MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Vesayet
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup, hükmün duruşma yapılması suretiyle Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili müdahil vekili ve katılma yoluyla kısıtlanması istenilen vekili tarafından istenilmiştir. Dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 04.05.2021 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü temyiz eden davacılardan ..., müdahil ... ile vekilleri Av. ... Av. ..., Av. ... ve karşı taraftan kısıtlanması istenilen vekili Avukat ... geldiler. Duruşmaya başlanarak temyiz isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan ve hazır bulunanların sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek; dosyanın incelenip karara bağlanması için 26.05.2021 gününe bırakılması uygun görüldüğünden dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava ve müdahale dilekçesinde, davacıların ve asli müdahilin babası ...'ın TMK'nin 406. maddesi gereğince vesayet altına alınması veya TMK'nin 429. maddesi gereğince yasal danışman atanması istenmiştir.
Kısıtlanması istenilen vekili ile kısıtlanması istenilen ... cevap dilekçesi ve aşamalardaki beyanlarında iddiaları reddederek, davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, TMK'nin 406.maddesi ve 429. Maddesi koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, taraf vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, TMK'nin 406. madde kapsamında mal varlığını kötü yönetme iddiasına dayalı vesayet altına alınma, olmazsa aynı Kanunun 429. maddesi gereğince yasal danışman atanmasına ilişkindir.
Mahkemenin 20.01.2016 tarihli bozma öncesi ilk kararında; "..Davacılar ve Asli müdahilin açmış olduğu davasında; kısıtlı adayına ilişkin aile kayıt tablosu, kısıtlı adayının mal varlığına ilişkin araştırma yazıları, doktor raporları, Adli Tıp Kurumu raporu, Adli Tıp Kurumu Genel Kurulu raporu, kısıtlı adayının tedavi gördüğü hastanelerden gelen yazı ve tetkik evrakları, tarafların sunmuş olduğu hesap dökümleri, noter belgesi, yapılan tasarruf belgeleri, fotoğraflar ve diğer belgeler, tapu kayıtları, ilçe emniyet müdürlüğü yazı cevapları sonucunda kısıtlı adayının alınan sağlık kurulu, heyet raporlarında, Adli Tıp Kurumu ilgili dairesinin raporunda ve Adli Tıp Kurumu Genel Kurulu raporunda kendisinin kısıtlanmasını gerektirir bir durumunun olmadığını hali hazır durumu ile fiili ehliyetine haiz olduğunun kendisine vasi veya müşavir tayinine mahal olmadığının belirtildiği anlaşılmakla davacılar ve asli müdahilin açmış olduğu davasının ayrı ayrı REDDİNE" karar verilmiş, davacılar ve asli müdahilin temyizi üzerine Yargıtay 18. Hukuk Dairesinin 20.09.2016 tarihli ve 5874-10431 Esas-Karar sayılı duruşma sonrası yazılan bozma ilamında özetle; "..dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasal gerektirici nedenlere ve özellikle kanıtların takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre sair temyiz itirazları yerinde değildir.
Ancak;
Türk Medeni Kanunu'nun 406. maddesinde “Savurganlığı, alkol veya uyuşturucu madde bağımlılığı, kötü yaşama tarzı veya malvarlığını kötü yönetmesi sebebiyle kendisini veya ailesini darlık veya yoksulluğa düşürme tehlikesine yol açan ve bu yüzden devamlı korunmaya ve bakıma muhtaç olan ya da başkalarının güvenliğini tehdit eden her ergin kısıtlanır" hükmü yer almaktadır.
Mahkemece kısıtlı adayının malvarlığına ilişkin banka ve tapu hareketleri dosyaya getirtilmişse de, yapılan harcamaların ve harcamalardan sonra kalan malvarlığının üzerinde yeterince durularak, varsa tarafların sunduğu eksik delillerin de dosyaya ibrazı sağlandıktan sonra, oluşturulacak bilirkişi kurulundan denetime olanak veren, ayrıntılı rapor alınıp, tüm deliller birlikte değerlendirildikten sonra oluşacak sonuç doğrultusunda karar vermek gerekirken noksan araştırma ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir" gerekçesiyle mahkemenin davanın reddine dair kararı bozulmuş, davacılar ve asli müdahil tarafın TMK'nin 405 ve 429. maddelerinden de bozma yapılması yönündeki karar düzeltme isteği de Yargıtay 18. Hukuk Dairesi tarafından formül ilamla reddedilmiştir.
Mahkeme tarafından bozmaya uyularak yapılan yargılama sonrasında; TMK'nin 406. maddesi uyarınca kısıtlanması istenilenin mal varlığının kötü yönettiği iddiası kapsamında kendisini veya ailesini darlık veya yoksulluğa düşürme tehlikesine yol açan ve bu yüzden devamlı korunmaya ve bakıma muhtaç olan ya da başkalarının güvenliğini tehdit eden olup olmadığı konusunda banka, tapu ve diğer kurumlardan gerekli evraklar getirtilerek oluşturulan beşli bilirkişiden 10.02.2020 tarihinde rapor alındığı, anılan raporda özetle; "..yapılan tespitler ve değerlendirmeler neticesinde; kısıtlı adayının mal varlığının güncel aktif değerlerinin toplamının yaklaşık 148.902.650 TL olduğu, mal varlığının güncel pasif değerleri toplamının yaklaşık 69.000.00 TL olduğu, Yargıtay kararları gözönünde bulundurulduğunda tasarrufa konu mal varlığı unsurlarının genel mal varlığı unsurlarına oranının kısıtlı adayının TMK 406. maddesi gereğince savurganlık vaya mal varlığının kötü yönetimi sebebiyle vesayet altına alınması hususunda gerekli koşulları tam mahiyetiyle sağlamadığı, ancak yapılan inceleme ve tespitlerden.. TMK 429. maddesi gereği kendisine Yasal Danışman atanmasının uygun olacağı.." kanaati bildirilmiştir. Bu rapora kısıtlı adayı ve vekilinin itirazı sonrası Yargıtay Adli Tıp Kurumu 4. Adli Tıp İhtisas Kurulundan alınan 06.11.2020 tarihli ve 5741 sayılı raporda özetle; ".. Sıralanmış tıbbi belgeler ile adli tahkikat dosyasında belirlenen ve adli tıbbi yorumlamayı ilgilendiren hususların değerlendirilmesinden; açılan vesayet davasında “akli dengesinin akıllıca yaşam sürmek için yeterli olup olmadığı, yeterli ise ne ölçüde normal bir yaşama izin verdiği, iradesinin, verdiği kararlar ve hareketleri üzerinde nasıl bir etki yaratacağı, yapacağı, kendi işlerini görecek güce sahip olup olmadığı, sürekli yardıma muhtaç olup olmadığı, başkalarının emniyetini tehdit edip etmediği, muhafaza altına alınıp alınmayacağı, hastalığının ne kadar müddet süreceği, vasi tayini gerekip gerekmediği, hakimlikçe dinlenmesinde yarar olup olmadığı, TMK 405.maddesi ve TMK'nin 429.maddesi gereğince vasi tayini veya yasal danışman gerekip gerekmediği, hakimlikçe dinlenmesinde yarar bulunup bulunmadığı” sorulan (kısıtlı adayının) Kurulumuzca 08.06.2020 ve 02.11.2020 tarihlerinde yapılan muayeneleri ve psikometrik incelemesi sonucunda fiil ehliyetini müessir ve kişide şuur ve harekat serbestisi ile olayları kavrayıp onlardan sağlıklı sonuçlara varabilme yeteneğini ortadan kaldıracak veya azaltacak mahiyet ve derecede herhangi bir akıl hastalığı, zeka geriliği veya demans denilen bunama hali tespit edilmediği, dava dosyasının tetkikinde menfaatlerini müdrik ve telkinlere mukavim olabileceği, kendi hür iradesi istikametinde serbest olarak eylem ve işlemlere girişebileceği tıbbi kanaatine varıldığı; bu duruma göre; ...’ın halihazır durumu ile fiili ehliyetine haiz olduğu, kendisine vasi veya yasal danışman tayinine mahal olmadığı oy birliği ile mütalaa olunur" görüşü bildirilmiştir.
Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına ve Yargıtay bozma ilamı sonrasında dinlenen görgüye dayalı tanık beyanları, birbirini teyit eder nitelikteki "yasal danışman" tayinine mahal olmadığı yönünde değerlendirme yapan resmi sağlık kurulu raporları, "savurganlık ve malvarlığını kötü yönetme" kapsamında değerlendirme yapan ve kısıtlı adayının, savurganlık veya mal varlığının kötü yönetimi sebebiyle vesayet altına alınması hususunda gerekli koşulların tam mahiyetiyle sağlanmadığı kanaatine varan 10.02.2020 tarihli ayrıntılı bilirkişi raporu ve Yargıtay Adli Tıp Kurumu 4. Adli Tıp İhtisas Kurumundan alınan 06.11.2020 tarihli rapor ile diğer tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; kısıtlı adayının mal varlığından, tasarrufa konu mal varlığı unsurlarının genel mal varlığı unsurlarına oranının kısıtlı adayının savurganlık veya mal varlığının kötü yönetimi sebebiyle vesayet altına alınması hususunda gerekli koşulları sağlamadığı, geçiminde ve yaşantısında kendisini ve ailesini darlık veya yoksulluğa düşürme tehlikesine yol açacak bir durum bulunmadığı, korunmaya ve bakıma muhtaç olmadığı, mülkiyet hakkına dayalı olarak kendi mal varlığı üzerinde tasarrufta bulunduğu, dolayısıyla TMK'nin 406. maddesi ve 429. maddelerinin koşullarının oluşmadığı gözetilerek yerinde olmayan temyiz itirazlarının reddi ile Usul, Kanun ve bozma gereklerine uygun bulunan hükmün ONANMASINA, HUMK'nun 440/III-1, 2, 3 ve 4. bentleri gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna, 26.05.2021 tarihinde oy çokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY
Vesayet, velâyet altında bulunmayan küçüklerin ve istisnaî olarak velâyet altına alınmamış bazı erginlerin korunması amacıyla kabul edilen bir hukukî kurumdur.
Kısıtlama, kanunda sayılı sebeplerden biri dolayısı ile korunup kollanması gereken ergin kişilerin fiil ehliyetlerinin mahkeme kararı ile sınırlandırılması olup kısıtlama kararı ile tam ehliyetli kişinin fiil ehliyeti sınırlanır ve onu sınırlı ehliyetsiz haline getirir.
Kısıtlama kararı verilmesi usulü, Türk Medenî Kanunu'nun 409. maddesinde düzenlenmiştir. Maddenin birinci fıkrasına göre, savurganlık, alkol ve uyuşturucu madde bağımlılığı, kötü yasama tarzı ve kötü yönetimi veya isteğe bağlı kısıtlama hâllerinde, kısıtlanması istenilenin dinlenmesi zorunludur. Aynı maddenin ikinci fıkrası uyarınca, bir kişinin akıl hastalığı ve akıl zayıflığı sebepleriyle kısıtlanması için, resmî sağlık kurulu raporu alınmış olmalıdır. Hâkim, bu sebeplerle kısıtlama kararı vermeden önce, kısıtlanması istenen kişiyi dinleyebilir.
Vesayete ilişkin davalar, çekişmesiz yargı işi olup kamu düzenini ilgilendirmesi sebebiyle re'sen araştırmayı gerektirdiğinden; mahkemece, dava dilekçesinde davacının bildirdiği hususlar doğrultusunda öncelikle vesayet sonra yasal danışmanlık gerekip gerekmediği yönünden araştırma ve inceleme yapılıp oluşacak sonuca göre bir karar verilmelidir.
Kısıtlanmayı gerektiren haller kanunda tahdidi olarak sayılmış olup ergin bir kişi hakkında kısıtlama kararı verilerek, kendisine vasi atanabilmesi için, Türk Medenî Kanunu'nun 405-408. maddelerinde öngörülen kısıtlama sebeplerinden birinin varlığı gerekir.
Akıl hastalığı veya akıl zayıflığı sebebiyle, ergin bir kişi, işlerini göremediği veya korunması ve bakımı için kendisine sürekli yardım gerektiği ya da başkalarının güvenliğini tehlikeye soktuğu takdirde, kısıtlanır (TMK.md.405/I).
Türk Medenî Kanunu'nun 406. maddesine göre ise; "Savurganlığı, alkol veya uyuşturucu madde bağımlılığı, kötü yaşama tarzı veya malvarlığını kötü yönetmesi sebebiyle kendisini veya ailesini darlık veya yoksulluğa düşürme tehlikesine yol açan ve bu yüzden devamlı korunmaya ve bakıma muhtaç olan ya da başkalarının güvenliğini tehdit eden her ergin kısıtlanır."
Ergin bir kişi, bir yıl veya daha uzun süreli özgürlüğü bağlayıcı bir cezaya mahkûm olursa kısıtlanır (TMK mad. 407).
Ergin bir kisi, yaşlılığı, sakatlığı, deneyimsizliği veya ağır hastalığı sebebiyle işlerini gerektiği gibi yönetemediğini ispat ederek, kısıtlanmasını isteyebilir (TMK. mad. 408).
Aynı Kanun'un 429. maddesinde kısıtlanması için yeterli sebep bulunmamakla beraber korunması bakımından fiil ehliyetinin sınırlanması gerekli görülen ergin kişiye bir yasal danışman atanacağı; 431. maddesinde ise, "Vasinin atanması usulüne ilişkin kuralların kayyım ve yasal danışman atanmasında da uygulanacağı." hükümleri yer almaktadır. Yasal danışmanlık, kısıtlanması için gerekli şartları haiz olmayan buna karşılık, akıl hastalığı, akıl zayıflığı, savurganlık, yaşlılık, deneyimsizlik, hastalık gibi hallerde belli başlı işlemler yönünden zarara uğramaması amacıyla, ilgili kişiyi koruyucu ve yol gösterici işlevleri olan bir kurumdur.
Ergin kişilerin kısıtlanması gibi yasal danışman da ergin olan kişilere atanmaktadır. Ancak bu ergin kişilerin kısıtlanmaları için yeterli bir sebep de mevcut olmamalıdır. Yani kısıtlama sebepleri mevcutsa kişi kısıtlanarak tarafına vasi atanması gerekmektedir. Vesayet makamı öncelikle önüne gelen somut uyuşmazlıkta kişinin kısıtlanması gerekip gerekmediğini değerlendirmeli, varsa kısıtlama sebebi, ergin kişi kısıtlanmalı ve tarafına vasi atanmalı, kısıtlama için yeterli sebep mevcut değilse ve korunması bakımından fiil ehliyetinin sınırlanması gerekli görülürse ergin kişiye yasal danışman ataması gerekmektedir.
Yasal danışmanlıkta fiil ehliyetine sahip olan kişinin korunması amacıyla fiil ehliyeti, yasada sınırlı olarak sayılan belirli konularda kısıtlanmaktadır. Gerek uygulama gerekse öğretide kabul edildiği üzere kendisine yasal danışman atanan kişi medeni hakları kullanma ehliyetine sahiptir. Özellikle şahıs varlığı haklarını hiçbir kısıtlama söz konusu olmaksızın kullanabilir. Ancak mal varlığı haklarını kullanmasında Kanunda sayılı durumlarda kısıtlamaya tabi tutulmakta olup tarafına yasal danışman atanan kişiler, fiil ehliyetleri bakımından sınırlı ehliyetliler grubuna girmektedirler. Kendisine yasal danışman atanmış kişiler açısından ehliyetlilik kural; ehliyetsizlik ise istisnadır.
Vasinin atanması usulüne ilişkin kurallar TMK 431.madde gereği yasal danışmanın atanmasında da uygulanır.
Yasal danışmanlık tayinini gerekli kılan özel sebeplere ayrıntılı olarak ne mehaz İsviçre Medeni Kanunu'nda, ne MÜLGA 741 sayılı Türk Kanunu Medenisinde ne de 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nda yer verilmiştir. Yasal danışmanlık kurumu sınırlı da olsa vesayetteki gibi fiil ehliyetinin kullanımında bir sınırlama meydana getirdiğinden, Türk Medeni Kanun’un fiil ehliyetini sınırlandırma halleri arasında gösterdiği 405–406–408. maddeleri kapsamında yasal danışman tayini hususunda da ayrı ayrı ele alınması gereklidir.
Bu şekilde TMK 405 deki akıl hastalığı veya akıl zayıflığı; MK 406. maddesinde ki savurganlık, alkol, uyuşturucu madde bağımlılığı, kötü yaşam tarzı, kötü yönetim; MK 408 deki ilgilinin kendi talebi durumlarından birinin varlığı halinde kısıtlanması için yeterli sebep bulunmamakla beraber korunması bakımından ilgili kişiye yasal danışman tayini yoluna gidilebilir. Yani yasal danışman atanmasını düzenleyen 429. madde gereği, tahdidi olarak sayılan kısıtlama sebepleri yönünden TMK 405, 406 ve 408.maddeleri kapsamında kısıtlama sebepleri değerlendirilmeli, kısıtlama sebeplerine bağlı kural olan 429.madde ise bu kısıtlama sebepleri yönünden ayrı ayrı değerlendirilmelidir.
Kısıtlama gerektiren nedenlerin başında akıl hastalığı veya akıl zayıflığı gelmekle birlikte her akıl hastası ya da akıl zayıflığı olan kişinin kısıtlama altına alınması gerekmemektedir. Kanun, kısıtlama için iş görmekte beceriksizlik, düşkünlük, sürekli yardım ve özene, bakıma gereksinim duyma ve başkalarının güvenliğini tehdit etme koşullarını getirmiştir. Ruhsal rahatsızlığı olan kişilerin olağan dışı özellikler taşıyan davranışları işlerini yerine getirme biçimlerini farklılaştırmış olabilir. Bu nedenle yalnızca akıl hastalığı tanısı ve klinik tablo adıyla karar almayıp tüm olgularda işlerini gerektiği gibi yapamama, bakım ve yardıma gereksinimi olup olmadığı şeklinde değerlendirme yapılmalı, kısıtlama için yeterli sebep yok ve kişinin korunması gerekiyorsa kişiye yasal danışman atanmalıdır.
Malvarlığını düşüncesizce ve aşırı biçimde harcayan kişilerin savurganlıkları kısıtlanmayı gerektirmeyecek ağırlıkta olduğu buna karşılık yine de bazı işlemler yönünden kişiyi korumak gerekli olursa bu durumda kişiye yasal danışman atanması gerekir.
Aynı şekilde yaşlılığı ve hastalığı sebebi ile kendi isteği ile kısıtlanma talep edilen kişiye de durum ve koşullara göre vasi yerine yasal danışman atanabilir.
Özetle, kişiye yasal danışman atanması gerekip gerekmediğinin değerlendirilmesinde, kısıtlanma sebeplerinin birisi yönünden yapılan değerlendirme ve alınan raporlar diğer bir kısıtlama sebebi ve bu kısıtlama sebebine bağlı olan yasal danışmanlık yönünden bağlayıcı olmadığı gibi bu şekilde bir değerlendirme yapmak Kanuna da aykırı olacaktır.
Yukarıda konuya dair yapılan genel açıklamalar doğrultusunda somut olaya bakıldığında; davacılar dava dilekçelerinde babaları 1939 doğumlu ... hatırı sayılır iş adamı ve sanayici olarak yaşamını sürdürürken malvarlığını kötü yönetim ve savrukluk içinde harcadığı, bakımını üstlenen ... ile 07 Kasım 2014 tarihinde gizli saklı bir şekilde evlendiği, ... Durmay'ın son beş yıldır sahibi olduğu malvarlığını sattığı, satış bedellerini ...'e aktardığı, savruk yaşam tarzının devam etmesi halinde ...'ın yoksulluğa düşeceği, yaşlılığında bakım ve sağlık sorunları içinde aciz halde kalacağının açık olduğu ileri sürülerek kısıtlanması olmadığı takdirde yasal danışman atanması istenmişlerdir.
Davanın reddine dair verilen ilk karar davacılar vekili ile asli müdahil vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine (Kapatılan) 18. Hukuk Dairesince, sair temyiz itirazları yerinde görülmemiş ancak kısıtlı adayının savurganlığı ve malvarlığını kötü yönetme iddiasına yönelik eksik araştırma ve incelemeden dolayı mahkeme kararı bozulmuştur.
Bozma sonrası TMK 406. madde kapsamında malvarlığını kötü yönetme iddiası kapsamında banka, tapu ve diğer kurumlardan gerekli evraklar getirtilerek oluşturulan içerisinde mali müşavirinde olduğu dörtlü bilirkişiden 10.02.2020 tarihinde rapor alındığı, iş bu rapora göre kısıtlanması istenilen ...'in şimdiki eşi ... ile 07.11.2014 tarihinde evlenmesinden önce 25.08.2014 ve 16.09.2014 tarihli iki ayrı ölünceye kadar bakım sözleşmesi karşılığı ... ... Sitesinde iki ayrı villanın satın alındığı, iş bu villaların 2017 ve 2019 yıllarında rayiç değerlerinin altında 3.kişilere satıldığı, yine eş ... adına 2015 ve 2016 yıllarında ... İli ... İlçesi ... Köyünde taşınmaz satın aldığı, 28.11.2011 tarihinde ... Plastik A.Ş adına kayıtlı prefabrik idari bina, fabrika binası ve arsasının tamamını 11.000.000,00 TL bedelle satıldığı, 2011-2014 yılları arasında yaklaşık 4.500.000,00 TL, 760.000,00 Euro harcama ve çeşitli kişilere para transferi yaptığı, 2014-2016 yılları arası yaklaşık 7.000.000,00 USD, 410.000,00 Euro, 4.000.000,00 TL harcama ve çeşitli kişilere para transferi yapıldığı, ... İli ... İlçesi ... Mahallesi yer alan taşınmazı 02.07.2014 tarihinde 16.955.200,00 TL bedelle sattığı, tapu kayıtlarının incelenmesinde 2010 yılından bu yana kısıtlanması istenilenin herhangi bir taşınmaz almadığı, kısıtlanması istenilen adına herhangi bir yatırım yapılmadığı, yapılan değerlendirmeler sonucu kısıtlanması istenilenin güncel aktif mal varlığının 148.902.650,00 TL, mal varlığının güncel pasif değerinin 69.000.000,00 TL olduğu, pasif mal varlığının aktifin yaklaşık 1/3 oranında olduğu, bu hali itibari ile kısıtlanması istenilenin TMK 406.madde gereğince savurganlık veya mal varlığını kötü yönetimi sebebiyle vesayet altına alınması hususunda gerekli koşulları tam mahiyetiyle sağlanmadığı, ancak yapılan inceleme ve tespitlerden, kısıtlanması istenilen tarafından yapılan tasarrufların mal varlığını hızlı bir şekilde tüketmeye yönelik olduğu değerlendirilmekle birlikte; kısıtlı adayının yaşı, sağlık durumu, özellikle 2011 yılından bugüne kadar yapmış olduğu maddi tasarrufların yönelimi, yapılan harcamaların denetime elverişli olmaması ve kısıtlı adayının korunmaya değer mal varlığının oldukça fazla olması hususları göz önünde bulundurulduğunda TMK 429. maddesi gereği kendisine Yasal Danışman atanmasının uygun olacağı yönünde kanaat bildirilmiştir. Ayrıca kısıtlanması istenilenin nüfus kayıtlarının incelenmesinde 2009 ila 2017 yılları arasında toplam 5 ayrı vasiyet düzenlediği, yine eşi ...'ün kızı ...'i evlat edinme davası açtığı, TMK'nin 405.maddesi ve TMK'nın 429.maddesi gereğince vasi tayini veya yasal danışman gerekip gerekmediği yönünden, Adli Tıp Kurumu Dördüncü Adli Tıp İhtisas Kuruludan 06.11.2020 tarihli ve 5741 sayılı rapor alındığı, iş bu rapora göre ise yapılan muayeneleri ve psikometrik incelemesi sonucunda fiil ehliyetini müessir ve kişide şuur ve harekat serbestisi ile olayları kavrayıp onlardan sağlıklı sonuçlara varabilme yeteneğini ortadan kaldıracak veya azaltacak mahiyet ve derecede herhangi bir akıl hastalığı, zeka geriliği veya demans denilen bunama hali tespit edilmediği, dava dosyasının tetkikinde menfaatlerini müdrik ve telkinlere mukavim olabileceği, kendi hür iradesi istikametinde serbest olarak eylem ve işlemlere girişebileceği tıbbi kanaatine varıldığı; bu duruma göre; ...’ın halihazır durumu ile fiili ehliyetine haiz olduğu, kendisine vasi veya yasal danışman tayinine mahal olmadığının rapor edildiği anlaşılmaktadır.
Yukarıda yapılan açıklamalar ve dosya kapsamına göre somut olay değerlendirildiğinde; Adli Tıp Kurumu Dördüncü Adli Tıp İhtisas Kurulunun 06.11.2020 tarihli ve 5741 sayılı rapor ile TMK 405 ve bu madde kapsamında kısıtlama şartları mevcut değilse 429.madde kapsamında yasal danışman yönünden değerlendirme yapıldığı, yani TMK 406.madde kapsamında savurganlık veya mal varlığını kötü yönetmeye dair kısıtlama sebebinin var olup olmadığı, bu kapsamda olmak üzere kısıtlama sebebi mevcut değilse kişiye yasal danışman atanması gerekip gerekmediğinin tartışılmadığı, buna karşın mali müşavirinde olduğu dörtlü bilirkişiden 10.02.2020 tarihinde alınan raporda TMK 406.madde kapsamında savurganlık veya mal varlığını kötü yönetme yönünden değerlendirme yapıldığı ve kısıtlama şartlarının oluşmadığı, ancak yapılan inceleme ve tespitlerden, kısıtlanması istenilen tarafından yapılan tasarrufların mal varlığını hızlı bir şekilde tüketmeye yönelik olduğu, bununla birlikte; kısıtlı adayının yaşı, sağlık durumu, özellikle 2011 yılından bugüne kadar yapmış olduğu maddi tasarrufların yönelimi, yapılan harcamaların denetime elverişli olmaması ve kısıtlı adayının korunmaya değer mal varlığının oldukça fazla olması, ayrıca kısıtlanması istenilenin nüfus kayıtlarının incelenmesinde 2009 ila 2017 yılları arasında toplam 5 ayrı vasiyet düzenlediği, yine eşi ...'ün kızı ...'i evlat edinme davası açtığı, hususları göz önünde bulundurulduğunda TMK 429. maddesi gereği kendisine Yasal Danışman atanması gerektiğinden mahkeme kararının bozulması gerektiği kanaati ile mahkeme kararının onanması yönündeki sayın çoğunluğun görüşlerine katılmıyorum. 26.05.2021