MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ: Elatmanın Önlenmesi, Kal, Ecrimisil
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonucunda Mahkemece verilen davanın kısmen kabulüne dair kararın davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairenin 12.11.2020 tarihli ve 2018/5748 Esas, 2020/7125 Karar sayılı ilamı ile onanmasına karar verilmişti. Davalı vekili tarafından süresinde kararın düzeltilmesi istenmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı vekili, müvekkiline ait 1896 parsel sayılı taşınmazın davalı tarafından depolama alanı olarak kullanıldığını belirterek elatmanın önlenmesi, kal ve ecrimisil talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde, davacının önceden müvekkili olan şirketin ortağı olduğunu, dava konusu taşınmazın şirket geliriyle alındığını, açılan tapu iptal tescil davasının bekletici mesele yapılması gerektiğini belirterek, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda, davanın kısmen kabulüne, davalının elatmasının önlenmesine, kal talebi konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına, ecrimisil talebinin kısmen kabulüne, ecrimisil bedeline aylık tahakkuk tarihlerinden itibaren işleyecek yasal faiziyle davalıdan alınarak davacıya verilmesine dair verilen karar, davacı ve davalı vekili tarafından temyiz edilmiş, Dairemizce kararın onanmasına karar verilmesi üzerine, davalı vekili karar düzeltme talebinde bulunmuştur.
Dava, çaplı taşınmaza elatmanın önlenmesi, kal ve ecrimisil talebine ilişkindir.
1. Dosya muhtevasına, dava evrakı ile tutanaklar münderecatına ve Yargıtay ilâmında açıklanan gerektirici sebeplere göre yerinde olmayan ve HUMK'un 440. maddesinde yazılı hallerden hiçbirisine uymayan davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair karar düzeltme istemlerinin reddine karar verilmiştir.
2. Somut olayda, dava dilekçesinde ecrimisil talebiyle birlikte dönem sonlarından itibaren yasal faize hükmedilmesi talep edilmiştir. Mahkemece bilirkişi raporuna atıf yapılarak ecrimisil bedeline aylık tahakkuk tarihlerinden itibaren işleyecek yasal faiziyle davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş ise de, mahkemece faiz yönünden verilen karar infaza elverişli olmadığı gibi, talep aşılarak dönemsel faiz yerine aylık faize hükmedilmesi ve hüküm fıkrasında açıkça miktarlar ve faiz başlangıç tarihlerinin gösterilmemesi doğru değildir.
Ne var ki bu hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden hükmün 1086 sayılı HUMK'un 438/7. maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde düzeltilerek onanması yoluna gidilmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin karar düzeltme talebinin kabulü ile Dairemizin 12.11.2020 tarihli ve 2018/5748 Esas, 2020/7125 Karar sayılı onama ilamının faiz dönemlerine ilişkin bölümünün kaldırılmasına, Yerel Mahkeme hükmünün 3. paragrafının hükümden çıkarılmasına, yerine “Ecrimisil talebinin kısmen kabulüne, 2009 Mart-2010 Mart dönemi için 22.800 TL’ye 31.03.2010 tarihinden, 2010 Mart-2011 Mart dönemi için 24.000 TL’ye 31.03.2011 tarihinden, 2011 Mart-2012 Mart dönemi için 25.500 TL’ye 31.03.2012 tarihinden, 2012 Mart-2013 Mart dönemi için 25.800 TL’ye 31.03.2013 tarihinden, 2013 Mart-2014 Mart dönemi için 28.800 TL’ye 31.03.2014 tarihinden itibaren uygulanacak yasal faiziyle davalıdan alınıp davacıya verilmesine” ibarelerinin yazılmasına, Yerel Mahkeme hükmünün 6100 sayılı HMK'nin Geçici 3. maddesi yollaması ile HMK'nin 304. maddesi (1086 sayılı HUMK'un 438/7. fıkrası) gereğince DÜZELTİLMİŞ BU ŞEKLİ İLE ONANMASINA, davalı vekilinin sair karar düzeltme taleplerinin (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle reddine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 24.05.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy