MAHKEMESİ: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi
DAVA TÜRÜ: İstihkak
İLK DERECE
MAHKEMESİ: Bakırköy 5. İcra Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Bakırköy 5. İcra Hukuk Mahkemesinin 18.10.2019 tarihli ve 2019/555 Esas, 2019/773 Karar sayılı kararıyla davanın kabulüne karar verilmiş, Mahkeme hükmüne karşı davalı üçüncü kişi vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun kabulüne karar verilmiş, karar davacı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiş olup, Bölge Adliye Mahkemesince 13.01.2021 tarihli ek karar ile temyiz talebinin reddine şeklinde hüküm kurulmuş, bu kez davacı alacaklı vekilinin ek kararı duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine duruşma istemi nitelikten reddedilmiş olmakla, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Davacı alacaklı vekili, haciz mahallinde borçluya ait çok sayıda evrak bulunduğunu, borçlunun çalışanının hazır olduğunu, haciz mahallinin borçluya ait şantiye olduğunu, borçlu ile üçüncü kişinin malı birlikte elinde bulundurduğu hallerde mülkiyet karinesinin borçlu dolayısıyla alacaklı yararına olduğunu, İcra Müdürlüğünün 23.05.2019 tarihli İİK'nin 99. maddesi gereğince alacaklıya süre verilmesine ilişkin kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu açıklayarak, şikayetin kabulü ile İcra Müdürlüğünün 23.05.2019 tarihli işleminin iptaline, istemin kabul edilmemesi halinde davalı üçüncü kişinin istihkak iddiasının reddine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı üçüncü kişi vekili, borçlunun müvekkili şirketin elektrik işlerini üstlendiğini, ancak borçlu şirketin sözleşmede üstlendiği işleri zamanında yerine getirmemesi üzerine 28.06.2018 tarihinde kesin hak ediş yapılarak sözleşmenin feshedildiğini, borçlunun şantiyeyi boşalttığını, sözleşmenin feshinden sonra kalan elektrik işleri için dava dışı firma ile anlaşıldığını, haciz sırasında ele geçtiği iddia edilen evrakların hacizden bir gün önce mahale bırakıldığının kamera kayıtları ile sabit olduğunu, haczedilen menkullerin montajı tamamlanmış elektrik panoları ve haberleşme sistemlerine ilişkin olduğunu, mütemmim cüz haline gelen menkullerin haczedilemeyeceğini, şikayetin reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, haciz mahallinde borçlu şirkete ait çok sayıda somut evrak bulunduğu, davalı tarafından sözleşmesi feshedilen ve haciz mahallinde faaliyeti sonlandırılan borçlu şirkete ilişkin evrakların kumpas sonucu kendi çalışanları olan Erdal isimli şahıs tarafından yerleştirildiği iddia edilmiş ise de söz konusu beyanların iddia mahiyetinde kaldığı, borçlunun haciz mahallinde taşeron olarak iş yaptığının tarafların kabulünde olduğu, haczedilen menkuller ile uyumlu olarak borçlu şirketin elektrik işlerinin imalat ve montajını yaptığı, haciz sırasında haciz mahalline gelen borçlu şirket yetkilisinin haczedilen menkullerin kendisine ait olduğunu ve kendi şirketi tarafından taşeronluk sözleşmesi kapsamında yapıldığını kabul ve ikrar ettiği, yine davalı üçüncü kişi şirketin çalışanı olan Erdal isimli şahsın haczedilen menkullerin borçlu şirket tarafından yapıldığını beyan ettiği gerekçesi ile şikayetin kabulüne karar verilmiş, davalı üçüncü kişi vekilince İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yoluna başvurulmuştur.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesinin 24.12.2020 tarihli ve 2020/829 Esas, 2020/3047 Karar sayılı kararı ile; davalı tarafından sunulan yapı kullanma izin belgelerine ve yansız icra memurunun haciz tutanağına geçen görgüye dayalı beyanına göre inşaatın tamamlandığı, yapılar kullanılmaya başlandığından haciz yapılan mahallin haciz anında borçlunun şantiyesi olduğunun kabulüne olanak bulunmadığı, haczedilen mahcuzların montajı tamamlanmış menkuller olduğu, üçüncü kişinin borçludan olan alacakları için Bakırköy 13. İcra Müdürlüğünün 2018/14577 Esas sayılı dosyasında 01.08.2018 tarihinde borçlu şirket hakkında icra takibi başlattığı, haciz mahallinde borçluya ait bir kısım evraklar bulunmuş ise de davalı vekilinin sözkonusu belge ve kayıtları davacı ve borçlu ile işbirliği içerisinde olduğu ... adlı kişi tarafından konulduğu yönündeki iddiası, buna ilişkin olarak hacizden bir gün öncesine ait olduğu savunulan kamera kayıt ve dökümleri, incelenen görüntü kayıtları, anılan kişinin iş sözleşmesinin feshedildiğine dair bildirim ile borçlu lehine beyanda bulunan ...'nın beyanlarına bu aşamada itibar edilmesinin mümkün görülmediği anlaşıldığından, haciz yapılan mahalde menkullerin borçlu ile birlikte üçüncü kişinin elinde bulunduğunu söylemeye imkan bulunmadığından İcra Müdürlüğünün haczin İİK'nin 99. maddesi kapsamında yapıldığına dair kararının yerinde olduğu gerekçesi ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, İİK'nin 99. maddesi gereğince yapılan müdürlük kararı doğru olmakla, davaya istihkak davası (nispi harç tamamlanarak ve taraf teşkili sağlanarak) olarak devam edilmesi ve hüküm oluşturulmak üzere dosyanın mahkemesine geri gönderilmesine HMK'nin 353/1-a.6 maddesi gereğince kesin olmak üzere karar verilmiş, karar davacı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesinin 13.01.2021 tarihli ek kararı ile; kararın kesin nitelikte olduğu görülmekle davacı alacaklı vekilinin temyiz talebinin reddine karar verilmiş, davacı alacaklı vekili tarafından ek karar temyiz edilmiştir.
Talep, davacı alacaklının açtığı İİK 97-99. maddelerinin uygulanmasına ilişkin şikayet ile terditli olarak ileri sürdüğü istihkak iddiasının reddi istemine ilişkindir.
HMK'nin 353/(1)-a.6 maddesi gereğince verilen Bölge Adliye Mahkemesi kararı, İlk Derece Mahkemesine esası inceleme imkânı tanımak ve davanın esası hakkında karar verilmesini sağlamak amacıyla gönderme kararı niteliğinde olup, bu maddede de açıkça belirtildiği üzere bu şekilde verilen kararlar kesin nitelikte ve HMK’nin 362/(1)-g maddesi gereğince de temyiz edilemeyen kararlardan olduğu anlaşılmaktadır. Ne var ki, somut olayda Bölge Adliye Mahkemesince öncelikle davacı alacaklı tarafın şikayet talebi değerlendirilmiş, şikayet talebinin reddine karar verildiği için terditli taleple ilgili gönderme kararı verilmiştir. Davacı alacaklı vekilinin ise Bölge Adliye Mahkemesince incelenen şikayet talebi ile ilgili verilen kararı temyiz ettiği anlaşılmaktadır. Öte yandan, İİK'nin 363. maddesinin 02.03.2005 tarih ve 5311 sayılı Kanun ile değişiklik yapılmadan önceki halinde temyizi kabil kararlar sayılmış iken yapılan değişiklik sonucu istinaf yoluna tabi olmayan kararlar tahdidi olarak sayılmış, Bu durumda, istinaf sonrası düzenlemede istinaf yoluna tabi olmayan kararlar anılan maddede birer birer açıklanıp gösterilmiş olup bunların dışında kalan mahkeme kararlarına karşı istinaf yolu açık olduğu anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca, Bölge Adliye Mahkemesi hükmünün gönderme kararı kesin olmakla birlikte şikayet kararı hem nitelik hem de mahcuzların değeri itibariyle miktar olarak temyiz incelemesine tabi olduğu anlaşıldığından Bölge Adliye Mahkemesinin ek kararının kaldırılarak temyiz incelemesine geçilmiştir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararında yazılı gerekçelere göre yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 5311 Sayılı Kanun ile değişik İİK'nin 364/2. maddesi göndermesiyle uygulanması gereken HMK'nin 370. maddeleri uyarınca ONANMASINA, 59,30 TL peşin harcın onama harcına mahsubuna, 13.04.2021 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy