MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ: Men'i Müdahale, Kal Ve Ecrimisil
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonucunda Mahkemece verilen davanın kısmen kabulüne dair kararın davalı ...Ş vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairenin 19.10.2020 tarihli ve 2020/3480 Esas, 2020/6360 Karar sayılı ilamı ile onanmasına karar verilmişti. Davalılar vekili tarafından süresinde kararın düzeltilmesi istenmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacılar vekili, davalı şirketler tarafından davacıların maliki olduğu taşınmaza herhangi bir hakka dayanmaksızın yol yapmak suretiyle haksız müdahalede bulunulduğunu açıklayarak, davalıların elatmasının önlenmesini ve yolun yıkımını, fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla 10.000,00 TL ecrimisilin faiziyle davalılardan tahsilini talep etmiştir.
Davalılar vekilleri, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece verilen ilk kararda, yolun davalılar tarafından açıldığını ispatlayamadığı, keşif zaptında yapılan gözlemden de anlaşıldığı üzere yolun kamuya açık işlek bir yol olduğu, yapılan keşfe de bu yol kullanılarak dava konusu taşınmaza ulaşıldığı, tecavüz edilen 895 m2'lik kısmın kadastral yolun içinde kalıp kalmadığı hususunun davalılar tarafından bilinemeyeceği, Mahkeme heyeti gibi davalıların da bu yolu kullanmaktan başka herhangi bir tecavüzlerinin söz konusu olmadığı, sonuç olarak tecavüz edilen kısmın davalılar tarafından yol olarak yapılmadığı ve haksız bir kötü niyetli bir elatmanın söz konusu olmadığı, men' i müdahale davasının yolu yapan ilgili kuruma karşı açılması gerektiği sonuç ve kanaatine varılarak, davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir. Davacı vekili tarafından temyiz itirazı üzerine yapılan inceleme neticesinde Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 2013/15858 Esas, 2014/882 Karar sayılı ilamıyla, davanın ecrimisil miktarı üzerinden harç ödenmek suretiyle açıldığı, elatmanın önlenmesi ve yıkım yönlerinden harç yatırılmadığı gibi, yargılama sırasında da bu yönlerden harç ikmali yapılmadığı, öncelikle davada ileri sürülen isteklerden elatmanın önlenmesi ve yıkım istekleri ile ilgili olarak keşfen saptanan ya da saptanacak dava değeri üzerinden peşin harcın alınması, bu zorunluluk yerine getirildiği takdirde davaya devam edilmesi gerektiğine işaret edilerek hükmün bozulmasına, bozma nedenine göre diğer hususların incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde, davalılar hakkındaki men'i müdahale ve kal isteğinin kabulü, haksız işgal tazminatının kısmen kabulü ile; 117 parsel sayılı taşınmaza ait tapu kayıt kapsamı ve dayanağı olan kroki içerisinde kalacak şekilde, dosyada mevcut rapor krokide gösterilen 895 m2'lik bölüme davalıların elatmalarının önlenmesine, bu bölümdeki asfalt yolun yıkımına, yolun kal'i ile ilgili masrafların davalılar tarafından karşılanmasına, toplam 4.320,00 TL ecrimisilin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müşterek ve müteselsilen alınarak davacılara verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir. Hüküm, süresi içerisinde davalılar vekili tarafından temyiz edilmiş, Yerel Mahkemenin kararı, Dairenin 2020/3480 Esas ve 2020/6360 Karar sayılı ilamıyla onanmıştır. Davalılar vekilleri süresi içerisinde karar düzeltme isteğinde bulunmuştur.
1.Dosya muhtevasına, dava evrakı ile tutanaklar münderecatına ve Yargıtay ilâmında açıklanan gerektirici sebeplere göre, davalılar vekillerinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan, yerinde olmayan ve HUMK'un 440. maddesinde yazılı hallerden hiçbirisine uymayan karar düzeltme isteminin reddine karar verilmiştir.
2. Davalılar vekillerinin diğer karar düzeltme nedenlerine gelince;
Ecrimisil hesabı uzmanlık gerektiren bir husus olup, taşınmazın niteliğine uygun bilirkişi marifetiyle keşif ve inceleme yapılarak ve taleple bağlı kalınarak haksız işgal tazminatı miktarı belirlenmelidir. Alınan bilirkişi raporu, somut bilgi ve belgeye dayanmalı, tarafların ve hakimin denetimine açık, değerlendirmenin gerekçelerinin bilimsel verilere ve HMK'nin 266 vd. maddelerine uygun olarak açıklanması gereklidir.
Bu nedenle, özellikle tarım arazilerin haksız kullanımı nedeniyle ürün esasına göre talep varsa, bu konudaki resmi veriler getirtilmeli, taşınmazın bulunduğu bölgede ekilen tarım ürünlerinin neler olduğu tarım il veya ilçe müdürlüğünden sorulmalı, ekildiği bildirilen ürünlerin ecrimisil talep edilen yıllara göre birim fiyatları ve dekara verim değerleri, hal müdürlüğünden ilgili dönem için birim fiyatlar getirtilmeli, bölgede münavebeli ekim yapılıp yapılmadığı, taşınmazın nadasa bırakılıp bırakılmadığı tespit edilmelidir. Eğer, özellikle arsa ve binalarda kira esasına göre talep varsa, taraflardan emsal kira sözleşmeleri istenmeli, gerekirse benzer nitelikli yerlerin işgal tarihindeki kira bedelleri araştırılıp, varsa emsal kira sözleşmeleri de getirtilmeli, dava konusu taşınmaz ile emsalin somut karşılaştırması yapılmalı, üstün veya eksik tarafları belirlenmelidir.
İlke olarak, kira geliri üzerinden ecrimisil belirlenmesinde, taşınmazın dava konusu ilk dönemde mevcut haliyle serbest şartlarda getirebileceği kira parası, emsal kira sözleşmeleri ile karşılaştırılarak, taşınmazın büyüklüğü, niteliği ve çevre özellikleri de nazara alınarak yöredeki rayiçe göre belirlenir. Sonraki dönemler için ecrimisil değeri ise ilk dönem için belirlenen miktara ÜFE artış oranının tamamının yansıtılması suretiyle bulunacak miktardan az olmamak üzere takdir edilir.
Somut uyuşmazlık incelendiğinde, hükme esas alınan bilirkişi raporunda mevcut hesaplama yönteminin Daire uygulamasına aykırı düştüğü anlaşılmaktadır. Raporda, emsal araştırması yöntemince yapılmadığı gibi dava tarihi olan 2012 yılı ecrimisil bedeli belirlenip geriye dönük talep edilen döneme ilişkin olarak hesap yapıldığı görülmektedir. Bununla birlikte davacıların dava konusu taşınmazın tapu malikleri olan Salih ve Hilmiye mirasçıları oldukları gözetilmeksizin haksız el atılan alan üzerinden hesap edilen ecrimisilin tamamına hükmedilmesi de hatalı olmuştur. Davalılar vekillerinin karar düzeltme isteği bu yönden kabul edilerek, açıklanan eksiklik ve hatalar giderildikten sonra oluşacak sonuç dairesinde bir karar verilmek üzere hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (2.) bentte açıklanan nedenlerle davalılar vekillerinin karar düzeltme isteğinin kabulü ile Dairenin maddi yanılgıya dayalı 2020/3480 Esas ve 2020/6360 Karar sayılı onama ilamının KALDIRILMASINA, hükmün 6100 sayılı HMK'nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, davalılar vekillerinin diğer karar düzeltme taleplerinin yukarıda (1.) bentte gösterilen sebeplerle reddine, peşin harcın istek halinde karar düzeltme isteyenlere ayrı ayrı iadesine, 25.05.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.