MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/1634 E., 2023/1685 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Gölbaşı (Ankara) Kadastro Mahkemesi
SAYISI : 2021/40 E., 2022/35 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. Ankara ili .... ilçesi ..... Mahallesi çalışma alanında 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 22/2-a maddesi uyarınca yapılan uygulama kadastrosu sırasında, tapuda davacı ... adına kayıtlı bulunan eski 316 parsel sayılı 50.125 m² yüzölçümündeki taşınmaz, 55 79... parsel numarasıyla ve 31.871,92 m² yüzölçümlü olarak; davalı Hazine adına tapuda kayıtlı bulunan eski 1088 parsel sayılı 19.250 m² yüzölçümündeki taşınmaz ise 55 79... parsel numarasıyla ve 18.382,80 m² yüzölçümlü olarak tespit edilmiştir.
2. Davacı ... vekili dava dilekçesinde; Ankara ili ... ilçesi ..... Mahallesi .... Tepesi mevkinde 316 parselde kain 50.125,00 m²lik tarla vasıflı taşınmazın 2/3 payını 17.07.2014 tarihinde, 1/3 payını ise 14.11.2014 tarihinde müvekkili tarafından satın alındığını, 08.10.2021 tarihinde 3402 sayılı Kanun'un 22/a maddesi kapsamında yapılan kadastro güncelleme çalışmasında müvekkili adına kayıtlı olan eski 316 parselin yeni 55 79... parsel olarak ve 31.871,92 m² olarak tespit edildiğini, taşınmazda 18.253,08 m² azalma olduğunu, müvekkilinin taşınmazından azalan kısmın 55 79... parselde Hazine adına tespit edildiğini, müvekkilinin taşınmazı tapu kaydına güvenerek satın aldığını, azalan kısmın müvekkilinin parseline eklenmesi gerektiğini, bunun mümkün olmaması halinde ise 3402 sayılı Kanun'un 14. maddesi gereği kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle taşınmazın müvekkili adına tescilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde; davanın Kadastro Müdürlüğü yönünden husumetten reddi gerektiğini, husumetin taşınmazda eksilmeye ya da sınır değişikliğine sebep olan komşu parsel maliklerine yönetilmesinin gerektiğini, tesis kadastrosu sırasında alan hesabı yapılırken eski 316 parselin yüzölçümünün 31.125,00 m² hesaplanmasına rağmen sehven bir alt sınırda bulunan eski 283 parselin yüzölçümü olan 50.125,00 m²sinin 316 parselin yüzölçümü olarak tapu kütüğüne aktarılmasından kaynaklandığının belirlendiğini, yapılan güncelleme çalışmasının mevzuata uygun olduğunu, dava konusu taşınmazda vasıf ve mülkiyet değişikliğine yol açmadığını, zemindeki fiili sınırın değişmediğini ve taşınmazın zemin ile uyumlu hale geldiğini, davanın süresinde açılmadığını, zamanaşımı nedeniyle reddi gerektiğini, davada pasif dava ehliyetinin bulunmadığını belirterek, davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "davalı parsellerin bulunduğu yerde komisyon tarafından 3402 sayılı Kanun'un 22/2-a maddesi hükmüne göre yapılan uygulama çalışmalarının tekniğine, yönetmelik ve kanun hükümlerine uygun yapıldığı, bu durumun 1991-2008-20 13... tarihli hava fotoğrafları, mahalli bilirkişi beyanları ve teknik bilirkişi raporları ile doğrulandığı anlaşıldığından Mahkememizce Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 2016/4280 Esas ve 2018/5443 Karar sayılı ilamı doğrultusunda davacı tarafın Kadastro Müdürlüğüne yöneltmiş olduğu davanın, Kadastro Müdürlüğü tarafından yapılan çalışmalar sonucu belirlenen yüzölçüm farklılığının teknoloji farklılığından ve hesaplama yönteminden kaynaklanması" gerekçeleriyle, davacı ... tarafından açılan davanın reddine karar vermiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "harita mühendisi tarafından yöntemine uygun şekilde tesis kadastrosu ve 22/a maddesi gereğince yapılan uygulama kadastrosu paftası ile tesis kadastro tarihine en yakın tarihli hava fotoğraflarının çakıştırılması neticesinde, eski 316 sayılı parselin yüzölçüm karnesindeki alanının 31.125,00 m² olarak hesaplandığı, ancak tapulama tutanağına 50.125,00 m² olarak yazıldığı, uygulama kadastro çalışmalarında dava konusu 55 79... sayılı parselde meydana gelen eksikliğin herhangi bir parselde kalmayıp, başka bir parsele dahil edilmediğini, eksikliğin sebebinin başka bir parsele ait 50.125 m² miktarındaki alanın sehven ve hatalı olarak 316 parsel alanı olarak yazılmasından kaynaklandığı, bu nedenle yüzölçümünün hatalı tespit edildiği, 22/a uygulaması ile dava konusu 55 79... sayılı parselin oluşturulan sınırlarının hava fotoğrafı ile de uyumlu olduğu, böylece dava konusu 55 79... parsel sayılı taşınmazla ilgili uygulama kadastrosunun, 3402 sayılı Kanun'un 22/a maddesi ile bu maddenin uygulanmasına ilişkin Yönetmelik hükümlerine uygun yapıldığı anlaşıldığından Mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden kanuna aykırılık bulunmadığı" gerekçesiyle, davacı ... vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353/(1)-b.1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; Bölge Adliye Mahkemesi kararının usul ve kanuna aykırı olduğunu, kadastro güncellemesi neticesinde davacı ... adına kayıtlı tarla vasıflı taşınmazın yüzölçümünün 50.125,00 m²den 31.871,92 m²ye düşürüldüğünü, davacı tarafından 2014 yılında elbirliği ile malik olan hissedarlardan bedeli mukabili satın alınan 50.125,00 m² yüzölçümlü tarla vasıflı taşınmazın 31.871,92 m²ye düşürülmesi sonucu 18.253,08 m² yüzölçümü azalma meydana geldiğini, Mahkeme kararının eksik inceleme nedeniyle isabetsiz olduğunu, keşifte dinlenen tanık beyanları ve yer göstermeleri ile ziraat bilirkişisi raporu ve dosyaya celp edilen hava fotoğrafları ışığında dava konusu her iki taşınmazın kadimden beri bir bütün olduğu ve davacı tarafça kullanıldığının sabit olduğunu, Tapulama Tutanağında 311 kütük sayfa no da 316 parselde yüzölçüm önce 31125 yazılmış akabinde üstü çizilerek 50125 yazılmış olduğunu, taşınmazın yüzölçümünün tapu kütüğüne aktarılmasından kaynaklı bir hatanın olmadığını, 316 parsele ilişkin tapu kayıtlarının asıllarının fiziki celbinin yapılmadığını, tapu kaydına güven ilkesine aykırı biçimde güncelleme yapıldığını belirterek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı ... vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesi uyarınca ONANMASINA,
427,60 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 187,80 TL'nin temyiz edenden alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,22.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.