MAHKEMESİ:Kadastro Mahkemesi
KARAR: Davanın reddi
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen karar, yapılan temyiz incelemesi sonunda Yargıtay 7. Hukuk Dairesince bozulmuştur.
İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı, davacılar ..., ..., ..., ..., ..., ..., asli müdahil Vakıflar Genel Müdürlüğüne izafeten Ankara Bölge Müdürlüğü vekili ve davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro sırasında, Ankara ili Ayaş ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında bulunan 113 ada 2, 8, 11, 12, 15, 16, 140 ada 4 ve 5 parsel sayılı sırasıyla 3289127, 66632, 16766, 21787, 23791, 8417, 47559, 61634 (gerçekte 31634) metrekare yüzölçümündeki taşınmazlardan, 113 ada 2 parsel mera vasfıyla ... adına, 113 ada 8, 11, 15, 16 ve 140 ada 4 parseller devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olduklarından bahisle tarla vasfıyla Hazine adına, 113 ada 12 parsel tapu kaydına ve miras yoluyla gelen hakka dayalı olarak 1/4'er hisseyle Tahir Telli, Sebahattin Telli, ... ve ... adına, 140 ada 5 parsel tapu kaydına dayalı olarak Mesude Gülgen adına tespit edildikten sonra davacıların bu parseller hakkındaki kadastro tespitlerine yönelik itirazları Kadastro Komisyonunca reddedilmiş ve eldeki davanın yargılaması sırasında 113 ada 8 parselin ifrazıyla 113 ada 18, 19 (pilon yeri) ve 20 parseller oluşmuş, 140 ada 5 parsel 23.02.1965 tarihinde hükmen ... adına tescil edilmiş ve 23.02.1967 tarihinde kayden satış işlemi ile Hazineye intikal etmiştir.
Davacı ... ve arkadaşları vekili dava dilekçeleri ile; Ankara ili Ayaş ilçesi ... Mahallesi 113 ada 2, 8, 10, 11,12, 13, 15, 16, 17, 140 ada 4 ve 5 parsel sayılı taşınmazlar hakkında Şubat 330 tarih 27 numaralı tapu kaydı, miras yoluyla gelen hak ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak; (temyize konu olmayan) davacı ... vekili ise dava dilekçesi ile, aynı taşınmazlar hakkında tapu kaydına, miras yoluyla gelen hakka ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak ayrı ayrı dava açmışlar ve davaların birleştirilmesi suretiyle yapılan yargılama sırasında Vakıflar Genel Müdürlüğüne izafeten Ankara Bölge Müdürlüğü vekili, dava konusu taşınmazların II. ... ... Vakfına ait vakfiye kapsamında kaldığı iddiasıyla davaya katılmıştır.
İlk Derece Mahkemesinin verdiği önceki karar, Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 20.02.2009 tarihli ve 2008/828 Esas, 2009/597 Karar sayılı kararıyla bozulmuş olup, bozma ilamında özetle; "Mahkemece bozma kararına uyulduğu halde sadece dayanılan vakfiye üzerinde araştırma ve inceleme yapılmasının ve hükkmüne uyulan bozma kararı gerekleri tam olarak yerine getirilmeden yazılı şekilde hüküm kurulmasının isabetsizliğine ..." değinilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; "... Komisyonun Temmuz 1961 tarihli ek karar beyannamesinde, davacıların feragat ettikleri 113 ada 10 nolu parselin şubat 1330 tarih 27 numaralı tapu kaydı hudutları içesinde kaldığından bahisle 75 dönüm miktarı ile çayır olarak 13/14 hissesi ... ve 1/14 hissesi İslam mirasçıları adına tespitin yapılarak tapuya tescilinin sağlandığı, yine bahsi geçen ek kararda ... mirasçılarının 1956 yılının Temmuz ayında Kolak Ahmet mirasçılarından satın aldıkları senetsizden tespit edilen 113 ada 9 parselin bulunduğunun belirtildiği, bahsi geçen 113 ada 9 ve 10 parsel tutanaklarına Ayaş Hükümet Konağının 1972 yılında yanması sebebiyle ulaşılamamış ise de, bu yerlerin ek kararda belirtildiği şekilde tapuya tescil edildikleri anlaşıldığından tespitlerinin bu şekilde yapıldığı kabul edilerek davacıların dayandıkları tapu