MAHKEMESİ:Aile Mahkemesi
DAVA TÜRÜ: Katkı Payı Ve Katılma Alacağı
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada bozma sonrası yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Davacı ... vekili, evlilik birliği içinde davalı erkek adına edinilen bir adet mesken yönünden mal rejiminin tasfiye edilerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 10.000,00 TL alacağın faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmiş, harcını yatırmak suretiyle davacı tarafından sunulan 02.02.2016 tarihli dilekçede, taşınmazın değerine yönelik itirazları saklı kalmak kaydıyla belirlenen 80.000,00 TL değer üzerinden oranlama yapılarak hakkında alacağa karar verilmesi talep edilmiştir.
Davalı ... vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece verilen ilk kararda, davanın kabulüne 8.616,00 TL katılma alacağı ile 27.824,00 TL katkı payı alacağı olmak üzere toplam 36.440,00 TL alacağın, karar tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. Davacı ile davalı vekili tarafından temyiz itirazı üzerine yapılan incelemede, Dairenin 2016/11304 Esas ve 2018/16964 Karar sayılı ilamıyla, tasfiyeye konu edilen 16 nolu meskenin ... Büyükşehir Belediyesinin ...konutları kapsamında davalı erkeğin 17.10.1996 tarihli müracaatına istinaden başlayan belediyeye yapılan ödemeler ve ilaveten ... Bankasından çekilen kredi karşılığı 24.12.2004 tarihinde tahsisen davalı erkek adına tapuda tescil edildiği, belediye tarafından gönderilen evraklardan ödemelerin 17.10.1996 tarihinde başladığı, 31.12.2003 tarihinde ise son ödemenin gerçekleştirildiği, davalı erkek tarafından ... Bankasından çekilen krediye dair yöntemince araştırma ve inceleme yapılmadığı, kredinin miktarı, taksit ödemelerinin mal rejimi sona erdikten sonra devam edip etmediği bilinmediği, dosya kapsamında tarafların sundukları dilekçelerinde söz konusu kredi ödemesinde zorluk çektiklerinden bahsedildiği gibi, davalı erkek tarafından ödemelerin devam ettiğine dair savunmada da bulunulduğu, taşınmazın tapu kaydında 22.11.2006 tarihli 23.000,00 TL ... Bankası lehine ipotek şerhi mevcut olduğu, davacının katkı payı ve katılma alacağı hesaplanırken sadece belediyeye yapılan toplam ödeme üzerinden değerlendirme yapıldığı, ödemelerin mal ayrılığı ve edinilmiş mallara katılma rejimi döneminde gerçekleştirilen miktarına göre ayrı ayrı oranların tespit edildiği ve bu oranlara göre alacağın hesaplandığı, mahkemece öncelikle, ... Bankasından mesken için çekilen krediye ilişkin evraklar (miktar, ödeme tablosu, varsa yapılandırma işlemi vs gösterir) getirtilip taşınmazın satın alımında belediyeye yapılan ödemeler ile bu kredinin birlikte kullanıldığı dikkat alınarak eşler arasında mal ayrılığı, edinilmiş mallara katılma rejimi dönemlerinde ve bankadan gelecek evraka göre kredinin varsa mal rejimi sona erdikten (boşanma dava tarihinden) sonraki ödemelerin ayrı ayrı tespit edilmesi gerektiğine, Daire'nin yerleşmiş ilke ve esaslarına uygun şekilde gerekli oranlama ve denkleştirmeler yapılıp dosya kapsamında tespit edilen katkı oranı ve meskenin dava tarihi itibariyle değeri dikkate alınarak davacının katkı payı alacağı, bozma ile güncelliğini yitireceğinden meskenin tasfiye tarihi (bozmadan sonra verilecek karara en yakın tarih) itibariyle belirlenecek sürüm (rayiç) değeri gözetilerek davacının katılma alacağının hesaplanması gerektiğine işaret edilerek, hüküm, her iki taraf yararına bozulmuştur.
Mahkemece, bozma sonrası yapılan yargılama neticesinde davanın reddine karar verilmiştir. Hüküm, süresi içerisinde davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, mal rejiminin tasfiyesi ile katkı payı ve katılma alacağı isteklerine ilişkin olup, bozma ilamı sonrası yapılan yargılama sonucunda mahkemece sübut bulmayan davanın reddine karar verildiği anlaşılmaktadır. Gerekçede özetle, dosyada karar verilebilmesi için bilirkişi incelemesi yapılmasının gerekli olduğu, davacı tarafın kesin sürede bu yöndeki delil avansını yatırmayarak bilirkişi incelemesine yönelik delile dayanmaktan vazgeçmiş sayıldığı, mevcut haliyle dosyada karar verilmesinin mümkün olmadığı, davalı lehine de usulü kazanılmış hak oluştuğu kanaatiyle sübut bulmayan davanın reddine karar verilmiştir. Dosya kapsamındaki bilgi ve belgeler incelendiğinde verilen kesin sürenin usule uygun olmadığı, bilirkişi raporu aldırılmaması gerekçe gösterilerek davanın ispatlanmadığından reddine karar verilmesinin de hatalı olduğu anlaşılmaktadır.
Mahkemece, bozma sonrası davacı tarafa hem inşaatçı bilirkişiden ek rapor aldırılmak için (150 TL) hem hesap bilirkişisinden rapor aldırılmak için (500 TL) bedelin yatırılmak üzere önce 23.05.2019 tarihli celse süre verildiği, bedel yatırılmayınca 03.10.2019 tarihli ikinci celse kesin süre verildiği ve duruşma zabıtlarının davacı tarafa tebliğ edildiği anlaşılmaktadır. Buna karşın verilen kesin sürede davacı tarafça bir bedel yatırılmadığı halde inşaatçı bilirkişiden 19.11.2019 tarihli ek rapor aldırıldığı ve bu raporun davacı tarafa da tebliğ edildiği sabittir. 25.02.2020 tarihli üçüncü celse ise davacının hesap bilirkişisi için delil avansını depo etmediğinin tespiti ile sözlü yargılama aşamasına geçilmesine karar verildiği görülmektedir. Tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde davacı tarafa usulüne uygun şekilde kesin süre verildiğinden söz edilemez.
Bununla birlikte 6100 sayılı HMK'nin ispat ve deliller konusunun yer aldığı dördüncü kısım beşinci bölümü 266 ila 287 maddeleri arasında bilirkişi incelemesi usul ve esasları düzenlenmiştir. HMK'nin 266. maddesine göre "Mahkeme, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden, bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir. Hâkimlik mesleğinin gerektirdiği genel ve hukuki bilgiyle çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişiye başvurulamaz.". Somut uyuşmazlıkta mahkemece bilirkişiden rapor aldırılmasının zorunlu olduğu değerlendirilmiş ise de davanın geldiği aşama, bozma öncesi-sonrası alınan bilirkişi raporları ve ayrıntılı bozma ilamı karşısında mahkeme hakimi tarafından oranlama yoluyla katkı payı ve katılma alacağı hesaplaması yapılamayacağından söz edilemez.
Mahkemece, öncelikle davacı tarafa hesap bilirkişi raporu için bedeli depo etmek üzere usulüne uygun şekilde süre verilmesi gerekmektedir. Bedel yatırılmadığı takdirde mevcut dosya kapsamı ve bozma ilamı doğrultusunda davacı tarafın mal rejiminin tasfiyesinden kaynaklı alacak isteği hakkında bir karar verilmelidir. Açıklanan nedenlerle hükmün davacı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda gösterilen nedenlerle davacının yazılı temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollaması ile HUMK’nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 09.03.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.