 tarihli ve 2016/899 Esas, 2018/619 Karar sayılı kararıyla davanın kabulüne karar verilmiş, Mahkeme hükmüne karşı bir kısım davalılar vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun esastan reddine şeklinden hüküm kurulmuş olup, bu kez bir kısım davalılar vekilinin Bölge Adliye Mahkemesi kararını temyizi üzerine Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı vekili dava dilekçesinde, annesinin bekarlık hanesinde kayıtlı davacının babasının davalıların murisi ... olduğunu ileri sürerek, davacının bulunduğu kayıt ile arasındaki soybağının reddi ile babasının ... olduğunun tespitine karar verilmesini istemiş, bir kısım davalılar vekili davanın reddini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesince 15.02.2017 tarihli kararı ile davacının babalık talebiyle ilgili davasının eldeki davadan tefriki ile yeni esasa kaydına, eldeki davanın soybağının reddi olarak görülmesine karar verilmiş; yargılama sonucunda davanın kabulü ile davacının babasının davalıların murisi ... olduğunun tespitine karar verilmiş, karara karşı bir kısım davalılar vekili istinaf yoluna başvurmuştur.
04.06.1958 tarihli ve 15/6 Sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme kararı gereğince, maddi olayları açıklamak taraflara ve ileri sürülen olayları hukuken nitelemek ve uygulanacak kanun hükümlerini tespit etmek ve uygulamak görevi hakime aittir.
Dava, soybağının reddi istemine ilişkindir.
6100 Sayılı HMK'nin 26. maddesine göre, hakim, tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır; ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez.
Dava şartları, mahkemece davanın esası hakkında yargılama yapılabilmesi için gerekli olan koşullardır. Diğer bir anlatımla; dava şartları dava açılabilmesi için değil, mahkemenin davanın esasına girebilmesi için aranan “kamu düzeni” ile ilgili zorunlu koşullardır.
Mahkeme, hem davanın açıldığı günde hem de yargılamanın her aşamasında dava şartlarının tamam olup olmadığını kendiliğinden araştırıp incelemek durumunda olup; bu konuda tarafların istem ve beyanları ile bağlı değildir.
Davanın esası hakkında inceleme yapılabilmesi için varlığı gerekli hallere, olumlu dava şartları (mesela, görev, hukuki yarar gibi); yokluğu gerekli hallere ise olumsuz dava şartları denilmektedir (mesela, kesin hüküm gibi). Olumsuz dava şartlarından birisi mevcutsa veya olumlu dava şartlarından biri mevcut değilse, davanın esası incelenemez. Bunun amacı, bir davanın esası hakkında incelemeye geçilebilmesi için gerekli bütün şartları ve bunların incelenmesi usulünü tespit etmek, böylece davaların daha çabuk, basit ve ekonomik bir şekilde sonuçlanmasına yardımcı olmaktır.
Dava şartlarından biri olmadan açılan dava da, açılmış (var) sayılır, yani derdesttir. Dava şartının eksik olması halinde nasıl bir usul işlemi yapılacağı, 6100 sayılı HMK’nin 115. maddesinde belirlenmiştir. Anılan maddenin ikinci fıkrasında “Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir.
6100 Sayılı HMK'nin 114. maddesinde hukuki yarar dava şartı olarak kabul edilmiştir. Mahkemenin, her dava açıldığında davacının dava açmakta hukuki yarar bulunup bulunmadığını kendiliğinden incelemesi gerekir.
Dosya içerisindeki nüfus kaydının incelenmesinden; davacı ...'ın 10.04.1974 doğumlu olarak 27.11.1980 tarihinde annesi davalı ...'ın bekarlık hanesine tescil edildiği anlaşılmıştır.
Somut olayda, başkası ile arasında soybağı bulunmayan davacının soybağının reddini ve babalığın tespitini istediği ve babalığın tespiti talebinin eldeki davadan tefrik edildiği anlaşıldığına göre; İlk Derece Mahkemesince soybağının reddi talebinin HMK'nin 114-h maddesi gereğince hukuki yarar yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken, tefrik edilen babalığın tespiti talebi hakkında yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, Bölge Adliye Mahkemesinin istinaf isteminin esastan reddine dair kararı kaldırılarak, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK'nin 373/1. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nin 371. maddesi uyarınca BOZULMASINA, dosyanın İlk Derece Mahkemesine, karardan bir örneğinin de Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 28.06.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.