MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup, hükmün davacı Hazine vekili ile davalı/ karşı davacı ... ve müşterekleri vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı Hazine, 2567 parsel sayılı taşınmazın 1962 yılında hükmen adına tescil edildiğini, Bakırköy Kadastro Müdürlüğünce tanzim edilen 15.5.1996 tarihli ve 1/1000 ölçekli haritaya göre bu taşınmaz ile 4 ada 8 ve 859 parsel sayılı taşınmazların çakıştığının anlaşıldığını ileri sürerek, 4 ada 8 ve 859 parsel sayılı taşınmazların davalı ... ve müşterekleri adına olan tapu kayıtlarının iptali ile adına tapuya kayıt ve tesciline, davalıların bu taşınmaza müdahalelerinin men'ine karar verilmesi istemiyle dava açmış; yargılama sırasında davalı-karşı davacı ... ve müşterekleri ise, çekişmeli 859 parsel sayılı taşınmazın 240/4673 payına malik olduklarını ve taşınmaza bina yapmak suretiyle zilyetliklerini devam ettirdiklerini, buna karşın Kadastro Genel Müdürlüğünün hatalı işlemleri neticesinde çekişmeli 2657 parsel ile kendilerine ait taşınmazın çakıştırıldığını belirterek, Hazine’ye ait taşınmazın kendilerine ait taşınmaz ile çakışan kısımlarının iptaline, aksi halde kendilerine ait taşınmazdaki çakışan kısmın iptaline karar verilmesi halinde ise, dava tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte taşınmazın bedelinin kendilerine ödenmesi istemiyle karşı dava açmışlardır.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı Hazine vekili ile vekalet ücretine yönelik olarak davalı - karşı davacılar ... ve müşterekleri vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, 3402 sayılı Kanun'un 22/1. maddesi kapsamında düzenlenen ve niteliği itibariyle mülkiyet ihtilafından kaynaklanan, mükerrer kadastro nedenine dayalı tapu iptali ve tescil davasıdır.
Mahkemece, 16.01.2012 tarihli bilirkişi raporunda, dava konusu 4 ada 8, 859 ve 2567 parsel sayılı taşınmazların aynı yerler olup, bu taşınmazların 15.09.2008 tarihli ve 1/1000 ölçekli Bağcılar Uygulama İmar Planında kentsel dönüşüm alanında kaldığı, davacı Hazine adına kayıtlı 2567 parsel sayılı taşınmaz iptal edildiğinden bu taşınmaza ilişkin olarak aplikasyon krokisinin düzenlenmediği, 2567 parsel sayılı taşınmazın iptal edilmiş olması nedeniyle 859 parsel sayılı taşınmazın 2567 parsel sayılı taşınmaza tecavüzünün bulunmadığı belirtildiğinden, davanın ispat edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 22/1. maddesinde, evvelce tespit, tescil veya sınırlandırma suretiyle kadastro veya tapulaması yapılmış olan yerlerin yeniden kadastrosunun yapılamayacağı, bu gibi yerlerin ikinci defa kadastroya tâbi tutulması halinde ikinci kadastronun bütün sonuçlarıyla hükümsüz sayılacağı ve Türk Medeni Kanunu'nun 1026. maddesine göre işlem yapılacağı, süresinde dava açılmadığı takdirde, ikinci defa yapılan kadastronun, tapu sicil müdürlüğünce re'sen iptal edileceği belirtilmiştir.
Somut olayda; öncelikle davacı Hazine, uhdesinde bulunan 2567 parsel sayılı taşınmaz ile mükerrer olarak kadastroya tabi tutulduğunu ileri sürerek 4 ada 8 ve 859 parsel sayılı taşınmazlara yönelik dava açtığı halde, 4 ada 8 parsel sayılı taşınmaz maliklerinin davada taraf olmaları gerektiği göz önünde bulundurulmamış, bu parsel bakımından taraf teşkili sağlanmaksızın hüküm kurulması cihetine gidilmiştir. Taraf teşkilinin sağlanması dava koşulu olup, taraf teşkili sağlanmadan davanın esasına girilerek hüküm kurulması hukuken mümkün bulunmamaktadır. Kamu düzenine ilişkin bu hususun, yargılamanın her safhasında Mahkemece re'sen dikkate alınması gerekir.
