MAHKEMESİ:Kadastro Mahkemesi
DAVA TÜRÜ: Tescilden Aktarılan Kadastro Tespitine İtiraz
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup, hükmün davacı ... ve arkadaşları ile müdahil ..., davalı ... ve ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro sırasında, ... İlçesi ... Mahallesi çalışma alanında bulunan 102 ada 2 ve 3 parsel sayılı 7.952 ve 17.694 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar, Asliye Hukuk Mahkemesinde dava konusu olduklarından söz edilerek, komisyon kararıyla malik haneleri açık bırakılmak suretiyle tespit edilmiş ve tutanakları Kadastro Mahkemesine gönderilmiştir.
Davacılar ..., ... ve ... tarafından, 30.01.1989 tarihinde davalılar ... ve ... Köyü ... Kişiliği aleyhine, 22 adet tapusuz taşınmaz hakkında açılan tescil davası, yargılama sırasında çekişmeli taşınmazlar hakkında tutanak düzenlenmesi nedeniyle görevsizlik kararı verilerek Kadastro Mahkemesine aktarılmış, akabinde dava dilekçesinin 22. sırasında belirtilen taşınmazın kadastroda 102 ada 2 parsel numarasını aldığı belirtilerek bu taşınmazla ilgili dava dosyası tefrik edilerek eldeki dosyayla birleştirilmesine karar verilmiştir.
Mahkemece verilen, davanın kısmen kabulüne ilişkin önceki hüküm, Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 08.07.2008 tarihli kararıyla, “çekişmeli 102 ada 2 ve 3 sayılı parseller hakkında malik haneleri açık bırakılmak suretiyle kadastro tutanağı düzenlendiğinden 3402 sayılı Kanun’un 30/2. maddesi gereğince resen araştırma ilkesi söz konusu olduğu açıklanarak, sair yönler incelenmeksizin tutanakta belirtilen tespit maliklerinin davaya katılımlarının sağlanarak göstereceği delilllerin toplanması ve oluşacak sonuca göre karar verilmesi” gereğine değinilerek bozulmuştur.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, davanın kısmen kabulüne, dava konusu 102 ada 3 parsel sayılı taşınmazın, 27.688,13 metrekare yüzölçümü ve mera niteliği ile özel siciline kaydedilmesine; 102 ada 2 parsel sayılı taşınmazın ise, 8.019,41 metrekare yüzölçümü ve tarla niteliği ile kök muris ... (1978 ölüm tarihli) mirasçıları olan davacı ve davalı gerçek kişiler adına miras payları oranında tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı ... ve arkadaşları ile müdahil ..., davalı ... ve ... vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyulduğu halde, bozma gerekleri tam olarak yerine getirilmemiştir. Şöyle ki; hükmüne uyulan bozma ilamında, çekişmeli taşınmazlar hakkında kadastrodan önce dava konusu olmaları nedeniyle malik haneleri açık bırakılarak kadastro tutanağı düzenlendiğinden, tutanakların edinme sebebinde tespit maliki olarak adı geçen kişilerin davaya katılımlarının sağlanması gereğine değinilmiş olup, bu doğrultuda tespit maliklerinden bir kısmının davaya katılımı sağlandığı halde, ... kızı ... ..., ..., ... çocukları ..., ... ve ...' nin davaya katılımlarının sağlanmadığı anlaşılmaktadır. Her ne kadar Mahkemece, anılan tespit maliklerinin kimlik bilgilerinin tespiti amacıyla Nüfus ve Emniyet Müdürlüklerine müzekkereler yazılmış ise de olumlu sonuç alınamamıştır. Mahkemece devletin diğer resmi kurumlarına (vergi dairesi, belediye vb.) ve davacı-davalı gerçek kişilere sorularak adı geçen kişilerin kimlik bilgilerinin tespit edilmeye çalışılması, kim oldukları tespit edilemezse "3561 sayılı Mal Memurlarının Kayyım Tayin Edilmesine Dair Kanun" hükümleri uyarınca mahallin en büyük mal memurunun kayyım atanması hususunda vesayet makamından talepte bulunulması için davacıya süre ve imkan tanınması ve vesayet makamınca atanacak kayyımın katılımıyla yargılamaya devam edilmesi gerekirken, detaylı araştırma yapılmadan ve kayyım tayin ettirilmeksizin hüküm kurulması cihetine gidilmiştir. Bu haliyle, davada taraf teşkilinin sağlandığından söz edilemez. Taraf teşkilinin sağlanması, yargılamanın her aşamasında re'sen göz önünde bulundurulması gereken dava şartlarından olup, bu koşul yerine getirilmeden davanın esasına girilmesi usul ve yasaya uygun düşmemektedir.
Hal böyle olunca; Mahkemece öncelikle, çekişmeli taşınmazların kadastro tutanakların edinme sebebinde tespit maliki olarak adı geçen ... kızı ... ..., ..., ... çocukları ..., ... ve ...’nin kimlik bilgileri devletin resmi kurumlarından ve davanın tarafı olan gerçek kişilerden sorularak tespit edilmeye çalışılmalı, aksi halde davacılara, 3561 sayılı Yasa hükümleri uyarınca kayyım tayin edilmesi hususunda vesayet makamından talepte bulunulmaları için süre ve imkan tanınmalı, vesayet makamınca kayyım atanması halinde, davanın yöntemince kayyıma yöneltilmesi suretiyle taraf teşkili sağlanmalı ve bundan sonra iddia ve savunma çerçevesinde toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir.
Mahkemece, bu hususlar gözetilmeksizin, hükmüne uyulan bozma ilamına aykırı olarak, yöntemince taraf teşkili sağlanmadan davanın esası hakkında karar verilmesi isabetsiz olduğundan, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı ... ve arkadaşları ile müdahil ..., davalı ... ve ... vekillerinin temyiz itirazları yerinde olduğundan kabulüyle hükmün 6100 sayılı HMK'nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla ile 1086 sayılı HUMK'un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, taraflarca HUMK'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde davacı ve müdahile iadesine, 10.01.2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.