MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2022/236 E., 2023/14 K.
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil, müdahalenin men'i ve kal davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen kararın temyiz incelemesi sonunda Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 07.11.1996 tarihli kararı ile onanmasına karar verildiği, bu kararın kesinleştiği, davalılar vekilinin kararı yeniden temyiz etmesi üzerine, İlk Derece Mahkemesince temyiz isteminin reddine dair verilen ek kararın temyiz incelemesini yapan Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yeniden yapılan yargılama sonunda; davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davacı ... İdaresi vekili ile davalı ... ve arkadaşları vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
K A R A R
Yörede, 12.02.1948 tarihinde ilan edilerek kesinleşen 3116 sayılı Orman Kanunu'na göre orman kadastro çalışması bulunmaktadır. Daha sonra yapılan tahditin aplikasyonu ve 6831 sayılı Orman Kanunu'nun (6831 sayılı Kanun) değişik 2. madde çalışması 02.12.1977 tarihinde ilan edilerek kesinleşmiştir. Bu çalışma Antalya İdare Mahkemesinin 15.01.1987 tarihli ve 1985/711 Esas, 1987/17 Karar sayılı kararı ile iptal edilmiştir. 6831 sayılı Kanun'un 3302 sayılı 31.08.1956 tarihli ve 6831 sayılı Orman Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'la (3302 sayılı Kanun) değişik 2/B madde çalışmaları 16.04.1990 tarihinde ilan edilerek kesinleşmiştir.
Dava konusu .... ili kök 116 parsel sayılı taşınmaz 21.300 m² yüzölçümlü olarak Haziran 1927 tarihli ve 11 sıra numaralı tapu kaydı nedeniyle tarla vasfıyla ..... ve .... adlarına 05.11.1963 tarihinde tespit ve 03.01.1965 tarihinde tescil edilmiştir. Dava konusu taşınmaz 30.12.1992 tarihinde imar uygulaması sonucunda 73 07... parsel numarası ve 942 m² yüzölçümü ile arsa vasfıyla tescil edilmiştir. Bu taşınmazda 11.05.1999 tarihinde yapılan hükmen ifraz sonucu 73 07... (307 m²) ve 73 07... parsel (635 m²) olarak tescil edilmiştir. 73 07... parsel sayılı taşınmaz 26.07.2018 tarihinde imar ve birleştirme (73 07... ihdas ve 73 07... ihdas parselleri ile) sonucu 942 m² yüzölçümü ile 73 07... parsel olarak tescil edilmiştir. Son imar uygulaması ile 73 07... parsel, 305 31... numaralı parsel olarak tescil edilmiştir.
Davacı ... İdaresi vekili; taşınmazın kesinleşen orman tahdidi içinde kaldığından bahisle tapu kaydının iptali ile orman vasfıyla Hazine adına tescilini ve davalılarının taşınmaza el atmasının önlenmesi ve kal istemiyle dava açmıştır.
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda; davanın kabulüne 73 07... parsel sayılı taşınmazın bilirkişi raporunda (A) harfiyle gösterilen 307 m²lik kısmının tapu kaydının iptali ile orman vasfıyla Hazine adına tesciline, bu kısma el atmanın önlenmesine, kal talebi hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş; hükmün, davacı ... İdaresi vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 07.11.1996 tarihli ve 1996/11621 Esas, 1996/13731 Karar sayılı ilamı ile onanmıştır. Davalılar .... ve .... vekili 10.11.2017 tarihli dilekçesiyle temyiz talebinde bulunmuş, İlk Derece Mahkemesince 15.11.2017 tarihli ek kararla temyiz talebinin reddine karar verilmiş ve işbu ek karar, davalılar .... ve ..... vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Yargıtay (Kapatılan) 16.Hukuk Dairesinin 2020/3821 Esas ve 2020/5847 Karar sayılı ilamı ile "tebligatların usulsüz olduğu ve gerekçeli karar usulüne uygun olarak tebliğ edilmediğinden kararın kesinleşmediği davalılar ... ve ... vekilinin temyiz isteminin reddine dair ek kararın isabetsiz olup, açıklanan nedenlerle ek kararın bozularak ortadan kaldırılmasına, davalının hükmün esasına ilişkin temyiz itirazlarına gelince; İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiş ise de yapılan araştırma hüküm kurmaya yeterli değildir. Şöyle ki; dava konusu taşınmazın bulunduğu yörede yapılan orman kadastro çalışmalarına ait işe başlama, çalışma, işi bitirme tutanaklarının tamamı dosya arasına alınmamış, taşınmazın tahdide göre konumu usulünce belirlenmemiştir. Yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır. Hal böyle olunca; İlk Derece Mahkemesince dava konusu taşınmazın bulunduğu yörede hangi kanunlara göre orman kadastro çalışmasının yapıldığı araştırılarak her bir çalışmaya ilişkin işe başlama, çalışma, iş bitirme ve sonuçlarının askı ilan tutanakları ile dava konusu taşınmazın bulunduğu yeri orman tahdit sınır noktalarıyla birlikte gösterir onaylı orman tahdit harita örnekleri ayrı ayrı dosya içine alındıktan sonra; önceki bilirkişiler dışında halen Tarım ve Orman Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman yüksek orman mühendisleri arasından seçilecek iki orman mühendisi ve bir harita mühendisinden veya olmadığı takdirde bir tapu fen memurundan oluşturulacak üç kişilik bilirkişi kurulu aracılığıyla yeniden yapılacak keşifte 2 Eylül 1986 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan 6831 sayılı Kanun'a göre orman kadastrosu ve aynı Kanun'un 2/B maddesinin Uygulanması Hakkındaki Yönetmeliğin 54. maddesi uyarınca hazırlanan Orman Kadastrosu Teknik İzahnamesinin 49. maddesinde yazılı “orman sınır noktası ve hatların uygulanmasında tutanaklardan, orman kadastro haritasından, hava fotoğraflarından, varsa ölçü karnelerinden, nirengi, poligon, röper noktalarından yararlanılır. Sınırlama tutanakları ile orman kadastro haritaları arasında çekişme olduğunda ölçü değerleri ve tutanaktaki ifadeler arazinin durumuna göre incelenir, hangisi daha çok uyum gösteriyorsa ve gerçek duruma uygun ise o esas alınır.” hükmü ile, 15.07.2004 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan Orman Kadastrosunun Uygulanması Hakkında Yönetmeliğin “teknik işler” başlıklı dokuzuncu bölümde yazılı esaslar göz önünde bulundurularak uygulama yapılmalı; yerel bilirkişi beyanlarına başvurularak yerinde bulunmayan orman sınır noktaları, bulunanlardan hareketle tutanak ve haritalarda yazılı mevki, yer, kişi isimleri ile açı ve mesafelere göre orman kadastrosu, aplikasyon ve 2/B madde uygulama tutanak ve haritalarının düzenlenmesinde kullanılan hava fotoğrafları ve memleket haritalarından yararlanılarak değişik açı ve uzaklıklardaki en az 6-7 adet orman sınır noktası bulunup röperlenmeli; anlatılan yöntemle bulunan ilk orman kadastrosu, aplikasyon, 2/B madde uygulama ilgili sınır noktaları aynı ölçeğe çevrilerek dava konusu taşınmazın orman kadastrosu aplikasyon ve 2/B madde haritalarına göre konumu genel kadastro paftası üzerinde, her bir çalışma ayrı renkli kalemlerle gösterilmek suretiyle keşfi izleme olanağı sağlanmalı; bilirkişilerden müşterek imzalı rapor ve kroki alınmalı; ilk orman kadastro harita ve tutanakları ile aplikasyon ve 2/B madde harita ve tutanaklarının uyumsuz olması halinde yukarıda yazılı yönetmelikler ile teknik izahnamelerde yazılı tutanakların düzenlenmesine esas alınan hava fotoğrafı ve memleket haritası ile desteklenen ve gerçek duruma uygun düşen tutanaklara değer verileceği düşünülerek, dava konusu taşınmazın tahdit içinde kalan kısımları varsa belirlenmeli ve bundan sonra oluşacak sonuca göre bir karar verilmelidir." gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; "ortak raporlarında dava konusu taşınmazların 2/B blok parseli içerisinde kaldığı, orman parseli sayılmayan yerlerden olduğu yönünde rapor sunulduğu, mahalli bilirkişilerin de bu bilirkişi raporundaki tespitleri destekler mahiyette beyanda bulunduğu, dahili davalılar ... ve... Turizm Ltd Şti'nin davaya dahil edilmesine karar verilmiş ise de; 33 parsel sayılı taşınmazın yüzölçümü itibariyle davalıların ifraz öncesi yüzölçümünü geri kazanmaları nedeniyle davaya konu taşınmazın ifraz işlemi sonrasında gittiği 16 parsel sayılı taşınmazın bulunduğu zemindeki 35 parsel sayılı taşınmazın malikleri olan dahili davalıların davaya dahil edilmesine gerek olmadığı, her ne kadar mahkemenin 01.04.1996 tarihli kararının Yargıtay onamasından sonra kesinleştirilmesi üzerine tapu müdürlüğü tarafından kesinleşme kararına uygun olarak orman olarak tesciline karar verilen kısım yönünden taşınmazın ifraz edilerek taşınmazın 307 m²lik kısmının orman vasfıyla Hazine adına tescil edildiği, davalılar üzerinde kalan hissenin ise parselden ayrılan kısım kadar azaldığı, orman vasfıyla Hazine adına tescil edilen kısmın 307 m² 15 parsele, davalılar adına tescil edilen kısım ise 16 parsel sayılı taşınmazda 605 m² olarak tapuya kaydedildiği; 16 parsel sayılı taşınmazın imar uygulaması sonucunda 33 parsel sayılı taşınmaz haline geldiği, 33 parsel sayılı taşınmazın da yüzölçümünün 942 m² olarak arsa vasfıyla tapuya tescil edildiği, bu haliyle taşınmazın ilk yüzölçümü olan 942 m² ile aynı olacak şekilde yüzölçümünün imar uygulamasıyla düzeltildiği, bu haliyle davalıların taşınmazlarının yüzölçümlerinin eski haline döndürüldüğü dikkate alındığında kesinleşme sonrası taşınmazların ifraz işlemi ile eksilen kısımları yönünden sonrasında davalıların herhangi bir zararlarının kalmadığı, davalıların taşınmazın zemindeki eski durumdaki yeri ile yeni imar planındaki yerinin farklı olduğu yönünde iddiaları mevcut ise de bu durumun imar uygulamasından kaynaklanması nedeniyle mahkemenin görev ve yetkisi kapsamında olmadığı" gerekçesiyle davalılar ... ve ...'na karşı açılan davanın reddine, dahili davalılar ... ve ..... Turizm Ltd. Şti'ye karşı açılan davanın yönünden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş; hüküm, davalı vekili ve davacı ... İdaresi vekili tarafından temyiz edilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin kararı ile 73 07... parsel sayılı taşınmazın bilirkişi raporunda (A) harfiyle gösterilen 307 m²lik kısmının tapu kaydının iptali ile orman vasfıyla Hazine adına tesciline karar verilmiş; bu karar Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 07.11.1996 tarihli ve 1996/11621 Esas, 1996/13731 Karar sayılı ilamı ile onanmıştır. Onama ilamından sonra eski 73 07... parsel 11.05.1999 tarihinde yapılan hükmen ifraz sonucu 73 07... parsel (307 m²) ve 73 07... parsel (635 m²) olarak tescil edilmiştir. Davalılar ... ve... vekili tarafından 10.11.2017 tarihli dilekçesiyle temyiz talebinde bulunması üzerine Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 2020/3821 Esas ve 2020/5847 Karar sayılı ilamı ile yukarıda açıklandığı gerekçelerle İlk Derece Mahkemesinin kararın bozulmasına karar verilmiştir. Bu karar ile hükmen ifraz sonucu oluşan 73 07... parsel (307 m²) sayılı taşınmazın orman olarak tescili hükümsüz kalmıştır. İlk Derece Mahkemesince Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda dava konusu olan kök 73 07... (sehven yapılan hükmen ifraz sonucu 73 07... ve 16 parsel) parsele ilişkin orman iddiasıyla açılan dava reddedilmiştir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 4 28... . maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı vekili ve davacı ... İdaresi vekilinin temyiz dilekçelerinde ileri sürdükleri nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
SONUÇ:
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA,
7139 sayılı Kanun'un 33. maddesi uyarınca Orman İdaresinden harç alınmasına yer olmadığına,
269,85 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 345,55 TL'nin temyiz eden davalıdan alınmasına,
1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
22.12.2025 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.