Diğer taraftan, Mahkemece yapılan araştırma, inceleme ve uygulama da hüküm verme için yeterli değildir. Şöyle ki; çekişmeli taşınmazlardan 4 ada 8 ve 859 parsel sayılı taşınmazların kadastro tutanakları ile tüm tedavüllerini içerir tapu kayıtları getirtilerek, her bir taşınmazın ayrı ayrı tespit günleri ile tespitlerinin kesinleştiği tarih belirlenmemiş, yine taşınmazlara ait ayrı ayrı kadastro paftası, ölçü krokisi, ölçü cetveli ile diğer belgeler celbedilip, bundan sonra uzman bilirkişilerden rapor alınarak, taşınmazların mükerrer kadastroya tabi tutulup tutulmadıkları kesin olarak tespit edilmemiş, soyut ve ihtilafı çözmekten uzak bilirkişi raporları ile yetinilmiş, bilirkişi raporu içeriğinde Hazine uhdesinde bulunan 2567 parsel sayılı taşınmazın 01.05.2003 tarihli ve 4289 yevmiye numaralı beyanname ile mükerrerlik nedeniyle iptal edildiğinin belirtilmesi karşısında, belirtilen beyanname ile eki harita ve sair belgeler de getirtilip bu belgeler karar yerinde tartışılıp değerlendirilmediği gibi, bu belgelerden de yararlanılmamıştır. Bu şekilde eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak karar verilmesi usul ve yasaya uygun düşmemektedir.
Hal böyle olunca; Mahkemece, davacı Hazineye, dava konusu 4 ada 8 parsel sayılı taşınmazın maliklerine davasını yöneltmek suretiyle yöntemince taraf teşkilini sağlaması için süre ve imkan tanınmalı, bu şekilde taraf teşkilinin sağlanması halinde sözü edilen kişilerden savunma ve delilleri sorulmalı, bildirdikleri takdirde delilleri toplanmalı, akabinde çekişmeli taşınmazlara ait kadastro tutanakları, tüm tedavülleri içerir tapu kayıtları (tapu kütük sayfaları), ayrı ayrı her bir taşınmazın kadastro paftası, ölçü krokisi, ölçü cetveli ile taşınmazların tespitleri sırasında sınırlandırılmalarına esas alınan diğer belgeler ile 01.05.2003 tarih ve 4289 yevmiye numaralı beyanname ve ekleri celp edilerek dosya ikmal edildikten sonra mahallinde, uzman bilirkişilerin katılımı ile keşif yapılmalı, teknik bilirkişilerden davacı Hazine'ye ait 2567 parsel sayılı taşınmaz ile 4 ada 8 ve 859 parsel sayılı taşınmazların teknik belgelerinden yararlanılarak haritalarının çakıştırılması suretiyle bu taşınmazlarda mükerrerlik bulunup bulunmadığını açıklayan, denetime elverişli krokili rapor alınmalı, taşınmazların mükerrer kadastroya tabi tutulduklarının anlaşılması halinde, kadastro tespit tarihleri ile bu tespitlerin kesinleşme tarihleri göz önünde bulundurularak bir değerlendirme yapılmalı, bu kapsamda mükerrer olan taşınmazlardan önceki tarihte kadastroya tabi tutulan taşınmazın tespitinin kesinleşmesi ile ikinci kadastrosu yapılan taşınmazın kadastro tespiti arasında hak düşürücü süreyi geçer süre bulunması halinde ilk kadastronun geçerli olacağı, aksi halde ise taşınmazların hukuki durumunun (mülkiyet hakkının taraflardan hangisine ait olduğunun) ilk kadastro çalışmasına ait tespit günü esas alınarak belirlenmesi gerektiği gözönünde bulundurulmalı ve bundan sonra toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir.
SONUÇ: Taraf vekillerinin temyiz itirazları yukarıda açıklanan nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile Yerel Mahkeme hükmünün 6100 sayılı HMK'nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, HUMK'un 440/I. maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 29.09.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy