MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tapu İptali Ve Tescil
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, tapu iptali ve tescil davasının Hazine yönünden, pasif husumet yokluğundan reddine, diğer davalılar yönünden kabulüne karar verilmiş olup, hükmün duruşma yapılması suretiyle Yargıtayca incelenmesi davalılar vekili ve duruşma talepsiz olarak davalı Hazine vekili tarafından istenilmiştir. Dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 27.04.2021 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü temyiz eden davalılar ... ve müşterekleri vekili, Avukat ... davalı Hazine vekili Avukat ... geldiler. Karşı taraftan davacılar vekili Avukat ... geldi. Duruşmaya başlanarak temyiz isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan ve hazır bulunanların sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacılar vekili, 8844 ada 9 parsel sayılı taşınmazın 1980 tarihinden öldüğü tarihe kadar vekil edenlerinin mirasbırakanı Mehmet Darbaş tarafından zilyet edildiğini, taşınmaz maliki ölü Lütfiye'nin kim olduğunun tapu kütüğünden anlaşılamadığını, ayrıca ölümünden sonra 20 yıl geçtiğini, davacılar yararına Türk Medeni Kanunu'nun 713/2. maddesindeki kazanma koşullarının oluştuğunu belirterek, dava konusu taşınmazın tapusunun iptali ile vekil edenleri adlarına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine vekili, taşınmazın Hazine adına tescilini ve davanın reddini savunmuştur.
Davaya müdahil olan davalılar vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece ilk hükümle, davalı Hazinenin davalı sıfatı bulunmadığından Hazine yönünden husumet yokluğundan, davalı ... aleyhine açılan davada TMK'nin 713/2. maddesindeki 20 yıl önce ölmüş ibaresinin Anayasa Mahkemesince iptaline karar verildiği, davanın dayanağı olan tapuda kimin adına kayıtlı olduğu bilinmeyen veya kayıt malikleri tarafından kullanılmayan taşınmazları zilyet edenlerin senetsizden zilyetlikteki koşulları taşımaları halinde adına tescil istemesini mümkün kılan yasa hükmü ortadan kalktığından davanın esastan reddedilmesi üzerine; davacılar vekili ile davalı Hazine vekilinin temyizi sonunda, Dairenin 17.01.2012 tarihli ve 2011/6782 Esas, 2012/131 Karar sayılı ilamı ile, TMK'nin 713/2. maddesinde kazanma bakımından üç ayrı sebep gösterildiği, Anayasa Mahkemesi tarafından iptaline karar verilen sebebin “ölmüş” sözcüğüne ilişkin olduğu, diğer “maliki tapu kütüğünden anlaşılamayan” ve “gaiplik” sebepleri bakımından Anayasa Mahkemesine yapılan bir başvuru veya iptal kararı bulunmadığı, bu bakımdan mahkemenin “maliki tapu kütüğünden anlaşılamayan” sebebi bakımından da yasa hükmünün yürürlükten kalktığını kabul etmesinin doğru olmadığı, ölüm sebebi yönünden ise, Anayasa Mahkemesi iptal kararından önce, TMK'nin 713/2. maddesi bakımından kazanma süresi ve koşullarının gerçekleşmesi durumunda mülkiyetin kazanılabileceği, Mahkemenin ölüm sebebi bakımından da yasa hükmünün ortadan kalktığı gerekçesinin yerinde olmadığı, taraf teşkilinin usulüne uygun şekilde tamamlanmadığı, davacı tarafa kayıt maliki hanesinde ismi geçen Lütfiye’nin mirasçılarını gösterir Hazinenin de taraf olduğu hasımlı veraset belgesi davası açması için süre ve imkan verilmesi ve sonucunun beklenmesi gerektiği, alınacak veraset belgesi sonunda Hazinenin mirasçılık durumuna göre delillerini de değerlendirerek sonucuna göre hüküm kurulması gerektiği gerekçesi ile karar bozulmuştur. Mahkemece, bozmaya uyma kararı verilerek, yeniden yapılan yargılama neticesinde, Hazineye yönelik davanın pasif dava ehliyeti yokluğundan reddine, gerçek kişilere yönelik davanın kabulüne, 8844 ada 9 parsel sayılı taşınmazın tapusunun iptaline ve 1/3 oranındaki paylarla davacılar ..., ... ve ... adlarına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş, hüküm davalılar vekili ile davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1. Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verildiğine ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre, davalı Hazine vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Davalılar vekili ile davalı Hazine vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesinde,
Dava, kazanmayı sağlayan zilyetlik ve TMK'nin 713/2. fıkrasında yer alan “maliki tapu kütüğünden anlaşılamayan” ve “maliki 20 yıl önce ölmüş…” hukuki sebeplerine dayalı olarak TMK'nin 713/1 ve 2. fıkraları gereğince tapunun hukuki değerini yitirdiği gerekçesiyle açılan mülkiyetin aktarılmasına ilişkin tapu iptali ve tescil davasıdır.
Tüm dosya içeriği ve toplanan delillerden, dava konusu taşınmazın öncesinin 329 parsel olduğu, 02.11.1955 tarihinde yapılan kadastro çalışmalarında 308 tarihli ve 475 sıra sayılı tapu kaydı uygulanarak Mustafa Ağa kızı Lütfiye’nin mülkü iken öldüğü ve mirasçıları bilirkişiler tarafından bilinemediğinden “ölü Lütfiye mirasçıları” adına tespit edildiği, tutanağın 31.01.1956 tarihinde kesinleşerek tapuya tescil edildiği, 329 parselin 09.06.1993 tarihinde yapılan imar uygulaması sonunda 8841 ada 4, 5, 8844 ada 1, 2, 9 ve 8852 ada 3 parsellere ifraz gördüğü, dava konusu ifraz parsellerinden 8844 ada 9 parselin 09.06.1993 tarihinde ...adına tapuda kayıtlı bulunduğu anlaşılmaktadır.
TMK'nin 713/2. fıkrasındaki ölüm sebebine dayalı tapu iptali ve tescil davalarında taşınmazın 20 yıllık kazanmayı sağlayan zilyetlikle kazanılabilmesi için diğer koşulların yanında taşınmazın kayıt malikinin dava tarihinden en az 20 yıl önce ölmüş olması gereklidir. Taşınmazın kadastro çalışmaları sırasında ölmüş ancak mirasçıları tespit edilmediği için ölmüş kişinin adı belirtilerek “mirasçıları” adına tespit edildiği ve tapunun bu şekilde oluştuğu hallerde, kayıt maliki ölü olan kişi değil, mirasçılarıdır.
Somut olayda tapu kayıtlarında ve kadastro tutanağında kayıt malikinin ...olduğu açıkça yazılıdır. Buna göre bu tür taşınmazların TMK'nin 713/2. fıkrasındaki ölüm nedenine dayalı olarak zilyetlikle kazanılması mümkün olmadığından davanın reddi yerine yazılı şekilde hüküm kurulması doğru değildir.
TMK'nin 713/2. maddesinde belirtilen “maliki tapu kütüğünden anlaşılamayan” hukuki sebebine dayalı tapu iptali ve tescil isteği yönünden;
Kural olarak, tapulu bir taşınmazın veya tapuda kayıtlı bir payın kazandırıcı zamanaşımı ve zilyetlik yoluyla edinilmesi mümkün değildir. Ancak, kanunun açıkça izin verdiği ve düzenlediği ayrık durumlarda tapulu bir yerin veya tapuda kayıtlı bir payın koşulları oluştuğu takdirde kazandırıcı zamanaşımı ve zilyetlik yoluyla edinilmesi mümkün olabilir. Kanunun açıkça izin verdiği hallerden biri de TMK'nin 713/2. maddesindeki düzenlemelerdir. Anılan maddede, “aynı koşullar altında, maliki tapu kütüğünden anlaşılmayan veya yirmi yıl önce ölmüş ya da hakkında gaiplik kararı verilmiş bir kimse adına kayıtlı bulunan taşınmazın tamamının veya bölünmesinde sakınca olmayan bir parçasının zilyedi de, o taşınmazın tamamı, bir parçası veya bir payı üzerindeki mülkiyet hakkının tapu kütüğüne tesciline karar verilmesini isteyebilir” hükmüne yer verilmiştir.
Kanun'un açık hükmü dikkate alındığında tapu sicilinden malikin kim olduğunun anlaşılamaması hali; taşınmaz malın sahibinin kim olduğunun bilinmesine yarayacak, kimliğini ortaya koyacak gerekli bilgi ve belgelerin tapu sicilinden (kütüğünden) çıkarılmasının imkansız olmasıdır. (Yargıtay HGK'nin 10.04.1991 tarihli ve 1991/8-51 Esas, 194 Karar ile 15.04.2011 tarihli ve 2011/8-111 Esas, 2011/180 Karar sayılı ilamları). Genel olarak, gerekli dikkati gösteren herkesin kayıtlarda malikin kim olduğunu anlayamayacağı hallerde tapu sicilinde yazılı olan malikin bilinmediğinin kabulü gerekir. Ayrıca tapu kütüğünde malik sütununun boş bırakılması, silinmesi ve yeniden yazılmaması, soyut ve nam-ı mevhum adına (mevcut olmayan hayali kişi) yazılması, hiç yaşamamış ve kaydının herhangi bir yerde bulunmamış olması, malik adının müphem, yetersiz ve soyut gösterilmiş olması gibi durumlarda malikin kim olduğunun anlaşılamadığı kabul edilir. Başka bir anlatımla, tapu kütüğünden kim olduğu anlaşılamayan malik, tanınmayan, hatırlanmayan, adresi tespit edilemeyen, kendilerine tebligat yapılamayan, mirasçıları belirlenemeyen, uzun yıllar önce ölmüş ya da taşınmış bir şahıs değildir. Özetle; kayıt malikinin mirasçılarının belirlenememesi, kimliğine ait bilgilerin elde edilememesi, adresinin saptanamaması gibi hususlar o kişinin tapu kütüğünden maliki bilinmeyen kişi olarak nitelendirilmesini gerektirmez. Bununla kanun koyucu tarafından tapu kütüğünün incelenmesinden anlaşılamayan, kim olduğu belirlenemeyen hayali kişiler amaçlanmıştır.
Dosya içerisindeki bilgi ve belgelerden; öncesi 329 parsel sayılı olan dava konusu 8844 ada 9 parsel sayılı taşınmaza ilişkin tapu kaydı ve tapulama tutanağının incelenmesinde, 02.11.1955 tarihinde yapılan kadastro çalışmalarında 308 tarihli ve 475 sıra sayılı tapu kaydı uygulanarak ...’nin mülkü olduğunun belirtildiği, 475 sıra nolu tapu kaydında, malikinin ....kızı Latife olduğunun belirtildiği anlaşılmaktadır. Şu halde, tapu kaydı ve tapulama tutanağındaki açıklamalara göre kayıt malikinin kim olduğuna yarar bilgilerin tapu kütüğünde mevcut olduğu, kanun anlamında tanınan ve bilinen kişi olup, maddede yazılı koşulların gerçekleştiğini kabule olanak bulunmamaktadır.
Açıklanan tüm bu hususlar düşünülmeden, yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde, davanın kabulüne karar verilmiş olması, yanlış olup, hükmün bu nedenlerle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Davalı Hazine vekili ile davalılar vekilinin temyiz itirazları yukarıda (2) nolu bentte açıklanan nedenle yerinde olduğundan kabulüyle, usul ve yasaya uygun bulunmayan hükmün 6100 sayılı HMK'nin Geçici 3.maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, davalı Hazine vekilinin sair temyiz itirazlarının (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle reddine, Yargıtay duruşmasının yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri uyarınca 3.050,00 TL avukatlık ücretinin davacılardan alınarak Yargıtay duruşmasında avukat marifetiyle temsil olunan davalı gerçek kişiler ile davalı Hazine'ye verilmesine, taraflarca HUMK'un 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve peşin harcın istek halinde davalı ... ve müşterekleri ile davalı ...'a iadesine, 27.04.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.