MAHKEMESİ:Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup, hükmün davacılar ... ve ... ile birleşen dosya davacısı ve müdahil ... vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine; dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Kadastro sırasında, ... İli ... İlçesi ... Köyü çalışma alanında bulunan 110 ada 92, 112, 235, 238, 239, 240, 248, 285, 280, 156, 157, 241, 166, 167, 168, 169, 172, 173, 112 ada 44, 48, 66, 53, 61, 68, 69, 70, 71, 135 ada 5 ve 115 ada 1 parsel sayılı yüzölçümleri tutanaklarında yazılı bulunan taşınmazlar, irsen intikal, taksim ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak, tarla ve bahçe vasıflarıyla davacı ve davalı gerçek kişiler ile murisleri adına hisseli olarak tespit edilmiştir.
Davacılar ... ve ..., 110 ada 166, 167, 168, 112 ada 68, 69 ve 70 sayılı parseller haricinde kalan taşınmazlara ilişkin olarak, tapu kaydı, vergi kaydı ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği iddiasına dayanarak, taşınmazdaki hisse oranlarının yanlış belirlendiğini ileri sürerek, ½ hissenin adlarına tescili istemiyle; davacı ..., 112 ada 68, 69, 70 ve 71 sayılı parsellere ilişkin olarak, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ve taksim iddiasına dayanarak, taşınmazların yüzölçümlerinin eşit olarak ifraz edilmek suretiyle kendi ve davalı tespit malikleri adına tescili istemiyle; davacı ..., 110 ada 156 sayılı parsele ilişkin olarak, irsen intikal ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği iddiasına dayanarak, taşınmazda kendisi ve diğer mirasçılar lehine pay verilmesi istemiyle; davacı ..., 110 ada 166 ve 167 sayılı parsellerin kuzeyinde bulunan yolun hatalı ölçüldüğü ve paftada kapatıldığı iddiasına dayanarak ve davacı ... ise, 110 ada 240 sayılı parsele ilişkin olarak, orman sayılan yerlerden olduğu iddiasıyla, orman vasfıyla Hazine adına tespit ve tescili istemiyle ayrı ayrı dava açmışlar ve yargılama sırasında ..., 110 ada 112, 235, 238, 239 ve 248 sayılı parseller yönünden orman sayılan yerlerden olduğu iddiasıyla davaya katılmış; davacılar ... ve ..., 110 ada 92 sayılı parsel yönünden açtıkları davadan feragat etmişler ve 110 ada 156 sayılı parsele yönelik davalarından ise vazgeçmişlerdir.
Mahkemece, dava dosyalarının birleştirilmesi suretiyle yapılan yargılama sonunda, davacılar ... ve ...’nin davalarının reddine, ... ve ...’ın davalarının kabulüne, ...’nin davasının kısmen kabulüne, ...’ nin davasının ise reddine, çekişmeli 110 ada 112, 240, 235 ve 239 sayılı parsellerin tamamen 238 ve 248 sayılı parsellerin ise orman bilirkişi raporunda sırasıyla A1 ve A2 harfleriyle gösterilen 1.938,95 ve 6.052,94 metrekare yüzölçümündeki bölümlerinin kadastro tespitlerinin iptali ile orman vasfıyla Hazine adına tapuya tesciline, 110 ada 156 sayılı parselin kadastro tespitinin iptali ile davacı ... ve diğer mirasçılar ile davalı tespit malikleri adına paylı olarak tapuya tesciline, 112 ada 68, 69 ve 70 sayılı parsellerin yüzölçümlerinin sırasıyla 234,21, 117,11 ve 117,10 metrekare olarak düzeltilmesi suretiyle tespit malikleri adına tapuya tesciline, geriye kalan parsellerin tespit gibi tespit malikleri ve mirasçıları adına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davacılar ... ve ... ile birleşen davacı ve müdahil ... vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
1) Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller Mahkemece takdir edilerek karar verildiğine ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre, davacılar ... ve ... ile birleşen dosyada davacı ve müdahil ... vekillerinin sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2) Mahkemece, çekişmeli 110 ada 238 ve 248 parsel sayılı taşınmazların orman bilirkişi raporunda A1 ve A2 harfleriyle gösterilen bölümlerinin orman vasfıyla Hazine adına tapuya tescillerine karar verilmiş ise de, kararın infaz kabiliyeti bulunmamaktadır. Kadastro hakimi, infazı kabil, açık ve doğru sicil oluşturmakla yükümlü olup, sicil oluştururken, taşınmazın bölümlere ayrılarak tescil edilmesi halinde, fen bilirkişisinden ayrı ayrı tescil edilecek bölümleri gösterir ölçekli rapor ve kroki alınmalı ve bu rapor kararın eki sayılarak tescil kararı verilmelidir.
Somut olayda; Mahkemece, çekişmeli 110 ada 238 ve 248 parsel sayılı taşınmazlar A1 - B1 ve A2 - B2 harfli bölümlere ayrılarak A1ve A2 harfli bölümlerin orman vasfıyla Hazine adına, B1 ve B2 harfli bölümlerin de şahıslar adına tesciline karar verildiği halde, bahse konu kararda atıf yapılan orman bilirkişi raporunun tarihi belirtilmediği gibi, rapor ekinde yer alan krokide taşınmaz bölümlerinin yüzölçümleri ölçeksiz ve ölçü krokisiz olarak gösterilmiş ve uygulamada hangi ölçü tekniğinin kullanıldığı, yüzölçümünün hangi yöntemle hesaplandığı belirtilmemiştir. Bu haliyle hükmün infazı mümkün bulunmamaktadır.
Ayrıca; birleşen davalar yönünden kısmen kabul, kısmen red kararları verildiğine göre, red yönünden kendilerini vekille temsil ettiren davacı ... ve ... (aynı zamanda davalı tespit malikleri olduklarından) lehine 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 31. maddesi gereğince vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken bu hususun gözardı edilmiş olması da doğru görülmemiştir.
SONUÇ : Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenle davacılar ..., ... ile birleşen dosyada davacı ve müdahil ... vekillerinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacılar ... ve ... ile birleşen dosyada davacı ve müdahil ... vekillerinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK'nin Geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz eden davacılara iadesine 02.11.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.