MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi
Taraflar arasında Kandıra Kadastro Mahkemesinde görülen dava sonucunda verilen hükmün davalı ... tarafından istinaf edilmesi üzerine ... Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesince, istinaf başvurusu esastan reddedilmiş olup, bu kez davalı ... tarafından Bölge Adliye Mahkemesi kararı temyiz edilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Kullanım kadastrosu sonucunda, ... ili ... ilçesi ... mahallesi çalışma alanında bulunan 130 ada 89 parsel sayılı 1.098,56 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, beyanlar hanesine, 6831 sayılı Yasa'nın 2/B maddesi uyarınca orman sınırları dışına çıkarıldığı ve 2008 yılından beri taşınmaz ile üzerindeki fındık ağaçlarının ... oğlu ...' ın kullanımında olduğu şerhi yazılarak, komisyon kararıyla Hazine adına tespit edilmiştir.
Davacı ..., taşınmazın kendi murisi (... oğlu) ... ait olup murisin sağlığında yaptığı paylaştırma sonucunda, taşınmazın kendisine düştüğünü ileri sürerek dava açmıştır.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda; davacının davasının kısmen kabulüne, çekişmeli taşınmazın tespit gibi Hazine adına tesciline, taşınmazın kadastro tespitinin iptali ile beyanlar hanesine, taşınmaz ve üzerindeki fındık ağaçlarının 2010 yılından beri davacı ile (... oğlu) ...'ın diğer mirasçılarının hükümde gösterilen paylarla kullanımlarında olduğu şerhinin yazılmasına karar verilmiş, hükmün davalı ... tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, istinaf talebi esastan reddedilmiş ve iş bu karar, davalı ... tarafından temyiz edilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi ve İlk Derece Mahkemesi tarafından, dava konusu taşınmazın davacı tarafın murisi ...'dan mirasçılarına intikal ettiği, davalının kök muristen zilyetliği devraldığına ilişkin bir belge ibraz edilmediği gerekçesiyle yazılı şekilde karar verilmiş ise de, varılan sonuç dosya kapsamı ile usul ve Yasa'ya uygun bulunmamaktadır. Şöyle ki; dava, 3402 sayılı Yasa'ya 5831 sayılı Yasa'nın 8. maddesi ile eklenen Ek-4. maddesine göre yapılan kullanım kadastrosuna itiraz niteliğindedir. 3402 sayılı Yasa'nın Ek-4. maddesi ile 6831 sayılı Yasa'nın 20.06.1973 tarihli Kanunla değişik 2. maddesinin (B) bendinde, orman kadastro komisyonlarınca Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan yerlerin, fiili kullanım durumları dikkate alınmak ve varsa üzerineki muhdesatın kime veya kimlere ait olduğu ve kim veya kimler tarafından ne zamandan beri kullanıldığı, kadastro tutanağının beyanlar hanesinde gösterilmek suretiyle, bu Kanun'un 11. maddesinde belirtilen askı ilanı hariç diğer ilanlar yapılmaksızın öncelikle kadastrosu yapılarak Hazine adına tescil edileceği hükme bağlanmıştır. Bu maddenin amacı, kadastro sırasında taşınmazın fiili kullanıcısının tespit edilmesidir. Anılan Yasa maddesine dayanılarak açılacak davalarda kabul kararı verilebilmesi için, öncelikle davacı tarafın taşınmazı kullandığının ispat edilmesi gerekmektedir. Diğer bir anlatımla, kullanım kadastrosu sırasında beyanlar hanesinde kullanıcı olarak gösterilebilecek kişiler, kadastro tespiti sırasında çekişmeli taşınmazı ekonomik amacına uygun olarak fiilen asli zilyet olarak kullanan kişilerdir.
Çekişme konusu taşınmazın evveliyatının davacı tarafın murisi (... oğlu) ...'a ait olduğu hususunda taraflar arasında bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Uyuşmazlık, taşınmazın kullanım kadastrosu tespit tarihi ve öncesi itibariyle kimin kullanımında olduğu, dava konusu taşınmazın davalı tarafın iddia ettiği gibi dava dışı olup muris ... tarafından 2008 yılında kayden satış sonucu davalı adına tescil edilen tapulu taşınmaz ile birlikte davalı tarafa satılıp zilyetliğinin devredilip devredilmediği noktasında toplanmaktadır.
Somut olayda; mahallinde yapılan keşifte dinlenen yerel bilirkişi ... , taşınmazın 2007 yılından beri davalı ...'nin kullanımında olduğunu; tutanak tanığı ... , tapulu komşu 130 ada 19 parselin davacının murisi ... tarafından davalıya satışından beri taşınmazın davalı ...'nin kullanımında olduğunu ifade etmiş; davacı tanığı ... dahi, dava konusu 89 parsel sayılı 2/b taşınmazı ile dava dışı komşu tapulu 19 parselin zeminde bir bütün halde olup taşınmazı bir kaç yıldır da davalının kullandığını beyan etmiş; davalı tanıkları da, 2008 yılından beri davalının taşınmazı kullandığını ifade etmişlerdir. Keşif tutanağına yansıyan mahkeme gözleminde de, dava konusu 89 parsel ile muris tarafından davalıya kayden satılan komşu 130 ada 19 parselin zeminde bir bütün olduğu bildirilmiştir.
Hal böyle olunca; davacı tarafın taşınmaz üzerinde Yasa'nın aradığı anlamda fiili kullanımının söz konusu olmadığı, çekişmeli taşınmazın dava dışı komşu taşınmazla birlikte davalı tarafından muris ...'dan satın alınarak zilyetliğin de devralındığı anlaşıldığından, Mahkemece, davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı bir devir sözleşmesi bulunmadığı ve davalı tarafın satın almayı ispat edemediği şeklindeki yasal düzenlemelere uygun düşmeyen gerekçelerle yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamıştır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalının yazılı temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile ... Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesinin 30.04.2018 tarih ve 2017/2762 Esas, 2018/588 Karar sayılı istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararının KALDIRILMASINA ve İlk Derece Mahkemesi hükmünün 6100 sayılı HMK'nin 371. maddesi uyarınca BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 23.11.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.