MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi (Aile Mahkemesi Sıfatıyla)
DAVA TÜRÜ : Katılma Ve Eşya Alacağı
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesinin davanın kısmen kabulüne ilişkin hükmüne karşı, davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesince davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi üzerine, bu kez Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmiş, temyiz olunan kararın Dairemizin 2019/5848 Esas, 2019/11381 Karar sayılı ilamıyla bozulması üzerine, İlk Derece Mahkemesi tarafından davacının talebi olan taşınırlar bakımından katılma alacağının Yargıtay incelemesinde kesinleştiği anlaşıldığından taşınırlara ilişkin katılma alacağı yönünden karar verilmesine yer olmadığına, davacının katılma alacağı talebinin reddine karar verilmiş olup, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiş olmakla, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı ... vekili, evlilik birliği içinde edinilen 147 ada 127 parselde kayıtlı 1 numaralı mesken ve 4 numaralı dükkan ile ev eşyaları üzerinde, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, 10.000 TL edinilmiş mallara katılma rejiminin tasfiyesinden kaynaklanan alacağın faiziyle davalıdan tahsilini talep etmiş, 10.11.2018 tarihinde talebini 85.000 TL olarak artırmıştır.
Davalı ... vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile ev eşyaları yönünden 2.683 TL katılma alacağının karar tarihinden itibaren yasal faiziyle davalıdan tahsiline, taşınmazlar yönünden ise davacının talebinin reddine karar verilmiş, davacı vekilinin istinaf başvurusu Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesince esastan reddedilmiş, hükmün, süresi içerisinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairemizin 2019/5848 Esas, 2019/11381 Karar sayılı ilamı ile, davanın artık değere katılma alacağı istemine ilişkin olduğu, sağ kalan eşin mirasçılık sıfatı sona ermiş olsa da (mirastan feragat, mirası ret, mirastan çıkartma, mirastan yoksunluk gibi) yasal mal rejimi tasfiyesinden kaynaklanan katılma alacağını isteyebileceği, mirastan feragat ve mirasın reddinin, katılma alacağı bakımından feragat anlamına gelmeyeceği, davacının edinilmiş mallara katılma rejiminden kaynaklanan alacak hakkından vazgeçtiğine dair beyanı da olmadığı dikkate alınarak, davacının katılma alacağına yönelik talebi hakkında, taraf delilleri bu doğrultuda değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesinin doğru olmadığına işaret edilerek bozma kararı verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince, bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda, davacının taşınırlara yönelik katılma alacağı talebinin kesinleştiği anlaşıldığından karar verilmesine yer olmadığına, davaya konu taşınmazlar için katılma alacağı talebinin reddine karar verilmiş, hüküm, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Maddi olayları ileri sürmek taraflara, hukuki nitelendirme yapmak ve uygulanacak kanun maddelerini belirlemek hakime aittir (6100 Sayılı HMK mad.33). İddianın ileri sürülüş şekline göre 1 ve 4 numaralı taşınmazlara yönelik dava, artık değere katılma alacağı istemine ilişkindir.
Mal rejiminin devamı süresince, bir eşin sahip olduğu edinilmiş malda, diğer eşin artık değerin yarısı oranında katılma alacağı hakkı vardır. Artık değere katılma alacağı; eklenecek değerlerden (TMK mad.229) ve denkleştirmeden (TMK mad. 230) elde edilen miktarlar da dahil olmak üzere, eşin edinilmiş mallarının (TMK mad. 219) toplam değerinden, bu mallara ilişkin borçlar çıktıktan sonra kalan artık değerin (TMK mad.231) yarısı üzerindeki diğer eşin alacak hakkıdır (TMK mad.236/1). Katılma alacağı, Yasa'dan kaynaklanan bir hak olup, bu hakkı talep eden eşin gelirinin olmasına veya söz konusu mal varlığının edinilmesine, iyileştirilmesine ya da korunmasına katkıda bulunulmasına gerek yoktur.
Artık değere katılma alacağı miktarı hesaplanırken, mal rejiminin sona erdiği sırada mevcut olan malların, bu tarihteki durumlarına göre, ancak tasfiye tarihindeki sürüm (rayiç) değerleri esas alınır (TMK mad.227/1, 228/1, 232 ve 235/1). Yargıtay uygulamalarına göre, tasfiye tarihi karar tarihidir.
Belirli bir malın eşlerden birine ait olduğunu iddia eden kimse, iddiasını ispat etmekle yükümlüdür. Eşlerden hangisine ait olduğu ispat edilemeyen mallar onların paylı mülkiyetinde sayılır. Bir eşin bütün malları, aksi ispat edilinceye kadar edinilmiş mal olarak kabul edilir (TMK mad.222).
Yukarıdaki değer tespiti, belirleme ve hesaplamaların yapılabilmesi için gerek görülürse konusunun uzmanı bilirkişi veya bilirkişilerden de yardım alınmalıdır.
Somut olaya gelince; eşler, 03.09.2001 tarihinde evlenmiş, 27.06.2016 tarihinde açılan boşanma davasının kabulüne ilişkin hükmün, kesinleşmesiyle boşanmışlardır. Mal rejimi boşanma davasının açıldığı tarih itibarıyla sona ermiştir (TMK mad.225/son). Sözleşmeyle başka mal rejiminin seçildiği ileri sürülmediğinden evlilik tarihinden 4721 Sayılı TMK'nin yürürlüğe girdiği 01.01.2002 tarihine kadar mal ayrılığı (743 Sayılı TKM mad.170), bu tarihten mal rejiminin sona erdiği tarihe kadar ise, edinilmiş mallara katılma rejimi geçerlidir (4722 Sayılı Yasa mad.10, TMK mad.202/1). Tasfiyeye konu 147 ada 127 parselde kayıtlı 1 numaralı mesken eşler arasında edinilmiş mallara katılma rejiminin geçerli olduğu 16.05.2012 tarihinde satın alınarak, davalı eş adına tescil edilmiş, 4 numaralı dükkan davalı tarafından 19.09.2012 tarihinde 3.kişiye satış yoluyla devredilmiştir. Mal rejiminin tasfiyesinde eşlerin bağlı bulunduğu rejime ilişkin hükümler uygulanır (TMK mad.179).
1. Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller Mahkemece takdir edilerek karar verildiğine ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına, Mahkemece,davaya konu 4 numaralı dükkanın davalının kişisel malı niteliğindeki taşınmazların satım bedeli ile edinildiği kabul edilerek bu taşınmaza ilişkin katılma alacağı talebi reddedilmiş ise de, bu taşınmazın 16.05.2012 tarihinde davalı eş adına satış yoluyla tescil edildiğine, 19.09.2012 tarihinde taşınmazın 3. kişiye satış yoluyla devredildiğine, satış ile mal rejiminin sona erdiği tarih arasında geçen süre ile dosya kapsamında davacının da kabulünde olduğu üzere bu taşınmazın satılarak, bedelinin davalının kızının düğününde harcandığı anlaşıldığına, mal rejiminin tasfiyesinde ancak mal rejiminin sona erdiği sırada mevcut olan edinilmiş mallar tasfiye edileceğine (4721 sayılı TMK mad.235/1) göre, mahkemece bu gerekçe ile 4 numaralı dükkana ilişkin katılma alacağı talebinin reddi gerekirken, yazılı gerekçeyle reddi doğru görülmemiş ise de ret kararı sonucu itibariyle doğru olduğundan davacı vekilinin 4 numaralı dükkana ilişkin temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2.Davacı vekilinin, 1 numaralı meskene yönelik temyiz itirazlarına gelince;
Mahkemece, davaya konu 1 numaralı meskenin davalının Almanya’da bulunması sebebiyle taşınmazın eski görümcesi ... Koç adına tescilinin yapıldığı, ediniminde davalının ... ve Gölcük’teki kişisel malı niteliğindeki taşınmazlarının satım bedelinin kullanıldığı bu nedenle davalının kişisel malı niteliğinde olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği, davaya konu 147 ada 127 parsel 1 numaralı meskenin, bu taşınmaz arsa vasıflıyken 1/4 hissesinin 27.08.2003 tarihinde davalı kadın adına tescil edildiği, davalı kadının bu taşınmazı 08.06.2005 tarihinde dava dışı, ilk eşinin kardeşi olan ...’ye satış yoluyla devrettiği, taşınmazda 19.10.2005 tarihinde kat mülkiyetine geçilerek bu yolla 1 numaralı meskenin dava dışı ... adına tescil edildiği, 16.05.2012 tarihinde tekrar davalı kadın adına satış nedeniyle tescil edildiği, ... adına ve sonrasında davalıya yapılan tescilin dosya kapsamında toplanan delillere göre bedelsiz yapıldığı kabulü doğru ise de, davalı kadın cevap dilekçesinde, kişisel malı niteliğindeki Gölcük 432 ada 1 parselde kayıtlı taşınmazın 10/120 hissesinin satım bedeliyle ve birikimleriyle davaya konu dairenin alındığını beyan etmiş, dava dışı bu taşınmaz hissesinin 19.09.1996 tarihinde davalı kadın adına satış yoluyla tescil edildiği, 01.06.2004 tarihinde satış yoluyla devredildiği, ...’daki kişisel malı niteliğindeki taşınmazın satım bedelinin kullanıldığı savunmasına ise cevap dilekçesinde dayanılmamıştır. Dosya kapsamında toplanan deliller, dinlenen tanık beyanları, özellikle davaya konu taşınmazın müteahhidi olan ... isimli tanığın beyanında, davaya konu dairenin yer aldığı binanın inşaat halindeyken, davalının satım bedelinin bir kısmını elden ödediği bir kısmı için ise senet düzenlendiği, senedi de kendisine ait bir taşınmazı satarak karşıladığını ifade ettiği, diğer tanıkların da Gölcük’teki taşınmazın satım bedelinin davaya konu meskenin ediniminde kullanıldığını beyan ettikleri, buna göre, Gölcük’teki taşınmazın satım bedelinin davaya konu meskenin ediniminde kullanıldığı anlaşıldığına göre, Mahkemece, davalının kişisel malı niteliğindeki Gölcük 432 ada 1 parselde yer alan taşınmaz hissesinin devir tarihindeki değeri ve davaya konu 1 numaralı meskenin edinim tarihindeki değeri uzman bilirkişilerce belirlenerek, davaya konu meskenin edinilmesinde, kişisel mal ile karşılanmayan kısım bulunup bulunmadığının belirlenmesi, kişisel malla karşılanmayan kısım var ise, bu kısım edinilmiş mal kabul edilerek, bu kısım üzerinden davacı lehine katılma alacağına hükmedilmesi gerekirken, yazılı şekilde eksik inceleme ve araştırma ile karar verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin 1 numaralı meskene yönelen temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nin 371. maddesi uyarınca BOZULMASINA, (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin 4 numaralı meskene yönelen temyiz itirazlarının reddine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 15.03.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.