MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
SAYISI : 2013/198 E., 2022/68 K.
Taraflar arasında görülen kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince verilen karar, temyiz incelemesi sonunda Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince bozulmuştur.
İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; gerçek kişiler tarafından açılan davanın reddine, asli müdahil Orman İdaresi tarafından açılan davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davacılar ..., ..., asli müdahil Orman İdaresi vekili, bir kısım davacı ve müdahiller vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro sırasında, .... köyü çalışma alanında bulunan 4 28... , 39, 40, 41... parsel sayılı sırasıyla 1.267 m², 5.781 m², 5.119 m², 21.951 m² ve 32.970 m² yüzölçümündeki taşınmazlar, ham toprak niteliğiyle Hazine adına tespit edilmiş; ....köyü 4 28... parsel saylı 84 hektar 1.164 m² ve .... köyü çalışma alanında bulunan 1 07... parsel sayılı 149 hektar 1.281 m² yüzölçümündeki taşınmazlar ise orta malı mera niteliğiyle sınırlandırılmıştır.
Davacılar ... ve ....; 4 28... , 39, 40, 41... sayılı parsellerin Nisan 1289 tarihli ve 72 sıra numaralı sicilden gelen, Ocak 1956 tarihli ve 14 ve Şubat 1956 tarihli ve 7 sıra numaralı tapu kaydı kapsamında kaldığını belirterek, adlarına tapuya tescilini; davacılar.... ve ..., 1288 Y. Tarihli ve 870, 871 ilâ 879 sıra numaralı sicillerden gelen K. evvel 1930 tarihli ve 6 ilâ 11 sıra numaralı tapu kayıtlarına dayanarak, 4 28... , 39, 40, 41... sayılı parseller ile bu parsellerin batısında kalan ve parsel numarası belli olmayan alanın kendilerine ait olduğunu belirterek, adlarına tescilini; davacılar ..., ..., ..., ... ve ... ise 28.09.2009 tarihli dilekçeyle; 1 07... sayılı parselin Ağustos 1930 tarihli ve 2 numaralı sicilden gelen Şubat 1974 tarihli ve 2 sıra numaralı tapu kaydı kapsamında kalan bölümünün adlarına tescilini; .... ... Köyü Tüzel Kişiliği, 4 28... sayılı parsel sayısı ile tutanağı düzenlenen taşınmazın kendi köylerinin de kullanımında olduğu iddiasıyla adına tescili istemiyle dava açmışlar; davalar birleştirildikten sonra Orman İdaresi, parsellerin tamamının orman sayılan yerlerden olduğu iddiasıyla, orman olarak tescili istemiyle davaya katılmıştır.
İlk Derece Mahkemesinin Orman İdaresinin davasının kabulüne, diğer davaların reddine, dava konusu .... köyü 4 28... , 39, 40, 41, 42... sayılı parsellerin ve .... köyü 1 07... sayılı parselin tespitlerinin iptali ile orman niteliğiyle Hazine adına tapuya tesciline ilişkin kararı, davacılar ..., ..., ..., ... ve ... tarafından dava konusu .... köyü 1 07... sayılı parselin içinde kalan dava konusu bölümler yönünden;.... ve .... tarafından, 4 28... ilâ 4 parsellere; ....Köyü Tüzel Kişiliği tarafından da 4 28... sayılı parsele yönelik olarak temyiz edilmekle, Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 03.10.2012 tarihli ve 2012/8347 Esas, 2012/11172 Karar sayılı ilamı ile 4 28... , 41... sayılı parsellerin tamamı ve 43 sayılı parselin (A) ve (B) bölümlerine ilişkin hüküm onanmış, 4 28... sayılı parselin (C), (D) ve (E) harfleri ile gösterilen bölümleri ile 1 07... sayılı parsele ilişkin hüküm ise, dayanılan tapu kayıtlarının yöntemince uygulanması ve kapsamının belirlenmesi, tapu kaydı kapsamındaki yerlerin orman içi açıklığı olamayacağının düşünülmesi gereğine değinilerek bozulmuş, davacı ... 'un karar düzeltme dilekçesi ile dava konusu 4 28... ve 39 sayılı parsellerle ilgili Yargıtay tarafından inceleme yapılmadığı, bu parsellere ilişkin kararı da temyiz ettikleri, temyiz nedenleri dikkate alınarak bu parsellere ilişkin hükmün de bozulmasını; ayrıca, dava ettikleri diğer parsellere ilişkin onama kararının kaldırılarak İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 07.05.2013 tarihli ve 2013/349 Esas, 2013/5206 Karar sayılı kararı ile 03.10.2012 tarihli ve 2012/8347 Esas, 2012/11172 sayılı onama-bozma kararının kaldırılarak, dava konusu .... köyü 4 28... , 39, 40, 41, 42... parseller ile .... köyü 1 07... sayılı parsele ilişkin İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 07.05.2013 tarihli ve 2013/349 Esas, 2013/5206 Karar sayılı ilamında özetle; "Dairece 4 28... ve 39 sayılı parsellerle ilgili inceleme yapılmadığı ve karar verilmediği, bu nedenle Daire kararının yerinde olmadığı, diğer taraftan, İlk Derece Mahkemesince eski tarihli memleket haritası, hava fotoğrafları ve amenajman planı ile tapu kayıtlarının uygulanmasına dayalı araştırma, inceleme