MAHKEMESİ:Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davacının davasının reddine, müdahillerin davasının kısmen kabulüne karar verilmiş olup, hükmün davacı ... ve arkadaşları vekili ile davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Mahkemenin verdiği önceki karar Yargıtay tarafından bozulmuş olup, bozma ilamında özetle; “Davaya katılan ... ve paydaşlarının, tapu kaydına dayanarak, dava konusu parselin bir bölümünü ve dava dışı 195 parselin bir kısmını kapsadığı iddiasıyla Asliye Hukuk Mahkemesinde 1978/226 Esas ile açmış oldukları dava ile ... adına tespit edilen 195 parsel sayılı taşınmaz hakkında 1974/150 Esas sayılı ile Tapulama Mahkemesinde açılan davanın birleştirilmesine karar verildiği, ancak bahse konu davanın görev yönünden reddedildiği, bunun üzerine davanın katılanlarının Çeşme Asliye Hukuk Mahkmesinde Hazine aleyhine tapu iptal ve tescil davası açtıkları, tapulamayla ilgili işlemlerin ve görevsizlik kararının kesinleşmesinden sonra Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan bu davaya Kadastro Mahkemesinde bakılamayacağı ve bu dava dosyasıyla Kadastro Mahkemesindeki davanın birleştirilmesine karar verilemeyeceği, 195 parsel sayılı taşınmaz hakkında Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan davanın o mahkemede bakılıp karara bağlanılmasının zorunlu olduğu açılanarak, 195 parsel hakkında hüküm kurulmasının isabetsizliğine ve 196 parsel sayılı taşınmaza yönelik olarak ta, dayanılan tapu kaydının yöreyi iyi bilen yerel bilirkişi marifeti ile uygulanması için yeniden keşif yapılması ve sonucuna göre karar verilmesi gereğine" değinilmiştir.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, davacı ...’in davasının reddine, müdahil Mehmet Özsoy ve arkadaşlarının davasının kısmen kabulü ile çekişmeli 196 (yeni 245 ada 9) parselin teknik bilirkişilerin 01.03.2017 tarihleri raporları eki kroki 4 de, (A) harfi ile gösterilen kısmın 18.185,46 metrekare yüzölçümü ve tarla vasfı ile 196 (yeni 245 ada 9) parsel numarası ile ... (...) mirasçıları ... ve müşterekleri adına tapuya kayıt ve tesciline, aynı raporda (B) harfi ile gösterilen kısmın 10.460,80 metrekare yüzölçümü ve ham toprak vasfı ile köyün son parsel numarası verilerek davalı Hazine adın tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine vekili ve davacı ...,...ve arkadaşları vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1. Davacı ... ve arkadaşları vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde; dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına ve uyulan bozma ilâmında açıklandığı üzere işlem yapılıp sonucu dairesinde hüküm tesis edildiğine göre, davacı ... ve arkadaşları vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; Mahkemece, çekişmeli taşınmazın, fen bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen kısmının müdahillerin dayandıkları tapu kaydı kapsamında kaldığı, (B) harfi ile gösterilen kısmının üzerinde ise şahıslar lehine zilyetlikle iktisap koşullarının oluşmadığı kabul edilmek suretiyle yazılı şekilde karar verilmiş ise de, varılan bu sonuç dosya kapsamına uygun düşmemektedir.
Şöyle ki; çekişmeli taşınmaz, paylaşma ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle ölü olduğu belirtilmek suretiyle ... Dolma adına tespit edildikten sonra, bilahare komisyon kararıyla, taşınmaz üzerinde zilyetlikle iktisap koşullarının tespit maliki lehine oluşmadığı kabul edilerek, taşınmazın Hazine adına tesciline karar verilmiştir. Davacı ..., taşınmazın tespit maliki olan ... Dolma'dan mirasçılarına kaldığı ve mirasçıların zilyetliğinde bulunduğu iddiasına dayanmış; müdahil ... ve arkadaşları ise, çekişmeli taşınmaz ile çekişmeli taşınmaza bitişik olan ancak eldeki davadan tefrik edilen dava dışı 195 parsel sayılı taşınmazların bütün halde T.evvel 1318 tarih ve 1 sıra numaralı tapu kaydı kapsamında kaldığı iddiasında bulunmuş; davalı Hazine de, müdahillerin dayandığı tapu kaydının taşınmazı kapsamadığını ve taşınmaz üzerinde şahıslar lehine zilyetlikle iktisap koşullarının oluşmadığını savunmuştur.
Müdahil tarafın dayandığı T.evvel 1318 tarih ve 1 sıra numaralı tapu kaydının hudutları "Kuzeyi; Koçoğlu Karamehmet Bağları, Doğusu; Kul oğlu ... veresesi, Güneyi; Molla ... veresesi, Batısı; Tarikihas" olup, mahallinde yapılan keşifte, tapu kayıdının hudutları keşiftekilere ayrı ayrı okunmuş ise de taşınmazın güneyinde şahıs parseli bulunmadığı gibi güney hududunun uçurum olduğu belirtilmiş, batısında olduğu iddia olunan yol hududunun ise zeminde bulunmadığı ifade edilmiştir. Tapu kaydının doğusunda olduğu belirtilen Kuloğlu ... parselinin komşu 570 parsel olduğu belirtilmiş ise de, 196 parselin, doğusunda kalan 195 parselden sonra gelen 570 parsel sayılı taşınmazın tespitine esas alınan tapu kaydının kapsamında kalmadığı kabul edilerek hükmen Hazine adına tescil edildiği, kuzeyde bulunduğu belirtilen Koçoğlu Kara Mehmet Bağları hududu ise zeminde gösterilemediği gibi, komşu parsellere ilişkin kayıtlarında dava konusu taşınmaz yönünü dayanılan tapu kaydı malikini okumadığı anlaşılmıştır. Bu haliyle, anılan tapu kaydının çekişmeli taşınmazı kapsamadığı anlaşıldığından, taraflar arasındaki uyuşmazlığın zilyetlik hükümlerine göre çözümlenmesi gerekmektedir.
Mahkemece alınan ziraat bilirkişi raporunda, taşınmaz üzerinde en az 25-30 seneden fazla bir süredir tarım yapılmadığı, taşınmazın çevresindeki parseller ile belirgin sınırın bulunmadığı belirtilmiş olup, rapora ekli fotoğraflardan da taşınmazda ekonomik amaca uygun kullanım bulunmadığı görüldüğü gibi, davacı ve müdahil tarafından tespit tarihine kadar taşınmaz üzerinde ekonomik amaca uygun aralıksız zilyetliklerinin bulunduğu hususuda ispat edilememiştir.
Hal böyle olunca; Mahkemece, davanın reddine karar verilmesi gerekirken, delillerin değerlendirilmesinde hataya düşülerek yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olup bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davacı ... ve arkadaşları vekilinin temyiz itirazlarının reddine; (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK'nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla HUMK'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 31.40 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 49.30 TL'nin temyiz eden davacı ... ve arkadaşlarından alınmasına, 13.09.2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.