MAHKEMESİ: Fethiye 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında Fethiye 1. Asliye Hukuk Mahkemesinde görülen dava sonucunda verilen hükmün davacı Hazine vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesince, istinaf başvurusunun kısmen kabulüyle İlk Derece Mahkemesi kararının ortadan kaldırılmasına, davacı Hazinenin 6292 sayılı Kanun gereğince davadan vazgeçmiş sayılmasına, davalılar ..., ..., ..., ... ve ... yönünden açılan davanın pasif husumet yokluğu nedeni ile usulden reddine karar verilmiş olup, bu kez davacı Hazine vekili tarafından Bölge Adliye Mahkemesi kararı temyiz edilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
... İli ... İlçesinde 1974 yılında yapılan tapulama çalışmaları sırasında, ... Köyü çalışma alanında bulunan ... Mevkii 93 parsel sayılı 10.700,33 m² yüzölçümündeki taşınmaz, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle ... adına tarla niteliğiyle tespit edilmiş ve tespite itiraz davasının reddedilmesiyle kesinleşerek tapuya tescil edildikten sonra, 2014 yılında 3402 sayılı Kadastro Kanunu 22/a maddesi uyarınca yapılan uygulama kadastrosu ile 149 ada 49 parsel numarası altında 10.329,38 metrekare yüzölçümlü olarak tarla vasfıyla bir kısım davalılar adına tespit edilmiş ve tescil edilmiştir.
Davacı Hazine vekili, bölgede 3116 sayılı Kanun hükümlerine göre yapılan orman kadastrosunun ilan edilerek 22.06.1948 tarihinde kesinleştiğini, daha sonra 1744 sayılı Kanun hükümlerine göre 2/B maddesi çalışmalarının yapıldığını, davacı Hazinenin paylı maliki olduğu 215 ada 11 parselin bulunduğu 2/B bloğunun 1980 yılında kesinleşen bu çalışma ile orman sınırları dışına çıkarıldığını, 2010 yılında 3402 Sayılı Yasa'nın 5831 sayılı Yasa ile değişik Ek-4. maddesi gereğince 2/B arazileri için kullanım kadastrosu çalışmalarının yapıldığını, 215 ada 11 parselin 1.333,12 m² yüzölçümlü olarak tarla niteliği ile Hazine adına 22.02.2011 tarihinde tespit ve tescil edildiğini, daha sonra bir kısmının 6292 sayılı Yasa gereğince ... ve ...' a satılarak adlarına tescil edildiğini, davalılara ait 149 ada 49 parsel sayılı taşınmazın bir bölümünün 6831 sayılı Kanun'un 2/B maddesi kapsamında Hazine adına orman sınırları dışına çıkartılan 215 ada 11 parsel sayılı taşınmaz içerisinde olmasına rağmen, tarla vasfıyla davalılar adına tescil edildiğini ileri sürerek, taşınmazın 2/B alanında kalan bölümünün tapu kaydının iptali ile Hazine adına tescili istemiyle dava açmıştır.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda; tapuda paydaş olmadıklarından davanın davalılar ..., ..., ..., ..., ... yönünden pasif husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine; diğer davalılar yönünden ise 6292 sayılı Kanun'un “2/A veya 2/B belirtmelerinin terkini ve iade edilecek taşınmazlar” başlıklı 7. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde, “Tapu ve kadastro veya imar mevzuatına göre ilgilileri adına oluşturulan ve tapuda halen kişiler adına kayıtlı olan taşınmazlardan Hazine adına orman sınırı dışına çıkarıldığı gerekçesiyle tapu kütüklerine 2/A veya 2/B belirtmesi bulunan veya konulan taşınmazların tapu kayıtları bedel alınmaksızın geçerli kabul edilir ve tapu kütüklerindeki 2/A veya 2/B belirtmeleri terkin edilerek tescilleri aynen devam eder, aynı gerekçeyle bu nitelikteki taşınmazlar hakkında dava açılmaz, açılan davalardan vazgeçilir" hükmü düzenlendiği, taşınmazın tapu kaydındaki 2/B belirtmesi güncelleme çalışmaları sırasında kaldırılmış olup, davacı tarafından tapuda gerçek kişiler adına kayıtlı olan taşınmazın 2/B madde kapsamında kaldığı iddiasıyla tapu iptali ve tescil isteğinde bulunulduğundan, 6292 sayılı Kanun'un 7/1-a maddesindeki söz konusu taşınmazlar hakkında dava açılmayacağı hükmü re’sen gözetilerek davanın reddine karar verilmiş, hükmün davacı Hazine vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesince, istinaf başvurusunun kısmen kabulüyle İlk Derece Mahkemesi kararının ortadan kaldırılmasına, gerekçe doğru olmakla birlikte mahkemece hükme dayanak yapılan kanuni düzenleme ile bağdaşmayacak şekilde davanın reddine şeklinde karar verilmesinin isabetli olmadığına işaret edilerek, davacı Hazinenin 6292 sayılı Kanun gereğince davadan vazgeçmiş sayılmasına, davalılar, ..., ..., ..., ... ve ... yönünden açılan davanın pasif husumet yokluğu nedeni ile usulden reddine karar verilmiş ve iş bu karar davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
6100 sayılı HMK' nın 33. Maddesi uyarınca, maddi olayları ileri sürmek taraflara, hukuki nitelendirme yapmak ve uygulanacak kanun maddelerini belirlemek hakime aittir. Dava dilekçesi içeriğine ve yargılama sırasındaki anlatımlara göre, davanın, tapuda paylı olarak davacı Hazine adına kayıtlı bulunan 215 ada 11 parsel sayılı taşınmazın bir bölümünün, uygulama kadastrosu sonucunda komşu taşınmaz olan davalılara ait 149 ada 49 parsel sınırları içinde kaldığı iddiasına, diğer ifadeyle mülkiyet hakkına dayalı olarak açılan tapu iptal ve tescil istemine ilişkin olduğu anlaşılmaktadır.
Mahkemece, yanılgılı değerlendirmeyle, davanın 6292 sayılı Yasa'nın 7/1 (a) maddesine dayalı istek olarak kabulü dosya kapsamına ve yasal düzenlemelere uygun bulunmadığından, tarafların iddia ve savunmaları kapsamında inceleme yapılarak, davanın esasına ilişkin karar verilmesi için hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda gösterilen nedenlerle, davacı Hazine vekilinin yazılı temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK'nin 371. maddesi uyarınca BOZULMASINA, HMK'nin 373/2. maddesi gereğince dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 02.11.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.