kaydının miktarınca yeri ayrıca 100 dönümden fazla miktardaki yeri de senetsizden adlarına tespit ve tescil ettirdikleri, aynı bölgede daha fazla taşınmaz edinemeyeceklerinden davalarının reddi gerektiği; Vakıflar Genel Müdürlüğünün dava konusu taşınmazların vakıf arazisi vasfında olduğuna ilişkin talebi yönünden ise; ... Vakfına ait 901 tarihli vakfiyenin mahkemenin 2012/38 esas sayılı dosyasında tercümesi yaptırılarak, 03/04/2013 tarihindeki keşifte adı geçen yerlerin bilirkişilerce zeminde gösterildiği ve sunulan bilirkişi raporunda, vakfiyede ismi zikredilen ... Köyünün (...) sınırlarının davalı 113 ada 2 parselin 187143,37 metrekaresini içine aldığı ve vakfiyede zikredilen diğer yerlerin davalı olan parsellerle ilgisi olmadığının belirtildiği, buna göre mahkemece ... yönünden davanın kısmen kabul kısmen reddine karar verilmesi gerekirken 113 ada 2 parsel yönünden de sehven Vakıflar Genel Müdürlüğünün davasının reddine karar verildiği ..." gerekçesiyle davacıların 113 ada 2, 8, 11, 12, 15, 16 parsel sayılı taşınmazlar hakkındaki davalarının reddine, 113 ada 10, 13, 17, 140 ada 4 ve 5 parsel sayılı taşınmazlar hakkındaki davalarının feragat nedeniyle reddine, asli müdahil Vakıf İdaresinin davasının reddine, 113 ada 10 (yeni 141 ada 11), 113 ada 13 (yeni 141 ada 8), 113 ada 17 (yeni 141 ada 18) ve 140 ada 5 (yeni 142 ada 4) parsel sayılı taşınmazların tespiti kesinleşerek tapuya tescil edildikleri anlaşıldığından bu parseller hakkında yeniden hüküm kurulmasına yer olmadığına, 140 ada 4 (yeni 142 ada 6) parsel sayılı taşınmazın 49081.53 metrekare yüzölçümü ile Hazine adına tesciline, 113 ada 2 (yeni 141 ada 2) parsel sayılı taşınmazın 05.07.1961 tarihli komisyon kararı gibi ... adına 3641841.47 metrekare yüzölçümü ile tesciline, 113 ada 8 (113 ada 18, 19) (yeni 141 ada 14, 15) (kamulaştırılan pilon yer) parsel sayılı taşınmazların Hazine adına tespitine, 113 ada 8 (113 ada 20) (yeni 141 ada 13) parsel sayılı taşınmazın 66414.52 metrekare yüzölçümü ile Hazine adına tesciline, 113 ada 11 (yeni 141 ada 10), 113 ada 15 (yeni 141 ada 16) ve 113 ada 16 (yeni 141 ada 3) parsel sayılı taşınmazların sırasıyla 16678.47 metrekare, 24883.13 metrekare, 8346.26 metrekare yüzölçümü ile Hazine adına tesciline, 113 ada 12 (yeni 141 ada 9) parsel sayılı taşınmazın 21621.05 metrekare yüzölçümü ile 1/4 hissesinin ..., 1/4 hissesinin ..., 1/4 hissesinin ..., 1/4 hissesinin ... adlarına tesciline karar verilmiş; davacılar ..., ..., ..., ..., ..., ..., asli müdahil Vakıflar Genel Müdürlüğüne izafeten Ankara Bölge Müdürlüğü vekili ve davalı Hazine vekili tarafından temyiz isteminde bulunulmuştur.
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) Geçici 3 üncü maddesi uyarınca karar tarihinde yürürlükte bulunan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 432/1 inci maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesince verilen kararlara karşı tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde temyiz yoluna başvurulabilir. Temyiz dilekçesinin süresinden sonra verilmesi hâlinde anılan Kanun’un 432/4 maddesi ve 01.06.1990 tarihli ve 3/4 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı gereğince temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.
İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen kararın, davalı Hazine vekiline 13.02.2022 tarihinde tebliğ edildiği ve davalı Hazine vekili tarafından temyiz dilekçesinin ise UYAP üzerinden 15.03.2022 tarihinde yasal süre geçirildikten sonra verildiği anlaşıldığından, davalı Hazine vekilinin temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekmiştir.
2. Dava konusu 113 ada 8 (ifrazen 113 ada 18, 19, 20, sırasıyla yeni 141 ada 15, 14, 13), 113 ada 11 (yeni 141 ada 10), 113 ada 12 (yeni 141 ada 9), 113 ada 15 (yeni 141 ada 16), 113 ada 16 (yeni 141 ada 3) parsel sayılı taşınmazlara ilişkin hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, hükmüne uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, davacılar yönünden zilyetlikle edinme koşullarının oluştuğu kanıtlanamadığına, bozma ilamına uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Kanun'un Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup, davacılar ..., ..., ..., ..., ..., ... ve asli müdahil Vakıflar Genel Müdürlüğüne izafeten Ankara Bölge Müdürlüğü vekilinin temyiz dilekçelerinde ileri sürdükleri nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
3. Dava konusu 113 ada 10 (yeni 141 ada 11), 113 ada 13 (yeni 141 ada 8), 113 ada 17 (yeni 141 ada 18), 140 ada 4 (yeni 142 ada 6) ve 140 ada 5 (yeni 142 ada 4) parsel sayılı taşınmazlar hakkındaki hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
a. Davacılar ..., ..., ..., ..., ... ve ... temyiz itirazları yönünden; Ayaş Asliye Hukuk Mahkemesinin (Kadastro Mahkemesi sıfatıyla) 24.01.1995 tarihli ve 1992/6 Esas, 1995/40 Karar sayılı kararıyla, davacıların 113 ada 10, 13, 17, 140 ada 4 ve 5 parsel sayılı taşınmazlar hakkındaki davasının feragat nedeniyle reddine karar verildiği ve bu kararın davacılar tarafından temyiz edilmediği, aynı yönde verilen temyiz istemine konu hükümle aleyhlerine yeni bir hukuki durum yaratılmadığı anlaşıldığından, davacılar ..., ..., ..., ..., ... ve ...'ün temyiz dilekçelerinin reddine karar vermek gerekmiştir.
b. Asli Müdahil Vakıf İdaresi vekilinin temyiz itirazları yönünden; Ayaş Asliye Hukuk Mahkemesinin (Kadastro Mahkemesi sıfatıyla) 24.01.1995 tarihli ve 1992/6 Esas, 1995/40 Karar sayılı kararıyla, dava konusu 113 ada 10, 13, 17, 140 ada 4 ve 5 parsel sayılı taşınmazlar hakkında davacı ... ve arkadaşlarının davasının feragat nedeniyle reddine, birleşen dosya davacısı ... ...'in açtığı davanın da reddine karar verildiği ve bu kararın davacılar tarafından temyiz edilmediği, dolayısıyla bu parseller yönünden verilen hükmün kesinleştiği, Vakıflar Genel Müdürlüğüne izafeten Ankara Bölge Müdürlüğü vekilinin ise 24.11.1999 tarihli dilekçesi ile dava konusu taşınmazların II. ... ... Vakfına ait vakfiye kapsamında kaldığı iddiasıyla davaya katıldığı anlaşılmaktadır.
Bu itibarla; asli müdahil Vakıf İdaresinin, davaya konu taşınmazlar hakkında davacılar tarafından açılan davada verilen davanın reddine ilişkin kararın kesinleşmesinden sonra davaya katıldığı, bu durum karşısında asli müdahil Vakıf İdaresinin davasını inceleme görevi Asliye Hukuk Mahkemesine ait olacağından, Kadastro Mahkemesince görevsizlik kararı verilmesi gerekirken işin esasına girilerek davanın reddine karar verilmiş olması isabetsiz olup, hükmün bu nedenle bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
4. Dava konusu 113 ada 2 (yeni 141 ada 2) parsel sayılı taşınmaza ilişkin hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine gelince;
a. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, hükmüne uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, davacılar yönünden zilyetlikle edinme koşullarının oluştuğu kanıtlanamadığına, bozma ilamına uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Kanun'un Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında davacılar ..., ..., ..., ..., ... ve ...'ün temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
b. Asli müdahil Vakıf İdaresi vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde; İlk Derece Mahkemesince, II. ... Vakfına ait 901 tarihli vakfiyenin mahkemenin 2012/38 Esas sayılı dosyasında tercümesinin yaptırılarak, 03.04.2013 tarihindeki keşifte adı geçen yerlerin bilirkişilerce zeminde gösterildiği ve sunulan bilirkişi raporunda, vakfiyede ismi zikredilen ... köyünün (...) sınırlarının davalı 113 ada 2 parselin 187143,37 metrekaresini içine aldığı gerekçesiyle ... yönünden davanın kısmen kabul kısmen reddine karar verilmesi gerekirken 113 ada 2 parsel yönünden de sehven Vakıflar Genel Müdürlüğünün davasının reddine karar verildiği belirtilerek, asli müdahil Vakıf İdaresinin davasının reddine, 113 ada 2 (yeni 141 ada 2) parsel sayılı taşınmazın 05.07.1961 tarihli komisyon kararı gibi ... adına tesciline karar verilmiş ise de, verilen bu karar usul ve kanuna uygun bulunmamaktadır.