ve keşif sonucu düzenlenen uzman bilirkişi raporları uyarınca yazılı olduğu şekilde karar verilmişse de, davacıların dayandıkları tapu kayıtlarının, tüm tesis ve tedavülleri ile uygulanmadığı; tapu kayıtlarının kapsamının yöntemince belirlenmediği, eski tarihli haritalarda orman olarak nitelendirildiği bildirilen 40, 41... sayılı parseller ile 43 sayılı parselin (A) ve (B) bölümünün çevresinin eski tarihli haritalarda açık alan olduğu, bu parseller memleket haritasında yeşil renkle boyanmışsa da üzerinde ağaç sembolü bulunmadığı da dikkate alınarak, 6831 sayılı Orman Kanunu'nun (1-G) ve (1-F) maddelerinin uygulanma olanağı bulunup bulunmadığının üzerinde durulmadığı; memleket haritasında beyaza boyanarak ormansız alan olarak nitelendirilen 43 sayılı parselin (C), (D) ve (E) bölümlerinin ise, orman içi açıklığı olduğu kabul edilmiş; dayanılan tapu kayıtlarının bu bölümleri kapsadığının belirlenmesi halinde, tapu kaydı bulunduğuna göre orman içi açıklığı olarak kabul edilemeyeceğinin gözetilmediği, mera ve yayla araştırmasının yöntemince yapılmadığı açıklanarak, İlk Derece Mahkemesince, davacıların dayandıkları dayanak tapu kaydının ilk oluşumundan itibaren cins ve miktar değişikliklerini evrakı müsbitesi ile birlikte içeren tüm tedavülleri ve var ise dayanak tapu kaydının revizyon gördüğü tüm parsel tutanakları, komşu parsel tutanak ve dayanakları, en eskisinden en yenisine kadar memleket haritaları, hava fotoğrafları ve varsa amenajman planları, var ise dava konusu parsellerin bulunduğu yerlere ilişkin mera ve yayla nitelikli vergi ve tapu kayıtları ile mera teknik ekibi çalışmaları ve kararları ilgili yerlerden getirtilip, önceki bilirkişiler dışında halen Çevre ve Orman Bakanlığı (Orman ve Su İşleri Bakanlığı) ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman yüksek mühendisleri arasından seçilecek üç uzman orman mühendisi, bir ziraat mühendisi ve bir harita mühendisi veya olmadığı takdirde bir tapu fen bilirkişisinden oluşacak bilirkişi kurulu aracılığıyla yeniden yapılacak inceleme ve keşifte, dava konusu taşınmazların öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiğinin belirlenmesi, 3116, 47 85... sayılı Kanunlar karşısındaki durumlarının saptanması; dava konusu taşınmazların üzerlerindeki bitki örtüsü ve muhdesat ile ağaçların cinsi, yaşı ve sayısı, kapalılık ve hakim ağaç türü, toprak yapısı ve çevresinin incelenmesi, dayanak tapu kayıtlarının, yeterince yaşlı yerel bilirkişi ve harita mühendisi bilirkişi vasıtasıyla yöntemince zemine uygulanması, tapu kayıtlarının asıl kapsamı orman değilse, kayıt fazlasının nereden kaynaklandığının, asıl taşınmazın kapsamının, orman veya ormandan açma değilse, miktar fazlasının sınırda bulunan eylemli ormandan açma yapılarak kazanılıp kazanılmadığının, kayıt miktar fazlası bölümler ya da tapu kaydı kapsamında kalmayan ve dava edilen bölümlerin zilyetlikle edinilecek yerlerden olup olmadığının araştırılması. komşu köylerden yöreyi bilen yerel bilirkişiler vasıtasıyla .... köyü 4 28... sayılı parsel ile .... Köyü 1 07... sayılı parselin mera ya da yayla olup olmadığı, mera ya da yayla kaydı bulunup bulunmadığı ya da mera veya yayla olarak kadim kullanım bulunup bulunmadığı konusunda beyanlarına başvurulması, tarım uzmanı bilirkişi olarak ziraat mühendisine inceleme yaptırılıp, mera ya da yayla olup olmadığı, zilyetlikle kazanılabilecek kültür arazisi olup olmadığının belirlenmesi ve toplanacak tüm kanıtlar birlikte değerlendirilip, ulaşılacak sonuca göre bir hüküm kurulması" gereğine değinilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; hükme esas alınan tanık beyanları ve bilirkişi raporları uyarınca; davacıların dayanağı tapu kayıtlarının dava konusu taşınmazlara uygulanabilir nitelikte olmadığı, vergi kayıtlarının ise mülkiyet belgesi olmayıp, davacıların dava konusu taşınmazlarda ekonomik amaca uygun zilyetliklerinin bulunmadığı, .... Mahallesi 4 28... , 39, 40... parsellerin tamamı ile 4 28... parselin bilirkişi raporlarında (43/A), (43/B) (43/C) harfleri ile .... Mahallesi 1 07... parselin ise (107/1A) ve (107/1B) harfleri ile gösterilen kısımlarının orman sayılan yerlerden olduğu gerekçesiyle, Orman İdaresi dışındaki asıl dosya ve birleşen dosya davacıları ile müdahil davacıların davalarının reddine, Orman İdaresinin davasının kısmen kabulüne ve kısmen reddine, 4 28... parsel sayılı taşınmazın kadastro tespitindeki gibi ham toprak vasfıyla Hazine adına tapuya tesciline, 4 28... , 39, 40... parsel sayılı taşınmazların kadastro tespitlerinin iptali ile orman vasfıyla Hazine tapuya tescillerine, 4 28... parsel ile 1 07... parsel sayılı taşınmazların kadastro tespitlerinin iptali ile bilirkişi raporlarında (43/A), (43/B), (43/C), (107/1A) ve (107/1B) harfleri ile gösterilen kısımların ayrı ada ve parsel numaraları verilmek suretiyle orman vasfıyla Hazine adına tapuya tescillerine, (43/D1), (43/D2) ve (107/1C) harfleri ile gösterilen kısımların ayrı ada ve parsel numaraları verilmek suretiyle mera olarak sınırlandırılmalarına ve özel sicilllerine kaydedilmelerine karar verilmiş; hüküm, davacılar ..., ..., asli müdahil .... İdaresi vekili ile bir kısım davacı ve müdahiller vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1. Davacılar ..., ... ile bir kısım davacı ve müdahiller vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacılar ..., ... ile bir kısım davacı ve müdahiller vekilinin temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2. Asli müdahil ... İdaresi vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Hemen belirtmek gerekir ki; usuli kazanılmış hak kavramı, anlam itibarıyla bir davada Mahkemenin ya da tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan hakkı ifade etmektedir. Usuli müktesep hak müessesesi, 6100 sayılı Kanun'da düzenlenmiş olmamakla beraber davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrar sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay uygulamaları ile geliştirilmiş, öğretide kabul görmüş ve usul hukukunun vazgeçilmez ana ilkelerinden biri hâline gelmiştir.
Usuli kazanılmış hak ilkesi kamu düzeniyle ilgilidir. (Yargıtay İçtihadı Birleştirme Hukuk Genel Kurulunun 09.05.1960 tarihli ve 1960/21 Esas, 1960/9 Karar; 04.02.1959 tarihli ve 1959/13 Esas, 1959/5 Karar sayılı içtihadı birleştirme kararları)
Usuli kazanılmış hakkın hukuki sonuç doğurabilmesi için; bir davada ya taraflar ya Mahkeme ya da Yargıtay tarafından açık biçimde yapılmış olan ve istisnalar arasında sayılmayan bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan bir hakkın varlığından söz edilebilmesi gerekir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 12.07.2006 tarihli ve 2006/4-519 Esas, 2006/527 Karar sayılı, 03.12.2008 tarihli ve 2008/10-730 Esas, 2008/732 Karar sayılı kararları)
Bazı konuların bozma kararının kapsamı dışında kalarak kesinleşmesi durumunda da usuli kazanılmış hak doğmuş olur. Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün, bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Bozma kararına uyan Mahkeme, kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez.Yani kesinleşmiş bu kısımlar o kısımlar lehine olan taraf yararına bir usuli müktesep hak teşkil eder.
Somut olaya gelince; İlk Derece Mahkemesince verilen ilk kararda davacı ... İdaresinin davasının kabulüne, .... köyü 4 28... , 39, 40, 41, 42... parsel sayılı taşınmazlar ile .... köyü 1 07... parsel numaralı taşınmazın kadastro tespitlerinin iptali ile orman vasfıyla Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiş, anılan karar davacı gerçek kişiler tarafından temyiz edilmişse de davalı Hazine ve köy tüzel kişilikleri tarafından temyiz edilmemiştir. Davacılar ..., ..., ..., ..., ...,....,.... ve.... Köyü Tüzel Kişiliğinin temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince eksik araştırma inceleme yapıldığından bahisle kararın bozulmasına karar verilmiştir. Bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince gerçek kişilerin davasının reddine, asli müdahil Orman İdaresinin davasının kısmen kabulüne ve kısmen reddine karar verilmiştir. Az yukarıda da açıklandığı üzere davalı Hazine ve ilgili köy tüzel kişilikleri ilk kararı temyiz etmemiş olup, bu nedenle davacı ... İdaresi lehine usuli kazanılmış hak oluştuğundan İlk Derece Mahkemesince davanın tümden kabulüne karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçelerle davanın kısmen reddedilmiş olması doğru görülmemiş ve hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan sebeplerle; davacılar ..., ... ile bir kısım davacı ve müdahiller vekilinin temyiz itirazlarının REDDİNE,
(2) numaralı bentte açıklanan sebeplerle; asli müdahil Orman İdaresi vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı Kanun'un 428. maddesi gereğince BOZULMASINA,
179,90 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 435,50 TL'nin temyiz edenlerden ayrı ayrı alınmasına,
1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
18.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.