MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Katkı Payı Ve Katılma Alacağı
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın asıl ve birleşen davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup hükmün taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Davacı-birleşen davada davalı ... vekili, evlilik birliği içinde edinilen 536 ada 2 parsel, 538 ada 5 parsel, 436 ada 15 parsel sayılı taşınmazlar ile ..., ... plaka sayılı araçlar nedeniyle; davalı- birleşen davada davacı ... vekili evlilik birliği içinde edinilen ... plaka sayılı araç nedeniyle mal rejiminin tasfiyesinden kaynaklanan alacak talebinde bulunmuştur.
Asıl davada davalı-birleşen davada davacı ... vekili, asıl davanın; birleşen davada davalı-asıl davada davacı ... vekili, birleşen davanın reddini savunmuştur.
Asıl ve birleşen davanın kabulüne dair ilk karar, davacı- birleşen davada davalı ... vekilinin temyizi üzerine, Dairenin 24.01.2019 tarihli ve 2016/20331 Esas, 2019/802 Karar sayılı ilamıyla asıl davada talep edilen alacak kalemlerinin miktarı ayrı ayrı açıklattırılmadan, taleplerin tümü hakkında düzenlenmeyen yetersiz ve denetime elverişli olmayan bilirkişi raporu esas alınarak hüküm kurulmasının doğru olmadığına işaret edilerek bozulmuş, bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda Mahkemece “davacı/karşı davalının davasının kısmen kabul kısmen reddine, dava ve ıslah dilekçelerindeki taleple bağlı kalınarak 486 ada 15 parselde kayıtlı taşınmazdan kaynaklı 33.694,31 TL katkı payı alacağı, ... plakalı araçtan kaynaklı 9.863,00 TL katılma alacağı olmak üzere toplam 43.557,31 TL'nin davalı/karşı davacıdan alınarak davalı/karşı davacıya ödenmesine; davalı/karşı davacının davasının kısmen kabul kısmen reddine, ... plakalı araçtan kaynaklı 15.196,97 TL katılma alacağına, davalı-karşı davacıdan alınak davalı-karşı davacıya ödenmesine” karar verilmiş, karar, her iki taraf vekilince temyiz edilmiştir.
Asıl ve birleşen dava, katkı payı ve katılma alacağı isteklerine ilişkindir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK’nin) 294 ve devamı maddelerinde hükmün nasıl tesis edileceği ve sonrasında kararın nasıl yazılacağı düzenlenmiştir. Bu maddelere göre; hükmün, açık, anlaşılır, infaz edilebilir şekilde tesis edilmesi ve gerekçenin, verilen hükme uygun olması gerekmektedir.
Somut olayda Mahkemece, asıl ve birleşen davaya ilişkin belirlenen alacaklar hakkında “davalı-karşı davacıdan alınarak davalı-karşı davacıya ödenmesine” şeklinde hüküm kurulduğu, gerekçede asıl dava davacısı ve birleşen dava davacısının alacak kalemlerinin belirtildiği, hükümde ise söz konusu alacakların alacaklısı ile alacağın tahsil edileceği kişinin aynı taraf olarak yazıldığı, böylelikle hükmün, açık, anlaşılır, infaz edilebilir şekilde tesis edilmediği, hem kendi içinde hem gerekçe ile çelişkili olduğu görülmektedir. Bu halde, asıl ve birleşen davadaki talepler hakkında açık, şüphe ve tereddüt uyandıracak ve gerekçe ile çelişkili olacak şekilde hüküm kurulması doğru olmadığından kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle her iki taraf vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK'ye 6217 sayılı Kanun'la eklenen Geçici 3. madde hükmü gözetilerek HUMK'un 428. maddesi uyarınca kararın BOZULMASINA, bozma nedenine göre her iki taraf vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, taraflarca HUMK'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 25.05.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.