İlk Derece Mahkemesince, son celse kısa kararda ve gerekçeli kararın hüküm fıkrasında, asli müdahil Vakıf İdaresinin davasının reddi ile çekişmeli 113 ada 2 parsel sayılı taşınmazın 05.07.1961 tarihli komisyon kararı gibi ... adına tesciline karar verildiği halde, gerekçede, 113 ada 2 parselin 187.143,37 metrekaresinin vakfiye kapsamında kaldığından bahisle asli müdahil Vakıf İdaresinin davasının kısmen kabulüne karar verilmesi gerektiği belirtilmek suretiyle, kısa karar ve gerekçeli kararın hüküm fıkrası ile gerekçe arasında çelişki yaratılmıştır.
6100 sayılı Kanun'un 298/2 maddesinde, “Gerekçeli karar, tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamaz.” hükmüne yer verilmiş olup, İlk Derece Mahkemesince bu hükme riayet edilmeden kısa karar ve gerekçeli kararın hüküm fıkrası ile gerekçe arasında çelişki yaratacak şekilde karar verilmesi doğru bulunmadığından, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan sebeplerle, davalı Hazine vekilinin temyiz dilekçesinin REDDİNE,
Davacılar ..., ..., ..., ..., ..., ... ve asli müdahil Vakıflar Genel Müdürlüğüne izafeten Ankara Bölge Müdürlüğü vekilinin temyiz itirazlarının, yukarıda (2) numaralı bentte açıklanan sebeplerle reddi ile İlk Derece Mahkemesi kararının, dava konusu 113 ada 8 (ifrazen 113 ada 18, 19, 20, sırasıyla yeni 141 ada 15, 14, 13), 113 ada 11 (yeni 141 ada 10), 113 ada 12 (yeni 141 ada 9), 113 ada 15 (yeni 141 ada 16), 113 ada 16 (yeni 141 ada 3) parsel sayılı taşınmazlar yönünden ONANMASINA,
Yukarıda (3a) nolu bentte açıklanan sebeplerle, davacılar ..., ..., ..., ..., ... ve ...'ün dava konusu 113 ada 10 (yeni 141 ada 11), 113 ada 13 (yeni 141 ada 8), 113 ada 17 (yeni 141 ada 18), 140 ada 4 (yeni 142 ada 6) ve 140 ada 5 (yeni 142 ada 4) parsel sayılı taşınmazlara ilişkin hükme yönelik temyiz taleplerinin REDDİNE
Asli müdahil Vakıflar Genel Müdürlüğüne izafeten Ankara Bölge Müdürlüğü vekilinin, dava konusu 113 ada 10 (yeni 141 ada 11), 113 ada 13 (yeni 141 ada 8), 113 ada 17 (yeni 141 ada 18), 140 ada 4 (yeni 142 ada 6) ve 140 ada 5 (yeni 142 ada 4) parsel sayılı taşınmazlar hakkındaki hükme yönelik temyiz itirazlarının yukarıda (3b) nolu bentte açıklanan nedenlerle kabulü ile 6100 sayılı Kanun'un Geçici 3 üncü maddesi yollaması ile 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının bu parseller yönünden BOZULMASINA,
Davacılar ..., ..., ..., ..., ... ve ...'ün, dava konusu 113 ada 2 (yeni 141 ada 2) parsel sayılı taşınmaz hakkındaki hükme yönelik temyiz itirazlarının yukarıda (4a) nolu bentte açıklanan sebeplerle REDDİNE,
Asli müdahil Vakıflar Genel Müdürlüğüne izafeten Ankara Bölge Müdürlüğü vekilinin, dava konusu 113 ada 2 (yeni 141 ada 2) parsel sayılı taşınmaz hakkındaki hükme yönelik temyiz itirazlarının yukarıda (4b) nolu bentte açıklanan sebeplerle kabulü ile 6100 sayılı Kanun'un Geçici 3 üncü maddesi yollaması ile 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının bu parsel yönünden BOZULMASINA ve bozma nedenine göre sair hususların şimdilik incelenmesine yer olmadığına,
İstek halinde peşin harcın temyiz edenlere ayrı ayrı iadesine,
1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
22.01.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.