MAHKEMESİ:Aile Mahkemesi
DAVA TÜRÜ: Katılma Payı Ve Katılma Alacağı
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine karar verilmiş olup, hükmün duruşma yapılması suretiyle Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmiştir. Dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 06.04.2021 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü temyiz eden davalı vekili ... ... ve karşı taraftan davacı ... Bizzat ve vekili ... ... ... geldiler. Duruşmaya başlanarak temyiz isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan ve hazır bulunanların sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı ... vekili, tarafların 1982 yılında evlendiklerini, evlilik birliği içerisinde edinilen ve davalı koca adına kayıtlı şirket payları, taşınmazlar ve kooperatif hisseleri üzerinde vekil edeninin alacağı bulunduğunu açıklayarak, uyuşmazlık konusu malvarlığının tasfiyesine karar verilmesini istemiş, bozma sonrası 21.06.2013 dava tarihli birleşen dava dilekçesinde, HGK kararıyla katılma alacağına ilişkin davalarda zamanaşımının 10 yıl olduğunu, davalının 600 adet şirket hissesinden 240 hissesini 14.02.2006 tarihinde edindiğini, bu 240 hisse yönünden de davacının mal rejiminin tasfiyesinden kaynaklı alacak hakkı olduğunu belirterek, şirket hissesi ile Kooperatif hisseleri yönünden fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 10.000,00 TL'nin yasal faiziyle davalıdan tahsilini talep etmiş, 13.11.2017 tarihinde birleşen dava yönünden talebini toplam 434.659,72 TL'ye arttırmıştır.
Davalı ... vekili, asıl davanın öncelikle zamanaşımı nedeniyle, olmadığı takdirde esastan, birleşen davanın ise derdestlik ve kesin hüküm nedeniyle reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece verilen ilk kararda, asıl davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir. Davacı vekili tarafından temyiz itirazı üzerine yapılan inceleme neticesinde Dairenin 2011/5 Esas, 2011/4628 Karar sayılı ilamı ile, dava konusu olup katkı payı alacağı talep edilen malvarlıkları yönünden zamanaşımı süresi 10 yıl olmakla ret kararının doğru olmadığına, Mahkemece, taraf delilleri toplanarak oluşacak sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerektiğine işaret edilerek hüküm bozulmuştur. Davalı vekilince yapılan karar düzeltme talebi de yerinde görülmeyerek reddine karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda verilen ikinci kararda edinilmiş mallara katılma rejimi döneminde edinilen malvarlığı değerleriyle ilgili talebin zamanaşımına uğradığı hususu kesinleştiğinden bu yönde araştırma yapılamayacağı, mal ayrılığı döneminde edinilen mal varlığı ile ilgili ise davacının katkısının ispatlanamadığı gerekçesiyle asıl ve birleşen davaların ayrı ayrı reddine karar verilmiştir. Davacı vekili tarafından temyiz itirazı üzerine yapılan inceleme neticesinde Dairenin 2019/131 Esas ve 2019/4442 Karar sayılı ilamıyla, davacının birleşen dava yoluyla talep ettiği, önceki bozma ilamında onamaya konu edilmeyen, yani Engürü, Gökçen ve Altay Konut Yapı Kooperatif hisseleri dışındaki, şirket hissesi ve diğer malvarlığı değerleriyle ilgili olarak taraf delilleri toplanarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, birleşen davaya konu edilen malların tamamıyla ilgili kesin hüküm bulunması nedeniyle yazılı şekilde ret kararı verilmesinin doğru olmadığına işaret edilerek, hükmün birleşen dava yönünden bozulmasına, asıl davaya yönelik temyiz itirazlarının ise reddine karar verilmiştir. Davalı tarafça yapılan karar düzeltme isteği de yerinde görülmeyerek reddedilmiştir.
Bozma sonrası yapılan yargılama neticesinde Mahkemece verilen son kararda, davacının davasının kısmen kabul kısmen reddine, mal rejiminin tasfiyesinden kaynaklı 401.034,77 TL'nin karar tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir. Hüküm, süresi içerisinde davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1.Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, davanın açıldığı 21.06.2013 tarihi itibariyle 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu yürürlükte olduğuna, belirsiz alacak davası ile ilgili hükümlerin uygulanması gerektiğine, davacı tarafça sunulan 13.11.2017 tarihli dilekçenin ıslah dilekçesi değil talep açıklama dilekçesi olduğuna ve uyulan bozma ilâmında açıklandığı üzere işlem yapılıp sonucu dairesinde hüküm tesis edildiğine göre, davalı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Davalı vekilinin ... kooperatif hisseleri yönünden temyiz itirazları incelendiğinde;
Dava hakkında verilen ikinci karar, yukarıda açıklanan nedenlerle bozulmuş, birleşen davaya yönelik bozma ilamında açıkca ilk bozma ilamı kapsamında ret hükmü onanmasına karar verilen ... kooperatif hisseleri dışındaki birleşen dava konusu mallar yönünden taraf delilleri toplanarak bir karar verilmesi gerektiğine işaret edilmiştir. Bu nedenle Mahkemece, ... kooperatif hisselerinden davacı lehine alacağa hükmedilmesi hatalı olmuştur.
3. Davalı vekilinin şirket hissesi yönünden temyiz itirazlarına gelince;
Tasfiyeye konu edilen 240 adet şirket hissesi, evlilik birliği içinde eşler arasında edinilmiş mallara katılma rejimini geçerli olduğu 14.02.2006 tarihinde edinilmiş olup davacı lehine bu hisse yönünden katılma alacağı hesaplanması yerinde ise de hükme esas alınan rapor incelendiğinde yapılan hesaplamanın Dairenin yerleşik ilke ve esaslarına uygun düşmediği anlaşılmaktadır.
Tasfiyeye konu edilen mal varlığının şirket olması halinde, değer belirleme yönteminde uygulanacak ilke ve esaslar özellik arz etmektedir. Şirketin değeri mal rejiminin sona erdiği andaki durumu; o tarihteki ekonominin genel gidişatı, şirketin faaliyet gösterdiği sektörün konumu, büyüklüğü ve büyüme hızı, tasfiyeye konu şirketin bilanço değerleri, şirketin kullandığı teknoloji, makina ve tesisatın durumu ile araştırma geliştirme faaliyetleri (ARGE), ürettiği hizmet ve ürünleri pazarlama ile rekabet gücü, müşteri portföyü, organizasyonu ile yönetim kadrosu büyüme potansiyeli, şirketin değerlendirme anındaki satışlarına, kazançlarına, siparişlerine, nakit akışlarına ve finansal durumuna göre geleceğe ilişkin tahminler, kar dağıtım politikası, gelecekte planlanan sabit kıymet yatırımları, stratejisi, ekonominin genel arz ve talep kuralları göz önünde bulundurularak belirlenir.
Somut olayda hükme esas alınan rapor incelendiğinde açıklanan hususlar gözetilmeden ve özvarlıklar üzerinden hesap yapıldığı sabittir. Mahkemece, tanzim edilen yetersiz bilirkişi raporuna göre yazılı şekilde alacağa hükmedilmesi hatalı olmuştur.
Mahkemece, öncelikle şirket değerleme hususunda uzman üçlü bilirkişi heyetinden rapor aldırılmalıdır. Yukarıda açıklanan ilkelere uygun şekilde şirketin değeri belirlenmeli ve değer belirlerken mal rejiminin sona erdiği 09.05.2006 boşanma dava tarihi esas alınmalıdır. Dava konusu şirketin mal rejiminin sona erdiği tarih itibarıyla belirlenen değeri, TÜFE (Tüketici Fiyat Endeksi) göz önünde bulundurularak tasfiye (bozmadan sonra verilecek karara en yakın tarih) tarihindeki sürüm değeri belirlenmelidir. Netice olarak, bulunan değer üzerinde davalının edinilmiş mal niteliğinde olan hissesi oranına göre belirlenecek artık değerin yarısı üzerinden davacının katılma alacağı hesaplanmalıdır.
Açıklanan eksiklik ve hatalar giderildikten sonra oluşacak sonuç dairesinde dava açıldığı 21.06.2013 itibariyle belirsiz alacak davası ile ilgili hükümler geçerli olduğundan 10 yıllık zamanaşımı süresi geçmediği, temyiz edenin sıfatı ve kazanılmış haklarda gözetilerek bir karar verilmek üzere hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (2) ve (3) nolu bentte gösterilen nedenlerle davalı vekilinin yazılı temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK'nin Geçici 3. maddesi yollaması ile HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının yukarıda (1). bentte gösterilen nedenle reddine, Yargıtay duruşmasının yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri uyarınca 3.050,00 TL avukatlık ücretinin davacıdan alınarak Yargıtay duruşmasında ... marifetiyle temsil olunan davalıya verilmesine, taraflarca HUMK'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine,
peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 25.05.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.