MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Elatmanın Önlenmesi, Yıkım, Ecrimisil, Temliken Tescil, Tapu İptali ve Tescil
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonucunda Mahkemece davacı Hazinenin ecrimisil davasının açılmamış sayılmasına, elatmanın önlenmesi davasında karar verilmesine yer olmadığına, asli müdahil ...'ın davasının kabulüne, asli müdahiller ve diğer davacıların davasının reddine karar verilmiş olup hükmün bir kısım asli müdahiller vekilleri ve davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Asıl dosya davacısı ... vekili tarafından asıl dosya davalısı ... aleyhine 1979/467 Esasında ve 29.08.1979 tarihinde açılan davada, davacı vekili, 36 parsel sayılı taşınmazın vekil edeninin zilyetliğinde olduğunu, dava konusu taşınmazdaki vekil edenin yaptığı yapının vekil edenine ait olduğuna dair Mahkeme kararı olduğunu, ancak dava konusu taşınmazın bir bölümüne davalının bina yapmak suretiyle müdahalede bulunduğunu belirterek, davalı tarafından dava konusu taşınmaza yapılan el atmanın önlenmesine ve davalının yaptığı binanın kal'ine karar verilmesini istemiştir.
Birleşen dosya davacısı Hazine vekili tarafından birleşen dosya davalısı ... aleyhine 1979/469 Esasında ve 31.08.1979 tarihinde açılan davada, davacı Hazine vekili, Hazinenin maliki olduğu 36 parsel sayılı taşınmaza, davalı tarafından yapılan el atmanın önlenmesine ve davalının yaptığı binanın kal'ine karar verilmesini istemiştir. ... bu davaya Hazinenin yanında asli müdahil olarak katılma talebinde bulunmuş ve asli müdahil olarak davaya katılmıştır. Davalı ... davanın reddini savunmuş, karşı dava ile de, temliken tescil isteğinde bulunmuştur. (Bağlantı nedeniyle dava 1979/467 Esas sayılı dava ile birleştirilmiştir.)
Yine, birleşen dosya davacısı Hazine vekili tarafından davalılar ... ve ... aleyhine, 1980/80 Esasında 27.02. 1980 tarihinde açılan davada, 36 parsel sayılı taşınmaza davalılar tarafından yapılan el atmanın önlenmesine, haksız işgal nedeni ile davalılar aleyhine ecrimisile hükmedilmesine ve davalıların yaptığı binanın kal'ine karar verilmesini istemiştir. ... bu davaya Hazinenin yanında asli müdahil olarak katılma talebinde bulunmuş ve asli müdahil olarak davaya katılmıştır. Davalılar ise, davanın reddini savunmuş, davalı ... karşı dava ile, temliken tescil isteğinde bulunmuştur. (Bağlantı nedeniyle dava 1979/467 esas sayılı dava ile birleştirilmiştir.)
Davaya katılmak isteyen ... vekili 17/10/2012 tarihli müdahale dilekçesi ile, Hazine tarafından dava konusu 36 parsel sayılı taşınamazın kapalı ihale usul ile satışa çıkarıldığını, ihale sonucunda vekil edeninin teklifinin kabul gördüğünü bu sebeple davaya davacı müdahil olarak kabulüne karar verilmesini istemiş, davaya asli müdahil olarak katılmıştır.
Asli müdahiller, ..., ... ve ...'un mirasçıları, dava konusu taşınmazın tescilinin yolsuz yapılması sebebiyle iptalini, Hazine adına tescilini ve müdahale talebinde bulunulanın payına ilişkin payın iptali ile tapuda..., ... ve muris ... adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, bozma ilamlarından sonra, asıl ve birleştirilen Çatalca 2 Asliye Hukuk Mahkemesinin 1979/467 Esas, 1980/80 Esas sayılı dosyalarda, Hazine tarafından açılan ecrimisil talepli davanın HMK'nin 150. maddesi uyarınca açılmamış sayılmasına, meni müdahale ile ilgili talepleriyle ilgili karar verilmesine yer olmadığına, asli Müdahil ...'ın müdahalenin men'i ve kal talebinin kabulü ile; Çatalca Sulh Hukuk Mahkemesinin 1973/185 Esas - 979/49 Karar sayılı ilamı ile Hazine adına tescil edilmiş ve daha sonra ihale yolu ile ... adına kayıt edilen 36 nolu parsele yönelik davalı ve müdahalede bulunan tüm davalıların yapmış oldukları müdahalenin men'i ile üzerindeki tüm yapıların kal’ine, birleşen ve müdahale ile açılan tüm dava, karşı dava ve davacı ...'ın davalarının reddine karar verilmiş, hüküm, davacı Hazine vekili, ..., ..., ..., ... ve ... vekili, asli müdahiller ... ve müşterekleri vekili, davalılar ... ve ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, el atmanın önlenmesi, ecrimisil ve kal isteklerine ilişkindir.
1. Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına ve uyulan bozma ilâmında açıklandığı üzere işlem yapılıp sonucu dairesinde hüküm tesis edildiğine göre davacı Hazine vekilinin tüm, ..., ..., ..., ... ve ... vekili, asli müdahiller ... ve müşterekleri vekili, davalılar ... ve ... vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Tüm dosya içeriği ve toplanan delillerden, dava konusu 36 parsel sayılı taşınmazın 10.06.1953 tarihli ve 96 sıra numaralı tapu kaydına istinaden, 13.07.1965 tarihinde dava dışı Rasim oğlu ... adına tespitinin yapıldığı, ...’ın dava dışı Yılmaz ve Yüksel’e 1966 tarihli satış vaadi sözleşmesi ile taşınmazın satışını vaat ettiği, bu kişilerin de, 13.08.1974 ve 21.07.1969 tarihli satış vaadi senetleri ile taşınmazı asıl davacı/birleşen davalı ..., ... ve ...’na sattığı, 1970 ve 1978'li yıllarda bu kişilerin taşınmaza dava konusu binaları inşa ettikleri, bu arada, Çatalca Sulh Hukuk Mahkemesinin 1973/185 Esas - 1979/49 Karar sayılı 14.12.1979 tarihinde kesinleşen ilamıyla, tahsis yapılan ...'ın taşınmazı 4753 sayılı Yasanın amacına aykırı olarak kullanması nedeniyle tapusunun iptaliyle Hazine adına tesciline karar verildiği, bu şekilde 36 parselin Hazine adına 02.05.1980 tarihinde itirazlı olduğu belirtilerek hükmen tescilinin yapıldığı, sonrasında taşınmazın ihale sonucu 26.03.2002 tarihinde müdahil ...'a satıldığı ve 01.10.2013 tarihli tevhit işlemi ile 603 ada 7 parsel numarasını aldığı anlaşılmaktadır.
Bilindiği üzere; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 297/2. maddesinde “...taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir” hükmüne yer verilmiştir. Anılan bu düzenleme karşısında uyuşmazlığın çözümlenmesine karar veren mahkemenin, kuracağı hükmün açık, net ve infaza elverişli olması gereklidir.
Somut olayda, her ne kadar Mahkemece, 36 parsel sayılı taşınmaza yönelik davalı ve müdahalede bulunan tüm davalıların yapmış oldukları müdahalenin meni ile üzerindeki tüm yapıların kal’ine karar verilmiş ise de, hükmün HMK’nin 297/2. maddesi uyarınca infaza elverişli olduğunu söyleyebilme olanağı yoktur. Şöyle ki, Mahkemece, keşif yapılmış ve bilirkişi raporu tanzim edilmiş ise de, hükme esas alınan rapora atıf yapılmaksızın ve kararın eki yapıldığı belirtilmeksizin davalıların haksız olarak yapmış olduğu müdahalenin men'ine ve kal’e karar verilmiştir. Ancak, gerek kısa karardan, gerekse gerekçeli karar içeriğinden müdahalenin men'ine karar verilen kısımların ve binaların neresi olduğu, bahse konu tecavüzün nerede başlayıp nerede bittiği, yıkıma konu binaların hangileri olduğu anlaşılamamaktadır. Bu nedenle, hükümde müdahalenin meni'ne ve kaline karar verilen binalara ilişkin açıklık sağlanması, taşınmazın yeni parsel numarası aldığının da gözönüne alınması ve hükmün bu şekilde denetime ve infaza açık hale getirilmesi gerekirken bu hususların göz ardı edilmesi doğru olmamış, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Ayrıca, ..., ..., ..., ... ve ... vekili temyiz dilekçesinde, vekil edenleri aleyhine herhangi bir dava olmadığı, vekil edenlerinin resen müdahil gösterilerek aleyhlerine hüküm kurulduğu ve yargılama giderlerine mahkum edildiklerini belirtmiştir. Eldeki davanın, 1979 tarihinden bu yana süregelen bir dava olduğu, pek çok kez Yargıtay denetiminden de geçerek, en son temyize konu kararın verildiği anlaşılmaktadır. Tüm dosya kapsamına göre, eldeki dosyanın evvellerinden olan Büyükçekmece Kadastro Mahkemesi’nin 1999/2 Esas, 1999/9 Karar sayılı kararında, bozma ilamından sonra ..., ...’ın davaya müdahil olduklarının belirtildiği, (dosyada bir kısım Yargıtay bozma evraklarına rastlanmamıştır) yine dosya kapsamına göre ..., ...’ın ise asıl davalı ...’ın mirasçıları oldukları anlaşılmaktadır. O halde, tüm bu hususlar hep birlikte değerlendirilerek, bahsi geçen şahısların müdahillik sıfatlarının olup olmadıklarının tespit edilmesi ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, bu husus göz ardı edilerek karar verilmiş olması da bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: ..., ..., ..., ... ve ... vekili, asli müdahiller ... ve müşterekleri vekili, davalılar ... ve ... vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan kararın (2) sayılı bentte açıklanan nedenle 6100 sayılı HMK'nin Geçici 3. maddesi yollaması ile HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, birleşen davacı Hazine vekilinin ve ..., ..., ..., ... ve ... vekili, asli müdahiller ... ve müşterekleri vekilinin sair temyiz itirazlarının (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle reddine, taraflarca HUMK'un 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve peşin harcın istek halinde temyiz eden asli müdahillere iadesine, 06.04.20121 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.