MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Muhdesatın Tespiti
KARAR
Dava, muhdesatın tespiti istemine ilişkin olup, mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Bir kısım davalılar ile davalılardan ...'e Tebligat Kanunu'nun 21/2. maddesi gereği doğrudan, ...'a ise 21/1.madde gereği yapılan tebligatta "nerede" olduğu araştırılmadan tebligat yapılmasının usulsüz olması sebebi Dairemizin 10.06.2020 tarihli ve 2016/15555-2020/3205 sayılı geri çevirme kararı üzerine geri çevirme ilamının gereği tam olarak yerine getirilmeden dosya yeniden temyiz incelemesine gönderilmiştir.
Şöyle ki; davalılardan ...'a gerekçeli karar Tebligat Kanunu'nun 35. maddesine göre yapılmış olup;
19.01.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6099 sayılı Kanun’un 3. maddesi ile değişik 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 10/2. maddesine göre “Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır.”; yine, 6099 sayılı Kanun’un 5. maddesi ile 7201 sayılı Kanun’un 21. maddesine eklenen ikinci fıkrasına göre, “Gösterilen adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olup, muhatap o adreste hiç oturmamış veya o adresten sürekli olarak ayrılmış olsa dahi, tebliğ memuru tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir veya memurlarına imza karşılığında teslim eder ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırır. İhbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarih, tebliğ tarihi sayılır.”; yine, 6099 sayılı Kanun’un 9. maddesi ile değişik 7201 sayılı Kanun’un 35. maddesinin ikinci fıkrasına göre, “Adresini değiştiren kimse yenisini bildirmediği ve adres kayıt sisteminde yerleşim yeri adresi de tespit edilemediği takdirde, tebliğ olunacak evrakın bir nüshası eski adrese ait binanın kapısına asılır ve asılma tarihi tebliğ tarihi sayılır.” düzenlemelerine yer verilmiştir.
Tüm bu düzenlemeler gözetildiğinde, artık, adres kayıt sisteminde yazılı adresi bulunanlara, 7201 sayılı Kanun’un 35. maddesine göre tebligat yapılamayacak olup; bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, adres kayıt sisteminde yazılı adresine, 21. maddenin ikinci fıkrasına göre tebliğ yapılması gerekeceğinden, yukarıda bahsi geçen davalı ...'a Tebligat Kanunu’nun 35. maddesine göre yapılan tebliğ usulsüz olup; yukarıda bahsedilen kanun maddeleri uyarınca gerekçeli kararın usulüne uygun olarak tebligatı yapılarak,
2. Davalılardan ...'e gerekçeli karar ile davacı vekilinin temyiz dilekçesi tebliği, geri çevirme öncesinde olduğu gibi yine doğrudan Tebligat Kanunu'nun 21/2. maddesine göre yapılmış olup,
19.01.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6099 sayılı Kanun’un 3. maddesi ile değişik 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 10/2. maddesine göre “Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır.”; Yine, 6099 sayılı Kanun’un 5. maddesi ile 7201 sayılı Kanun’un 21. maddesine eklenen ikinci fıkrasına göre, “Gösterilen adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olup, muhatap o adreste hiç oturmamış veya o adresten sürekli olarak ayrılmış olsa dahi, tebliğ memuru tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir veya memurlarına imza karşılığında teslim eder ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırır. İhbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarih, tebliğ tarihi sayılır.” düzenlemelerine yer verilmiştir.
Tüm bu düzenlemeler gözetildiğinde, artık, adres kayıt sisteminde yazılı adresi bulunanlara, bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, adres kayıt sisteminde yazılı adresine, 21. maddenin ikinci fıkrasına göre tebliğ yapılması gerekecektir.
Mahkemece, bahsi geçen davalıya gerekçeli karar ile davacı vekilinin temyiz dilekçesinin tebliği, Tebligat Kanunu'nun 21/2. maddesine göre yukarıda bahsedilen usullere göre yapılmadığı anlaşıldığından, öncelikle bahsi geçen davalıya bilinen adresine çıkarılan tebligatın yapılamaması halinde, mernis adresine önce normal tebligat çıkarılması, tebligatın yapılmaması durumunda 21. maddenin ikinci fıkrasına göre tebliğ yapılarak,
Ondan sonra yeniden noksan ikmaline sebebiyet verilmemesi açısından gerekli eksikliklerin giderildiği bizzat mahkeme hakimince denetlendikten sonra temyiz süreleri de beklenerek temyiz incelemesi yapılmak üzere Dairemize gönderilmesi için dosyanın Mahkemesine yeniden GERİ ÇEVRİLMESİNE, 09.06.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi