MAHKEMESİ:İcra Hukuk Mahkemesi
DAVACI(Alacaklı): Oral Tekne San. Ve Turizm Tic. A.Ş.
DAVALI(3.Kişi): ... Avize San. İhr. Ve Tic. A.Ş.
(Borçlu): ... Mobilya Tasarım Üretim San. Ve Tic. A.Ş.
DAVA TÜRÜ: İstihkak
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davalı üçüncü kişi vekili tarafından duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine, duruşma talebi değerden reddedildikten sonra Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı alacaklı vekili, borçlunun ürettiği mobilyaları konsinye satış için davalı üçüncü kişiye fatura ettiği, davalı üçüncü kişi şirketin avize üreticisi olup mobilya üretmediği, davalının ve borçlunun defter kayıtlarında aralarındaki ilişki tespit edilebileceği gibi internet siteleri ve dergilere borçlunun verdiği röportajların da bunun ispatı olduğunu iddia ederek, üçüncü kişinin istihkak iddiasının reddine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı üçüncü kişi vekili, davanın süresinde açılmadığını ve mülkiyet karinesinin müvekkil şirket lehine olduğunu, haciz işlemi yapılan adres ve haczedilen menkullerin dosya borçlusu ile herhangi bir ilgisinin olmadığını, borçlunun müvekkil şirketten herhangi bir hak ve alacağı olmadığını, mahcuz malların borcun doğumundan ve haciz işleminden çok önce 2011 yılında borçlu şirketten kullanmak için satın alındığını belirterek, davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece İcra Müdürülüğünün alacaklıya dava açmak üzere verdiği 7 günlük süreye ilişkin kararın tebliğ tarihinden itibaren 7 gün içinde dava açılmadığı gerekçesiyle davanın süre yönünden reddine karar verilmiş, hükmün davacı alacaklı tarafından temyizi üzerine Dairemizin 11.12.2018 tarihli ve 2016/5913 Esas, 2018/20014 Karar sayılı ilamı ile İcra Müdürlüğünce alacaklıya dava açması için süre verilmiş ise de dava açılmadığı takdirde sonuçlarına ilişkin ihtarat yapılmadığından verilen sürenin hukuki sonuç doğurmaya elverişli olmadığı dolayısıyla davanın süresinde olduğu kabul edilerek esasa ilişkin inceleme yapılması için hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda, haciz adresinde borçlu şirketin olmadığı, üçüncü kişi şirketin bulunduğu, davalı üçüncü kişi şirketin borçludan kendi kullanımları için aldıklarını iddia ettikleri mahcuzlara ilişkin sundukları faturalar ile mahcuz mobilyaların farklı olduğu, internet sitesinde yer alan haberlere göre borçlunun haciz adresinde mobilyalarını sergilediğinin belirtilmesi karşısında, İİK'nin 97/a maddesinde düzenlenen mülkiyet karinesi borçlu dolayısıyla alacaklı lehine olup, aksinin davalı üçüncü kişi tarafından ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı üçüncü kişi vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, alacaklının İİK'nin 99. vd. maddelerine dayalı istihkak iddiasının reddi talebine ilişkindir.
Dosya kapsamındaki belgeler incelendiğinde haciz üçüncü kişi şirketin şube adresinde yapılmış olmakla haciz adresinde borçluya ait herhangi bir belge de bulunmamış olduğundan, İİK'nin 97/a maddesinde düzenlenen mülkiyet karinesinin üçüncü kişi lehine olması nedeniyle ispat yükü davacı alacaklı üzerindedir. Alacaklı ise, borçlu şirket hakkında yapılan internet haber sayfaları, dergi röportajı ile borçlu ve üçüncü kişinin defterlerine dayanmış olmasına rağmen, Mahkemece sadece üçüncü kişi şirketin defterleri sunulan faturanın mahcuza ilişkin olup olmadığı yönünden denetlenerek, üçüncü kişi ile borçlu şirket arasındaki ticari ilişkinin bulunup bulunmadığı incelenmeksizin hüküm kurulmuştur.
O halde, Mahkemece borçlu şirket ve üçüncü kişi şirket ticari defterleri üzerinde yaptırılacak inceleme ile (açılış ve kapanış tasdiklerinin yapılmış olması göz önünde bulundurularak) üçüncü kişi ile borçlu arasında alacaklının iddia ettiği gibi konsinye satış ilişkisinin bulunup bulunmadığı hususlarını da kapsayacak şekilde Yargıtay denetimine elverişli bilirkişi raporu alındıktan sonra, dava dosyasında bulunan diğer delillerle birlikte değerlendirilerek oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, bu yön gözetilmeksizin eksik inceleme ve araştırma sonucu alınan bilirkişi raporu ile yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru olmadığından hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı üçüncü kişi vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün İİK'nin 366 ve 6100 sayılı HMK'nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca İİK'nin 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 27.05.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy