MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ: Tapu İptali ve Tescil
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalılardan ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacılar vekili, bir kısım davalılar murisi ... ile davalılardan ... ve davacılar murisi ...’in kardeş olduklarını, ... ile ...’in, babaları ...’den kalan dava konusu taşınmazlardaki hisselerini vekil edenlerinin murisi ...’e 4.8.1974 tarihli sözleşme ile sattıklarını ancak tapu devirlerinin yapılmadığını açıklayarak, dava konusu taşınmazlardaki ... ile ... hisselerinin iptali ile vekil edenleri adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalılardan ..., 17.4.2012 tarihli dilekçesi ile davaya bir diyeceğinin olmadığını beyan etmiş ancak daha sonra vekili aracılığı ile verdiği 18.3.2016 tarihli dilekçe ile davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi üzerine; hüküm, davalılardan ... vekili tarafından süresinde temyiz edilmiştir.
Dava ve talep, miras payının devrine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 12. maddesinde; “30 günlük ilan süresi geçtikten sonra, dava açılmayan kadastro tutanaklarına ait sınırlandırma ve tespitler kesinleşir. Kadastro müdürü tarafından onaylanarak kesinleşen tutanaklar ile kadastro mahkemesinin kesinleşmiş kararları; kesinleşme tarihleri tescil tarihi olarak gösterilmek suretiyle en geç 3 ay içinde tapu kütüklerine kaydedilir.Bu tutanaklarda belirtilen haklara, sınırlandırma ve tespitlere ait tutanakların kesinleştiği tarihten itibaren on yıl geçtikten sonra, kadastrodan önceki hukuki sebeplere dayanarak itiraz olunamaz ve dava açılamaz” şeklinde düzenleme getirilmiştir.
On yıllık süre kamu düzenine ilişkin olup, hak düşürücü niteliktedir ve olumsuz dava koşuludur. Hak düşürücü sürenin geçmesi, işin esasının incelenmesini önler. Hak düşürücü süre tüm def’i ve itirazlardan önce göz önünde bulundurulur. Yargılama bitinceye kadar hak düşürücü sürenin geçtiği taraflarca ileri sürülebileceği gibi, görevden ötürü hakim tarafından da kendiliğinden dikkate alınır.
Dosyanın incelenmesinden; dava konusu taşınmazların kadastro tespitlerinin 1977 ve 1978 yıllarında yapıldığı ve tutanakların 1979 yılında kesinleşerek tapu kaydı oluşturulduğu, temyize konu davanın ise 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 12/3. maddesinde belirtilen on yıllık hak düşürücü sürenin geçirilmesinden sonra 27.3.2012 tarihinde açıldığı anlaşıldığından, davanın hak düşürücü sürenin geçmiş olması nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken, bu husus gözardı edilerek davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamıştır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalılardan ... vekilinin temyiz itirazı yerinde olduğundan kabulü ile Yerel Mahkeme hükmünün 6100 sayılı HMK'nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, HUMK'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 18.5.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.