MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : İstihkak
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmiş olup, hükmün davacı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı alacaklı vekili, 09.02.2015 tarihinde yapılan haciz esnasında, davalı üçüncü kişi Banka tarafından, borçlunun Bankaya borcu olduğu belirtilerek, senetlerle ilgili istihkak iddiasında bulunulduğunu, bunun üzerine senetlerin davalı Bankanın zilyetliğindeyken haczedildiğini ve yediemin olarak banka müdürüne bırakıldığını, davalı Bankanın hapis hakkı talebinde bulunmadığını, sadece istihkak iddiasında bulunduğunu ileri sürerek, davanın kabulü ile istihkak iddiasının kaldırılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı üçüncü kişi vekili, İİK'nin 85. maddesi uyarınca hamiline yazılı çek ve senetlerin taşınır mallar gibi haczedilebileceğini, fakat dava konusu senetlerin hamiline yazılı senetler olmadığını borçlu tarafından senedin beyaz ciro ile cirolanarak Bankaya devredildiğini, bankanın borçlulardan alacağı olduğunu, müvekkili bankanın zilyedi ve hamili olduğu senetlerin haczedildiğini, davacının bu davayı açmakta hukuki yararının olmadığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece verilen ilk kararda; davalı bankanın senetleri elinde bulundurmasının üstün bir ayni hakka dayandığı dosya kapsamı ile sabit olduğundan davanın reddine karar verilmiş, hükmün davacı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 03.04.2018 tarihli ve 2018/4025 Esas, 2018/10532 Karar sayılı ilamı ile Mahkemece Anayasa'nın 141/3. maddesi ve ona koşut bir düzenleme içeren 6100 sayılı HMK'nin 297. ve 27. maddeleri de gözetilerek gerekçelerini açıkça kaleme aldığı anlaşılabilir ve denetlenebilir nitelikte hüküm kurulması için kararın bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyulmak suretiyle yapılan yargılama sonunda; davalı üçüncü kişi Bankanın elinde haczedilen borçluya ait senetlerin arka yüzünde Bankanın cirosu bulunmadığı ve Bankaya rehin veya teminat amacıyla verildiğinin tespit edilemediği gerekçesiyle, istihkak iddiasının ispatlanamadığı kabul edilerek davanın kabulüne karar verilmiş, hükmün davalı üçüncü kişi vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 08.10.2020 tarihli ve 2020/2299 Esas, 2020/5983 Karar sayılı ilamı ile borçlu adına ciro edilmiş 4 adet bononun haczedilerek davalı üçüncü kişiye yediemin olarak bırakıldığı, dolayısıyla fiilen el koyma ve icra dairesinde muhafaza edilme koşulları gerçekleşmediği, bu nedenle geçerli bir haciz bulunmadığından ön koşul yokluğundan davanın reddi gerekirken, işin esası incelenip sonuca gidilmesi doğru olmadığından hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece Dairenin bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, davanın ön koşul yokluğundan reddine karar verilmiş, hüküm, davacı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, alacaklının İİK’nin 99. maddesine dayalı istihkak iddiasının reddi talebine ilişkindir.
1. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı alacaklı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2. Ön koşul yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmesi halinde, davalı yararına Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 7/2. maddesi gereğince maktu vekalet ücreti takdiri gerekirken Mahkemece nispi vekalet ücretine hükmedilmesi doğru olmamıştır.
Ne var ki yapılan bu yanlışlığın giderilmesi yargılamanın tekrarını gerektirir nitelikte görülmediğinden 6100 sayılı HMK'nin ek geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı HUMK'un 438/7. maddesi uyarınca hükmün düzeltilerek onanması uygun görülmüştür.
SONUÇ: Yukarıda 1.bentte açıklanan nedenlerle davacı alacaklı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, 2. bentte açıklanan nedenlerle davacı alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüne, hüküm fıkrasının 3. bendindeki " AAÜT’ne göre hesaplanan 6.494,00 TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak ..." ibaresinin çıkartılarak yerine "Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 1.360,00 TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak ..." ibaresinin yazılmasına, hükmün 1086 sayılı HUMK'un 438/son maddesi uyarınca düzeltilen bu şekli ile ONANMASINA, taraflarca İİK'nin 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 27.05.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.