MAHKEMESİ: Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
DAVA TÜRÜ: Vakıf Evladı Olduğunun Tespiti
İLK DERECE
MAHKEMESİ: Konya 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Konya 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 26.06.2018 tarihli ve 2015/91 Esas, 2018/310 Karar sayılı kararıyla davanın kabulüne karar verilmiş, Mahkeme hükmüne karşı davalı ... vekili ile davalı vakıf vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesince istinaf başvurularının esastan reddine şeklinde hüküm kurulmuş olup, bu kez davalı ... vekili ile davalı vakıf vekilinin Bölge Adliye Mahkemesi kararını temyizi üzerine Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı vekili dava dilekçesinde, müvekkilinin annesi ... ...’ün babası ...’in, mütevelli ...’ın kardeşi olması nedeniyle davalı vakıfla soybağı bulunduğundan, davacının vakıf evladı olduğunun tespitini talep etmiştir.
Davalı ... temsilcisi cevap dilekçesinde, davacının vâkıf ile soy bağını kanıtlaması ve vakfiye şartlarını taşıması gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuş, davalı mülhak vakıf vekili ise, davacının dava açmakta hukuki yararının bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda, davanın kabulüne, davacının dava konusu vakfın 7. batında vakıf evladı olduğunun tespitine karar verilmesi üzerine, davalılar vekili istinaf kanun yoluna başvurmuş, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine dair verilen karar, davalılar vekilince temyiz edilmiştir.
Dava, vakıf evladı olduğunun tespiti talebine ilişkindir.
1. Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller Mahkemece takdir edilerek karar verildiğine ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre davalılar vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Bilindiği üzere HMK’nin 26. maddesinin 1. fıkrasında “Hakim tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır. Ondan fazlasına ya da başka bir şeye karar veremez. Duruma göre, talepten daha azına karar verebilir.” hükmü düzenlenmiştir. Bu doğrultuda somut olaya gelince; davacı vekili dava dilekçesinde, davacının vakıf evladı olduğunun tespitini talep etmiş ise de, Mahkemece talep olmadığı halde, davacının 7. batında vakıf evladı olduğunun tespitine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Ne var ki bu hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden hükmün 1086 sayılı HUMK'un 438/7. maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde düzeltilerek onanması yoluna gidilmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalılar vekilinin temyiz isteminin kabulü ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK'nin 373/1. maddeleri uyarınca KALDIRILMASINA, Yerel Mahkeme hükmünün 1. bendindeki “7. batında” ifadesinin hükümden çıkarılmasına, hükmün 6100 sayılı HMK'nin Geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı HUMK'un 438/7. fıkrası gereğince DÜZELTİLEREK ONANMASINA, (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle sair temyiz itirazlarının REDDİNE, dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin de Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 31.05.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.