MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : İstihkak
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Davacı üçüncü kişi vekili, haciz adresinin müvekkiline ait olduğunu, vergi levhasının haciz mahallinde sunulduğunu, borçlunun vekil edeninin kayınbiraderi olması dışında aralarında herhangi bir bağın bulunmadığını ve haciz adresinde bulunması sebebinin akrabalık ilişkisi olduğunu belirterek davanın kabulünü talep etmiştir.
Davalı alacaklı vekili, borçlunun alacaklılardan mal kaçırmak gayesi ile işyerini kendi adına almadığını, resmi kayıtlarda işyeri her ne kadar davacı adına görünse de haciz mahallinde borçlunun bulunduğunu belirterek, davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, borçlu adına haciz tarihi itibariyle kayıtlı işyeri bulunmadığı, haciz yapılan iş yerinin davacı üçüncü kişi adına kayıtlı olduğu, kolluk tarafından yapılan inceleme neticesinde haciz mahallinin borçlu ile bir ilgisinin olmadığı, davacı üçüncü kişinin eşinin dava konusu iş yerinin tüm idaresi ve işleyişi ile ilgilendiğinin anlaşıldığı, davacının eşinin iş yeri ile ilgilenmesi ve iş takibi yapmasının hayatın olağan akışına uygun olduğu dava konusu iş yerinin ve haczedilen eşyaların davacıya ait olduğu, davacının davasını ispatladığı gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiş, karar davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, üçüncü kişinin İİK.’nın 96. vd. maddelerine dayalı istihkak iddiasına ilişkindir.
Dava konusu haciz borçluya ödeme emrinin tebliğ edildiği adreste ve borçlu huzurunda yapılmıştır. Bu durumda İİK'nin 97/a maddesinde öngörülen mülkiyet karinesi, borçlu dolayısıyla alacaklı yararınadır. Davacı üçüncü kişinin borcun doğumundan sonra faliyete başladığını gösteren ve haciz adresine ilişkin olmayan vergi levhası ile haczedilen menkullerin aidiyeti konusunda sunulan faturalar yasal mülkiyet karinesinin aksinin ispatı için güçlü delil niteliği taşımaz. Bu durumda Mahkemece belirtilen nedenler ile davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile kabul kararı verilmesi yerinde görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün İİK'nin 366 ve 6100 sayılı HMK'nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca İİK'nin 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 05.02.2020 tarihinde oy birliği ile karar verildi.