MAHKEMESİ: Bursa Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasında Bursa Kadastro Mahkemesinde görülen dava sonucunda verilen hükmün davacı vekili ile davalı Hazine vekili ve Orman İdaresi vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesince, istinaf başvurusu esastan reddedilmiş olup, bu kez davacı vekili ile davalı Hazine vekili ve Orman İdaresi vekilince Bölge Adliye Mahkemesi kararı temyiz edilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
... İli ... İlçesinde 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun Geçici 8. Maddesi uyarınca yapılan kadastro sırasında, Büyükkumla Mahallesi çalışma alanında bulunan 2819 parsel sayılı 17.704,01 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, Asliye Hukuk Mahkemesinde dava konusu olduğundan söz edilerek, malik hanesi açık bırakılmak suretiyle tespit edilmiştir.
Davacı tarafından, davalı Hazine ve Büyükkumla Köyü Tüzel Kişiliği aleyhine Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan tescil davası, davaya konu olan parsel hakkında tutanak düzenlenmiş olması nedeniyle Kadastro Mahkemesine aktarılmıştır.
Kadastro Mahkemesinde, çekişmeli parsel tutanağı ile aktarılan dava dosyası birleştirilerek yapılan yargılama sonunda verilen, davacının tescil talebinin reddine, 2819 parsel sayılı taşınmazın zeytinlik niteliğiyle Maliye Hazinesi adına kayıt ve tesciline, taşınmazdaki zeytinlerin davacıya ait olduğunun tespit tutanağının beyanlar hanesine şerh verilmesine ilişkin hükmün, davacı vekili ile davalı Hazine vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi (37.) Hukuk Dairesinin 2016/34 Esas, 2016/36 Karar sayılı ilamıyla, "Orman İdaresinin davaya dahil edilmesi suretiyle taraf teşkilinin sağlanması ve harca esas değerin belirlenmesi" gereğine değinilerek, kararın kaldırılmasına ve dosyanın İlk Derece Mahkemesine iadesine karar verilmiştir.
Mahkemece, Bölge Adliye Mahkemesi kararı doğrultusunda taraf teşkili sağlanarak yapılan yargılama sonunda; davacının tescil talebinin reddine, 2819 parsel sayılı taşınmazın zeytinlik niteliğiyle Maliye Hazinesi adına kayıt ve tesciline, taşınmazdaki zeytinlerin davacıya ait olduğunun tespit tutanağının beyanlar hanesine şerh verilmesine karar verilmiş, hükme karşı davacı vekili ile davalı Hazine vekili ve davalı ... İdaresi vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesince, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş ve iş bu karar davacı ile davalı Hazine ve davalı ... İdaresi vekillerince temyiz edilmiştir.
Dava, tapusuz taşınmazın tescili istemiyle açılmış olup, yargılama sırasında taşınmaz hakkında kadastro tutanağı düzenlenmesi nedeniyle kadastro tespitine itiraz davasına dönüşmüştür.
Mahkemece, çekişmeli taşınmazın, orman tahdidi dışında olmakla birlikte, 1977 yılında yapılan tesis kadastrosundan öncesine ilişkin 1976 tarihli memleket haritasında çalılık göründüğü ve 6831 sayılı Orman Kanunu' nun 1/J maddesi kapsamında orman sayılan yerlerden olduğu gerekçesiyle yazılı şekilde karar verilmiş ise de, yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır. Şöyle ki; çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede yapılan tüm orman tahdit çalışmaları araştırılarak ilgili tutanaklar dosya içerisine getirtilmemiş ve orman bilirkişi raporunda, taşınmazın bu çalışmalara göre konumu duraksamaya yer vermeyecek şekilde belirlenmemiştir. Ayrıca 1943 ve 1997 tarihli hava fotoğraflarının incelendiği bilirkişi raporuna, denetime elverişli olacak şekilde hava fotoğrafları eklenmemiş; bölgede nazım imar planının onaylandığı tarihten 15-20-25 yıl öncesi en az üç döneme ilişkin üç ayrı hava fotoğrafı Harita Genel Müdürlüğünden getirtilerek hava fotoğrafları üzerinde yöntemine uygun şekilde inceleme yapılmadığı gibi, taşınmazın önceki niteliğinin ne olduğu ve buna göre aktarılan imar planının onay tarihine kadar 3402 sayılı Kanun' un 14 ve 17. Maddesinde düzenlenen iktisap koşularının davacı yararına gerçekleşip gerçekleşmediği de usulünce araştırılmamıştır. Bu şekilde eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak karar verilemez.
Hal böyle olunca; doğru sonuca ulaşılabilmesi için Mahkemece öncelikle, dava konusu taşınmazın bulunduğu yörede yapılan tüm orman kadastro çalışmalarına ilişkin işe başlama, çalışma, işi bitirme ve sonuçlarının askı ilan tutanakları ile dava konusu taşınmazın bulunduğu yeri orman tahdit sınır noktalarıyla birlikte gösterir onaylı orman tahdit harita örnekleri; dava konusu taşınmaza bitişik ya da yakın komşu parsellerin kadastro tespit tutanak örnekleri ve bu parsellere uygulanan tapu ve vergi kayıtları ile davalı iseler dava dosyaları ile kadastro çalışma paftaları; dava konusu taşınmazın bulunduğu yeri de gösterecek şekilde en eski tarihli ve imar planının onaylandığı tarihten 15-20-25 yıl öncesi en az üç döneme ilişkin üç ayrı hava fotoğrafı Harita Genel Müdürlüğünden tarihleri açıkça yazılmak suretiyle istenilerek dosya arasına konulmalı ve bundan sonra mahallinde, önceki bilirkişiler dışında halen Tarım ve Orman Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman yüksek orman mühendisleri arasından seçilecek bir orman mühendisi, iki jeodezi-fotogrametri harita mühendisi bilirkişisi ve bir ziraatçı bilirkişisi ile yerel bilirkişiler ve tanıkların katılımı ile yeniden keşif yapılmalı ve yapılacak bu keşifte, orman sınır noktaları tutanak ve haritalarda yazılı mevki, yer, kişi isimleri ile açı ve mesafelere göre, orman kadastrosu tutanak ve haritalarının düzenlenmesinde kullanılan hava fotoğrafları ve memleket haritalarından yararlanılarak, değişik açı ve uzaklıklardaki en az 6-7 adet orman sınır noktası bulunup röperlenmeli; orman kadastrosu ile ilgili sınır noktaları aynı ölçeğe çevrilerek, çekişmeli taşınmazın orman kadastro haritasına göre konumu genel kadastro paftası üzerinde ve aynı ya da yakın orman sınır hatlarında, dava konusu edilen parseller varsa, bunların tümü birleşik harita üzerinde gösterilmeli; tutanaklardaki anlatımlar değerlendirilmeli; tutanaklarla tahdit haritası arasında çelişki bulunup bulunmadığı tespit edilerek, çelişki bulunmakta ise çekişmeli parsel yönünden tahdit tutanakları ile haritalar arasındaki çelişki tahdit tutanaklarına değer verilmek suretiyle giderilecek şekilde müşterek imzalı, tereddüte mahal bırakmayacak, açıklamalı, krokili rapor alınmalı; bu şekilde yapılacak inceleme sonucu orman sınırları içinde bulunması halinde çekişmeli taşınmaz hakkında zilyetlik iddiasının dinlenmesinin mümkün olmayacağı düşünülmeli; taşınmazın kesinleşen orman kadastro sınırlarının dışında bulunduğunun anlaşılması halinde, yerel bilirkişi ve tanıklardan, taşınmazın öncesinin ne olduğu, kim veya kimler tarafından, hangi tarihten beri ve ne şekilde kullanıldığı, imar-ihya gerektiren yerlerden olup olmadığı, böyle yerlerden ise imar-ihyaya konu edilip edilmediği ve edilmiş ise imar-ihyasının hangi tarihte tamamlandığı hususları komşu parsellerin tutanak ve dayanağı belgelerden yararlanmak suretiyle etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı; yerel bilirkişiler ve tanıkların sözleri arasında doğabilecek çelişkiler gerektiğinde yüzleştirme yapılarak giderilmeye çalışılmalı; ziraatçi bilirkişiden, taşınmazın evveliyatının ne olduğunu ve zirai faaliyete konu olup olmadığını, toprak yapısını, eğimini, bitki örtüsünü tarımsal niteliğini ve üzerindeki zilyetliğin hangi tasarruflarla sürdürüldüğünü, ekonomik amaca uygun tarım arazisi niteliğiyle kullanılıp kullanılmadığını, zilyetlikle mülk edinilebilecek yerlerden olup olmadığını, ağaçların taşınmaz üzerindeki dağılımlarını, aşılı olup olmadıklarını ve aşı yaşları ile taşınmazın hangi tarihte zeytinlik vasfını kazandığını, imar planının ne zaman yapıldığı ve kesinleşip kesinleşmediği ve dava konusu taşınmazın imar planında ne şekilde tespit gördüğü araştırılarak, taşınmazın imar planı kapsamına alınma tarihine kadar davacı yararına zilyetlikle kazanma koşullarının oluşup oluşmadığını komşu taşınmazlarla karşılaştırmalı şekilde açıklayan, bilimsel esaslara ve somut verilere dayalı, taşınmazın değişik yönlerden çekilmiş renkli fotoğraflarını da içerir ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı; jeodezi ve fotogrametri uzmanı bilirkişileri ve orman bilirkişisinden, çekişmeli taşınmazın kadastro paftasındaki konumu bilgisayar programı aracılığıyla uydu ve hava fotoğraflarına aktarılması suretiyle, çelişkiye sebebiyet verilmeyecek şekilde net olarak belirlendikten sonra, en eski tarihli ve imar planının onaylandığı tarihten 15-20-25 yıl öncesine ait haritaların ait oldukları yıllara göre hava fotoğrafları ve dayanağı haritalar stereoskop aletiyle ve üç boyutlu olarak incelenerek, taşınmazın toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi değerlendirilmeli; taşınmazın eğim ölçer (krizimetre) aleti ile ve memleket haritasındaki münhanilerden yararlanılarak kesin ve gerçek eğimi belirlenmeli; taşınmazın niteliğini, imar-ihyaya konu olup olmadığını, olmuş ise imar-ihyaya en erken ne zaman başlanıldığını ve imar-ihyanın hangi tarihte tamamlandığını, taşınmazın ekonomik amacına uygun olarak tarım arazisi niteliğiyle zilyetliğine ne zaman başlanıldığını belirten keşfi takibe ve denetlemeye olanak verir krokili rapor alınmalı; taşınmazın öncesi orman veya 6831 sayılı Kanun'un 1/J maddesi kapsamında eğimi %12'yi aşan (toprak muhafaza karakteri taşıyan) çalılık niteliğinde olduğunun anlaşılması halinde, orman kadastrosunun yapıldığı tarihten imar planının onaylandığı tarihe kadar 20 yıllık zilyetlik süresinin dolup dolmadığı belirlenmeli, tanık ve yerel bilirkişi ifadeleri bilimsel esaslara ve maddi bulgulara dayanılarak hazırlanan söz konusu bilirkişi raporlarıyla denetlenmeli ve bundan sonra iddia ve savunma çerçevesinde toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir.
Mahkemece, bu hususlar gözetilmeksizin, eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olduğundan, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda belirtilen nedenlerle, davacı vekili, davalı ... İdaresi vekili ve davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesinin 06.11.2017 tarihli ve 2017/2029 Esas, 2017/2068 Karar sayılı istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararının KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi hükmünün 6100 sayılı HMK'nin 371. maddesi uyarınca BOZULMASINA, dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin de Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin harcın istek halinde temyiz eden davacıya iadesine, 24.11.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.