MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
SAYISI : 2023/8 E., 2023/38 K.
KARAR : Davanın kabulüne
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen karar, temyiz incelemesi sonunda Dairemizce bozulmuştur.
İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro sırasında, .... ilçesi .... Mahallesi çalışma alanında bulunan 4 57... parsel sayılı 147.650 m² yüzölçümündeki taşınmaz, dava konusu olması sebebiyle malik hanesi açık bırakılmak suretiyle tespit edilmiş, bilahare kadastro tutanak aslının bulunamaması sebebiyle tutanak ihya edilmiştir.
Davacılar ... ve arkadaşları, irsen intikal ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak, taşınmazın bir bölümünün adlarına tescili istemiyle dava açmışlardır.
İlk Derece Mahkemesinin verdiği karar Yargıtay tarafından bozulmuş olup, uyulan bozma ilamında özetle; "Dosya içeriğine, kararın dayandığı delillere, kanuna uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmediği; ancak davacılar vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde; dava, genel mahkemeden aktarılmış olup, aktarılan davaya konu dosya ve tutanak aslı tüm araştırmalara rağmen bulunamamış, dava konusu 4 57... parsel sayılı taşınmazın tutanağı Yargıtay bozma ilamından sonra ihya edilerek malik hanesi açık olarak tespit edildiği, Kadastro Müdürlüğüne yazılan yazı cevabına göre ise, dava konusu taşınmazın bulunduğu .... köyünde tutanakların 20.12.1971 - 21.02.1972 tarihinde askı ilanına çıkarıldığı bildirildiğine ve aktarılan davaya konu dosya bulunamadığına göre, uyuşmazlığın, Kadastro Müdürlüğü tarafından bildirilen kadastro tespit günündeki tarih esas alınarak, o tarihteki hukuksal duruma göre ve kazanılmış haklar gözetilmek suretiyle çözümlenmesinin zorunlu olduğunun kabulü gerektiği, somut olayda, tespit 1966 tarihinde yürürlüğe giren 766 sayılı Tapulama Kanunu'nun (766 sayılı Kanun) uyarınca yapıldığına ve tespit tarihi itibarıyla 766 sayılı Kanun'un 33. maddesi zilyet lehine hüküm içerdiğine göre, anılan bu madde davacı taraf açısından kazanılmış hak oluşturduğu, dava konusu taşınmazın fiilen ikiye ayrılıp bir bölümünün davacılar, bir bölümünün .... mirasçıları tarafından müştereken zilyet edildiği ve ayrı ayrı lehlerine zilyetlikle mülk edinme koşullarının gerçekleştiği yapılan keşif ve dosya içerisindeki raporlarla anlaşıldığına göre, davacılar ile.... mirasçılarının belgesiz zilyetlik yoluyla her bir parça taşınmazda 100 dönüm miktarında mülk edinmelerinin mümkün bulunduğu; hal böyle olunca; İlk Derece Mahkemesince, anılan yasal düzenlemeler göz önünde bulundurularak davanın kabulüne karar verilmesi gerektiği" gereğine değinilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; "Dava konusu taşınmazların kadastro tespiti 1972 yılında yapıldığı, 766 sayılı Kanun'un 1966 yılında ihdas edildiği, yürürlükte bulunan 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) da 1987 yılında yürürlüğe girdiği, senetsizden mülk edinme konusu bakımından 766 sayılı Kanun'un 3402 sayılı Kanun'a göre daha lehe olduğu, bu sebeple de eldeki davada lehe olan 766 sayılı Kanun'un uygulanması gerektiği, bozma kararı öncesi dosyadaki mevcut deliller incelendiğinde 457 parselin (A) harfiyle gösterilen kısmı yönünden ... mirasçıları adına, (B) harfiyle gösterilen kısımda da ... mirasçıları adına zilyetlikle iktisap koşullarının oluştuğu" gerekçesiyle davanın kabulüne, dava konusu 4 57... parsel sayılı taşınmaz içerisinde fen memuru bilirkişisi Hasan Kılıç'ın 22.10.2018 tarihli bilirkişi ek raporunda (A) harfi ile gösterilen 80.250 m²lik kısmın mevcut parsel yüzölçümünden ifrazen ayrılarak aynı adada ayrı bir parsel numarası verilmek suretiyle hüküm yerinde gösterilen payları oranında ... mirasçıları adına, fen memuru bilirkişisi H.Hakan Harmancı'nın 24.10.2018 havale tarihli bilirkişi Ek-3 raporunda (B) harfi ile gösterilen 67.400 m²lik kısmın mevcut parsel yüzölçümünden ifrazen ayrılarak aynı adada ayrı bir parsel numarası verilmek suretiyle Yeşilhisar Sulh Hukuk Mahkemesinin 02.11.2000 tarihli ve 2000/216 Esas, 2000/227 Karar sayılı veraset ilamında belirtilen miras paylarına göre ... mirasçıları adına tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, yapılan yargılama ve uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirmesine, uyulan bozma ilamı doğrultusunda hüküm verildiğine ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun)
369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, uyulan bozma ilamı ile Bölge Adliye Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı Hazine vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
SONUÇ: Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı Kanun'un 438. maddesi gereğince ONANMASINA,
Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına,
1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
23.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.